Alternatif tıp, deve idrarı ve Peygamber idrarı şifası

Alternatif tıp, deve idrarı ve Peygamber idrarı şifası
29 Temmuz 2017 09:00

Bilindiği gibi bilimsel araştırmalar deney, gözlem ve tecrübelere dayanmaktadır.Bunun dışında insanlığın bellek ve kültüründe kayıtlı olanlar ampirik ve ilkel bilgilerdir, doğruluğu hiçbir zaman kanıtlanmamıştır.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

 

Modern tıp, yani bilimsel tıp son yüzyılda ve bilhassa son elli senede hızla artan bir ivme ile büyük mesafe kat etmiş, buna paralel olara tüm dünyada ve ülkemizde insan ömrü bir hayli uzamıştır.

 

 

Ama herkesin yakından dikkatini çektiği ve zaman zamanda kendine ve yakınlarının iyileşmez hastalıklarına veya yeteri kadar modern bilimsel tıbba teslim olmadığı için alternatif tıp denilen ve mucize tedaviler sunduğu reklamını yapan sağlık çetesine teslim olduğunu çok yakından biliyor ve takip ediyoruz.

 

 

Aslında başımızda bulunan Arapçı hükümetin desteği ile alternatif tıpçı sağlık çetesi ayrı ve uzun, hem de birkaç makalede değerlendirmesi gereken bir konu ama bu makaledeki içerik kastım başlığından son derece bellidir.Bir gün Cumhuriyet’in yok oluş gündeminden başımızı kurtarabilirsek bir eczacı olarak bu korkunç yarayı işleyeceğimden kimsenin kuşkusu olmasın.

 

 

Konuya geçmeden önce bir hususu aydınlatmak yararlı olur düşüncesindeyim.

 

 

O da modern bilimsel tıbbın hastaları bilimsel bulgularla tanı koyduğu ve sağılttığı(tedavi) ama alternatif tıbbın da bilimsel kanıtlara değil, insanlığın binlerce yıl öncesinden başlamak üzere bugüne kadar gelen dogmatik hurafe inançlara dayandığını çok yakından bilmekteyiz.

 

 

Sahtekarlık yapan alternatif tıpçılar bu nedenlerle uyduruk formüllerini halka ilaç diye astronomik fiyatlarla satarken hem geçmişin neidüğü belirsiz sözlerini, sağlık konusunda masallaşmış tarihsel kişilikleri ve bu arada ayetleri, hadisleri bol bol kullanırlar.Bu hallerine baktığımız zaman bu sağlık çetesinin insanların kanını emdiği ve modern bilimsel tıptan uzaklaştırarak ömürlerini kısalttıkları çok acı vakıadır.

 

 

Kısaca, kendini alternatif tıp sahtekarlarına teslim edenler dogmatik inançlar üzerinden hareket ederler, modern bilimsel tıbba güvenenler ise akıl ve bilimi rehber edinmiş aydın kafalı insanlardır.

 

 

Bu arada alternatif tıbba paralel olarak İslam literatüründe adına ‘’tıbb-i nebevi’’ yani peygamber tıbbı dedikleri bir başlık vardır ki, hadis kitaplarının başlıca konularındadır.

 

 

‘’Tıbb-i nebevi’’ konusunda işin inanç yönü herkesin kendisini ilgilendirir ama böyle bir konuyu tarafsız teoloji bilimiyle değerlendirdiğimiz zaman sağlık konusunda Hz.Muhammed’in söylediği hadisler devrin uygulanan Arap tıbbını kapsadığı su götürmez bir gerçektir ki, biraz sonra aşağıda vereceğimiz hadisler , bilimsel saptamalar üzerinden bütün gerçekliği çıplaklığı ile açığa çıkaracaktır.

 

 

Ama bilimsel değil de, inançsal değerlere sıkı sıkıya bağlı bireyler maneviyattan gelen şifalar bağlamında ‘’tıbb-i nebevi’’ye uyarak şifa aramaktadır ki, elbet böyle bir durum çok doğal hakkıdır.

 

 

Şimdi konuya yavaş yavaş girelim.

 

 

Güncel olayları yakından takip edenlerin çok iyi anımsayacağı gibi, belki en çok bir hafta önce kamuoyunda ‘’deve sidiği’’ tartışması olmuş ve bu konuda iki ilahiyatçı kıyasıya tartışmış ve ‘’deve sidiği’’nin şifasını inkar eden ilahiyatçının diğerinin önüne bir şişe ‘’deve sidiği’’ koyarak onun samimiyet testine tabi tutmuş, tabii ki adam sıkışarak mosmor kesilmiş, işi din bezirganlarının her zaman yaptığı gibi ‘’Benim şifaya ihtiyacım yok…’’ ifadesiyle geçiştirmeye çalışmıştı.

 

 

Şimdi İslam’ın kendi kaynaklarından işin aslını ortaya koyalım.

 

 

Bakın İslam’ın Kuran’dan sonra gelen en önemli kaynakları olan Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, Ahmet bin Hanbel hadis külliyatlarında ‘’deve sidiği’’ olayı şu şekilde anlatılır:

 

 

‘’Hz.Enes anlatıyor:Ukl veya Ureyna kabilesi Hz.Peygamber’e biat ederek Müslüman oldular.Bir müddet sonra ‘’Medine’nin havası onlara dokundu ve hasta oldular.Şikayetleri üzerine Hz.Peygamber , kendilerine verdiği çoban ve develeriyle birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerinin sütünden ve idrarından içmelerini öğütledi.Adamlar bir müddet develerin süt ve idrarından içtiler ve sağlıklarına kavuştular.Derken çobanları öldürüp, develeri önlerine katıp, götürdüler.Olaydan haberdar olan Hz.Peygamber birkaç adam peşlerine taktı ve nihayet onları bir yerde yakalayıp getirdiler.Hz.Peygamber onlara hak ettikleri ağır bir cezayı tatbik etti.Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti …’’ bize olayın doğruluğunu ve bu bağlamda alternatif tıbbın önemli bir kolu olarak kabul edilen ‘’tıbb-i nebevi’’ye girdiğini anımsatalım.

 

 

‘’Tıbb-i nebevi’’de sadece ‘’deve sidiği’’ için tavsiyesi mi var?

 

 

Örneğin Hz. Muhammed’in kanının içilmesinin yararına ait tavsiyesini muteber hadis kaynakları olan Darakutni, Ei-Aşkalani, Heysemi, El-Haim gibi kitaplarda Hz.Muhammed’in kanının içilmesi ne güzel tavsiye edilmiş:

 

 

‘’Abdullah (sahabeden bir kişi) sekiz dokuz yaşlarındayken Resulullah kendisine hacamat ettirdiği kanını toprağa gömmesi için bir kap içinde vermiş, Abdullah oradan ayrıldıktan sonra tek başına kalınca , Peygamber’in kanını gömeceğine, içmiştir.Geri dönüp gelince Resulullah(SAV):

-Ne yaptın? Diye sorar.

-Onu ortadan kaldırdım, demiş.

Fahri kainat Efendimiz(SAV) vaziyetten şüphelenip:

-‘’Herhalde onu içtin’’ demiş.

-‘’Evet’’ demiştir.

Bunun üzerine Efendimiz(SAV) ‘’Kanı kanıma kavuşana ateş(cehennem) temas etmez buyurmuştur.

 

 

Peki, ‘’tıbb-i nebevi’’de yine Hz.Muhammed’in hadislerine dayalı olarak kendi idrarının, yani Peygamber idrarının içilmesi tavsiyesi nasıl anlatılır?

 

 

Yine İslam’ın kendi kaynakları olan Beyhaki’nin Sünen-ül Kübra ve Tabarani’nin Muc’emul Kebir adlı hadis kitaplarında olay şöyle anlatılır:

 

 

‘’Umeyme binti Ruk’ayka’nın bildirdiğine göre Hz.Peygamber(SAV)’in hurma ağacından yapılmış bir kabı vardı ve geceleyin ihtiyaç duyduğunda, seriri(karyola, divan) altına koyduğu bu kabına bevl eder(idrar) ve onu tekrar karyola altına koyardı.Bir gece ine aynı şekilde o kaba ihtiyacını giderdi ve kabı karyolasının altına koydu.Daha sonra baktığında kapta idrar olmadığını gördü.Kaptaki idrarın nerede odlunu sorunca, ei Ummü Habibe’nin

Habeşistan’dan getirdiği hizmetçisi Bereke’nin içtiğini söylediler.Bunun üzerine Resul-ü Ekrem ‘Büyük ölçüde kendisini ateşten(cehennem) korudu’’ buyurdu.

 

 

Ayrıca Resulullah idrarını içen hizmetçisi Bereke’ye ‘’Kaptaki idrar nerede?’’ sorunca, Bereke buna karşılık olarak ‘Onu ben içtim Ey Allah’ın Resulü!’ diye cevap verir.Bunun üzerine Peygamber azı dişleri görülünceye kadar güldü ve ‘’Bundan sonra asla karın ağrısı duymayacaksın’ buyurdu’’

 

 

Sevgili okurlarım, Cüppeli Ahmet Hoca o meşhur ‘’Sümük-ü Şerif’’ yani Hz.Mhammed abdest aldıktan sonra o günün koşullarında bir kaba dolan sümüklü abdest suyunu teberrüken (bereketlenmek için) yüzlerine gözlerine, elbiselerine sürdükleri su bilgilerinden sonra eminim ki, şimdi de ‘’Sidik-i Şerif’’ adıyla Peygamber idrarı hakkında hadis kaynaklı olarak kamuoyunu aydınlatacaktı ki, ben ondan önce davrandım, diyerek yukarıda anlattığım Arap adetleri hakkında genel kanaatimi bildireyim.

 

 

İnsanlık tarih boyunca temiz ve pis, mikroplu ve mikropsuz demeden çeşitli maddelerden sağlık ve beslenme konusunda medet ummuşlardır.

 

 

Özellikle kutsal olarak değerlendirilen kişi ve canlılardan ve onların vücutlarından çıkardıklarından yarar ummuşlardır.

 

 

Örneğin, Hindular da tarihsel süreç içinde ve şimdi de inek idrarından hastalıkları için çare aramışlar ve içmişlerdir.Şimdi bile Hindistan’ın çoğu bölgelerinde inek süt ve yoğurdunun yanında idrarı da satılmaktadır.

 

 

Araplar’da da ‘’deve sidiği’’ içmek mezhepleri mucibince helaldir ve başlı başına bir sektördür.

 

 

Sanırım 2014 yılında bir Pakistanlı kendi sidiğini 7 yıl boyunca Cidde’de ‘’deve sidiği’’ diye sattığından yakalanıp cezalandırılmıştır.

 

 

Ayrıca 2008 yılında Suudi Arabistan Kralı Abdulaziz ‘’deve sidiği’’nin kanser için çare olduğu düşüncesiyle bir ilaç patenti verilmiştir.

 

 

‘’Peygamber idrarı’’ meselesi zaten Hz.Muhammed’in vefatıyla kendiliğinden kapanmıştır.Şunu da kaydedelim ki, tarihsel süreç içinde insanlar sadece böyle deve ve inek idrarı gibi pis maddelerden değil, aynı zamanda kutsallarının dışkılarını bile kullanmışlardır.İdrar içme meselesi insanlığın bir derece sözüm ona iyileştirilmiş halidir.

 

 

Büyük Atatürk Araplardan neden uzak kaçtı ve Türk milletine bunu öğütledi?

 

 

Sadece Arapların nankör, bölücü ve sırttan hançerleyici bir ulus olduğundan dolayı mı?

 

 

O büyük deha düşünsel interlandını çok geniş tutmuştur, Arapların yukarıda anlattıklarım ve bu paraleldeki dogmatik hurafelere sıkı sıkıya bağlı olduklarında son derece emindi ve Türk topraklarında bilimsel gelişmenin hızla yükselmesi için Arap kültür, inanç ve geleneklerinden uzaklaşılması gerektiğini çok iyi biliyordu.

 

 

AKP ve onun doğal lideri ne yapıyor?

 

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizi tanıştırıp buluşturduğu Batı uygarlığından uzaklaştırarak ‘’deve sidiği’’ eşdeğerindeki Arap inanç ve bilim dışı uygulamalarıyla tanıştırıyor ve sonuçta ‘’deve sidiği’’ni savunan profesör ünvanlı bir zavallı da televizyonlarda boy gösteriyor.Batı da böyle adamları stand upçı olarak izlerler.

 

 

Başımızdaki 5 milyonluk Suriyeli sığınmacı Arap belası, okullara konulan Arap aşiretler arası talancı yaşamının dine aksetmiş şekli olan cihat dersleri,-ilk fırsatta yazmayı düşünüyorum-Arapçılık propagandasının yapıldığı sayıları her gün çoğaltılan imam-hatip okullar, dogmatik Arap düşüncesine uygun olarak kaldırılan ve yüzde yüz bilimsel olan evrim teorisi, turizm okullarından kaldırılan içki sevisi dersleri,-sanki geçmiş ve günümüzde Araplar hiç içmemiş, bir gün hazret olarak nitelenenlerin bile nasıl da içkici olduklarını yazarsam bizim Arap sevdalıları hop oturup, hop kalkar-Arapların ve Ortadoğu çomarlarının milyonlar halinde vatanımızı işgal edercesine vatandaş yapılması.

 

 

Dertlerimizin hangi birine yanalım?

 

 

‘’Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete!’’

 

 

Kördüğümü Türk milletinden başka kimse çözemez.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Tayyip Erdoğan Türkiye’yi Makyavelist politikalarla yönetiyor!
Türkiye’yi hareket halindeki korkunç cehalet yönetiyor
Türkiye tarihinin en büyük devlet-millet soygunu devr-i sabık yapılmalıdır