Arap kültür emperyalizminin Türkiye acentaları

Arap kültür emperyalizminin Türkiye acentaları
12 Ekim 2017 16:39

Türklerin bin yıl önce Müslüman oluşundan itibaren sürekli olarak İslamiyet propagandası ile Arapçılığın milletimizin bireylerinin her birine şırınga edildiğini ve Türklük törelerimiz ile milli davranışlarımızı önemli ölçüde törpülediğimizi yaşadığımız hayatla çok yakından bilmekteyiz.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

 

Bu yazının içeriğinde esas olan nokta Arapların gerçek anlamda çalışmadan geçinen emperyalist bir millet olmaları ve bu emperyalistliklerini İslam inancı yaftası ile kültür emperyalizmi yoluyla yapmış olmalarıdır.

 

 

Tarih boyunca Araplar hep gerçekte İslam ile ilgisi olmayan, kendilerinin ürettiği ta İlkçağ pagan inanışlarından gelen Ortaçağ Arap inançlarını Türk milletine dayatarak Arapçılığı sömürü sistemi olarak dayatmışlardır.

 

 

Ve, Arapçılığın kendiliğinden Türkler arasında gelişip yerleşmesinde önemli iki neden vardır.

 

 

Bunlardan biri Arapların kurnaz yöntemleri ile Türkleri sömürmek için Arapçılığı İslam kılıfı ile sunmalarıdır.

 

 

Diğeri ise Türklerin saf karakterlerine uygun olarak ve İslam’a olan içten bağlılıklarıyla Arapların kurnazca sunduklarını Tanrı’nın emirleri olarak alıp yaşamlarına yerleştirmeleridir.

 

 

Öyle ki, Araplar tarafından zorla veya kültürel olarak Müslüman yapılmış hiçbir millette Türk milletinin maruz kaldığı Arap kültür emperyalizmi asla ve katiyetle gerçekleşmemiştir.

 

 

Örneğin İranlılar Arap kültür emperyalizmini sürekli olarak ret emişlerdir, öyle ki, bizdeki gibi adlarını bile tam anlamıyla Tanrı’nın hoşuna gider ve sevap getiricidir inanışıyla Araplaştırmamışlardır ama Türkler tarih boyunca doğan her çocuğuna hep Arapça adlar koymuşlardır ve bunun gerekçelerini de Hz.Muhammet tarafından söylendiği iddia ettikleri uydurma hadislere bağlamışlardır.

 

 

Araplar hiçbir zaman Kuran’a içtenlikle inanmamışlar ve geçmişlerine dayalı kendi pagan kültürlerini sömürmek ve kullanmak amacıyla diğer Müslüman milletlere kahpece Tanrı emri sopası ile dayatarak kültür emperyalizmini sürekli hale getirmişlerdir.

 

 

Bugün Türk milletinin-son senelerde biraz olumlu kıpırdanmalar olmakla birlikte-kendilerinin ve çocuklarına koydukları adlarına bakın yüzde doksanı Arapça kökenlidir ve anlamları itibariyle Arapların kabalık ve vahşiliklerini yansıtır, hepimizin başına bela olan bu durum kimse rencide olmasın diye örnek vermiyorum.

 

 

Arapların ne kadar Arapçı emperyalist olduklarına dair bir hususu gün ışığına çıkarmak istiyorum.

 

 

Araplar Kuran’da geçen Yahudi peygamberlerin adlarını tarih boyunca çocuklarına koymamışlardır ve pagan(putperest) dönemlerden kalan adları koymaya devam etmişlerdir.

 

 

Ama Türkler o kadar saf ve tertemiz bir millet ki, Kuran’da geçen Yahudi peygamberlere ait adları çocuklarına hep koymuşlardır, örneğin Eyüp, Yakup, Yusuf ve anlamı itibariyle cinselliği hatırlatsa bile Zekeriya gibi vs…

 

 

Bilhassa Emevi döneminden başlamak üzere yalan hadislere ve Hz.Muhammet’e uydurularak dayandırılan yaşam bilgilerine göre Sünnet adıyla Peygamber şöyle dedi, Peygamber, şöyle yedi şöyle içti masallarıyla Arapçılığı Türk milletine dayattılar ve saf milletimizi din soslu zehirle yüzyıllarca sömürdüler.

 

 

Bu öyle böyle bir kültür emperyalizmi değil, Arapçılık öyle yaygın hale geldi ki, yaygın bir akıl hastalığı desek yeridir.

 

 

Şimdi burada önemli bir noktaya dokunmak istiyorum ki zaten makalemizin ana ekseni de budur; Müslüman Türk tarihini şöyle genel anlamda bir göz önüne getirirsek Cumhuriyet dönemine kadar Arapçılık halkımız arasında kulaktan dolma bilgilerle azar azar yayılıyordu ama ulema sınıfı olarak nitelediğimiz medrese eğitiminden geçmiş mollalar, din adamları arasında uygulanan ders programları ile sistemli olarak gerçekleştiriliyordu.Ulema sınıfı ise ”avam” olarak niteledikleri halk sürekli olarak kendilerine muhtaç olması ve otoritelerinin devamı için camilerde vaaz verme dışında bu kültür emperyalizminin dayattığı lanetli bilgileri kimseye öğretmiyorlardı.Böyle bir durum elbette Türk milletini yüzde yüz Araplaşmaktan korumuş, Türk olarak kalmasını sağlamıştır.

 

 

Medrese mollalarından uzak olan ve okuma oranı hemen hemen yok denecek kadar düşük olan halkımız-o dönemlerde okuma yazma oranları biraz yukarılarda olsaydı şimdi tamamen Araplaşmıştık-Arap kültür emperyalizminin acılarını daha kolay atlatıyordu.

 

 

Zaten Cumhuriyet dönemine kadar mollalar yetiştirilen medreseler dışında bir eğitim ve öğretimden bahsetmek olağan dışıydı.

 

 

Türk milletinin ebedi önderi Büyük Atatürk Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurduktan sonra ulusun tüm çocukları tahsil yaşamına başlayınca Tevhid-i Tedrisat(öğretimin birleştirilmesi) Kanunu’nu çıkarak, laik, seküler bir öğretimi başlatarak seri eğitim verilecek modern okullarda Arapçılık belasının ve Arap kültür emperyalizminin önüne yıkılmaz kaleler bariyerler koymuştur.

 

 

Modern Türk okullarına din dersleri koydurmamış ama ‘’ben bu alanda eğitim görmek istiyorum’’ diyenler için imam-hatip okulları ve ilahiyat fakültesini kurmuştu.

 

 

Büyük Atatürk neden din okulları dışındaki okullara din dersi koydurmamıştı? Sorusunun yanıtı şu ünlü sözünde çok açıktır:

 

 

‘’Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller ister.”

 

 

Evet, laik seküler eğitimin temeli de Gazi’nin bu sözünde güneş gibi parlamaktadır.

 

 

Neden?

 

 

Çünkü bilim özgür insan ister, din itaat eden biatçı insan ister.

 

 

Çünkü bilimin dayanağı şüphedir, dinin dayanağı ise ne kadar saçma olursa olsun iman ister.

 

 

Çünkü bilim gözlem, deney ve laboratuar uygulamalarına dayanır, din ise kendilerini Tanrı’nın temsilcisi, evliyası iddialarında bulunan kişilerin iddialarına dayanır.

 

 

Bilim itiraz eden, önüne koyulan her yalancı dolmayı kabul etmeyerek ret eden bireyler ister, din ise ‘’zerre kadar itiraz ettiğinde ebedi olarak cehennemde yanacaksın’’ tehdit ile koyun sürüsü topluluklar ister.

 

 

Bilim haksızlık, zulüm ve hırsızlık yaptıklarında devlet yöneticilerine karşı başkaldırı ve onu alaşağı etmek ister ama din ise her ne yaparlarsa yapsınlar devlet yöneticilerine karşı sonsuz itaat ve bağlılık ister.

 

 

İşte bu nedenlerledir ki, despotlar, diktatörler bilimi insanların yaşamından çıkararak kendilerine kefen giyinmiş mallar yetiştirecek aptallar yetişmesini ister ki, sülalesi ile beraber ebediyen o ülkede hükümran olsunlar.

 

 

Peygamber’den sonra Müslüman milletlerin başına geçenler hep dayatmacı uydurma dinleri bu nedenle beyinlere şırınga etmişlerdir.

 

 

Arap kültür emperyalizminin temeli hep diktatoryal çıkarsal nedenlere dayanır.

 

 

Bugün ise Türkiye ve Türk milletinin çocukları Arap kültür emperyalizminin çok ağır uygulamaları altındadır çünkü bu uygulamalar istisnasız tüm okullarda-ilkokuldan lise bitinceye kadar-yapılmaktadır.

 

 

Bu nedenlerle Türkiye’deki tüm okullar Arap kültür emperyalizminin acenteleri olarak çalışmaktadırlar.

 

 

Arap kültür emperyalizminin en üstte oturan acente genel müdürü her gün yeni fermanlar göndererek Arap kültür emperyalizmini çok sistemli hale getirmiştir.

 

 

Arapların Arapçılık uğruna uydurma inançlarıyla her gün beyinleri yıkanan çocuklarınızı bu gidişle çok yakında tanıyamayacaksınız çünkü size isyan eden evlatlar haline gelecekler.

 

 

Cihat derslerinde ‘’allahuekber’’ naraları, kafirlerin mallarını talan, kızlarını karılarını cariye yapma dersleri ile ‘’Allah için en yakınlarını bile öldüreceksin’’ öğretileri çok yürek yakıcıdır.

 

 

Kuran dersleri bahanesiyle Arap ağzını öğrenme, Arapça ile kavramsal paradigmaların Araplığa dönerek geriye gidişle birlikte Türklük ve bilimsellikten çıkış bizi hızla Ortadoğu bataklığına doğru sürüklemektedir ki, Arap kültür emperyalizmi acenteleri genel müdürünün hedefi de zate budur ki, koyun sürüsü itiraz etmeyen bir toplum oluşsun.

 

 

Gelecekte olacak bir iktidar değişikliğinde Arap kültür emperyalizmi acentelerinin derhal işlevsellikleri ortadan kaldırılarak fabrika ayarlarına döndürülmelidir hatta Türk çocuklarının bir kurstan geçirilerek normal sağlıklarına kavuşturulması ilk yapılacak acil eylem planındaki icraatlardandır.Bu arada Atatürkçülük ve Türklük derslerinim okulların tüm sınıflarına koyularak nekahat döneminin atlatılması olmazsa olmazlardandır.Arap kültür emperyalizni acenteleri genel müdürünün okullarda yaptığı kültürel ve bilimsel tahribat o kadar yüksek boyuttadır.Arapçılığın yaygın bir ruh hastalığı olduğunu herkes çok iyi anlamalıdır.

 

 

Arap kültür emperyalizmi acenteleri genel müdürü İslam’a inandığından değil, sürüler halinde biatçı topluluklar üreteceği için okulları İslam kamuflajıyla Arapçılığı hızla yayma merkezi haline getirmiştir.

 

 

Atatürk’ün Derim Kanunları’nı çiğneyenlerin çok çetin yargılanacağı günler çok yakındır.

 

 

Ey Türk! Daima ümitvar ol.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Arap kültür emperyalizminin Türkiye acentaları
Fakıbaba seni biraz adam bilirdim
Muz Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın ABD’ye verdiği ‘Beni ve çocuklarımı yakalamayın’ rüşveti