Ahlak ve siyaset

Ahlak ve siyaset
22 Eylül 2019 17:30

Gerek İyi Parti’nin 2023’de Erdoğan ve Bahçeli ile ittifak yapıp yapmayacağı tartışmaları, gerek başka birçok husus bana ahlak denen olguyu hatırlattı.

 

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 

 
Ahlak esasen bir toplumda kurumlaşır.

 
Devlet ahlakı, siyaset ahlakı, bireysel ahlak vs.

 
Bu kurumlaşmanın ardında modeller vardır.

 
Yani, devlet veya siyaset toplumda yerleşmiş olan ahlak parametreleri üzerinde şekillenir.

 
Devlet ahlakı nedir?

 
Mesela…

 
Bağımsızlık, ekonomik olarak kendini var etme, kendi toprağı üzerinde iyi yaşama, bir başka güç tarafından ezilmeme vs. gibi sebeplerle ortaya çıkan devlet bir ahlaka dayanır.

 

 
Türkiye Cumhuriyeti örneğin seçkin bir devlet ahlakı ile kurulmuştu.

 
Arkasında bu topraklarda yaşayan insanların bağımsız olma, horlanmama, saygı görme, kendi değerleri etrafında yaşayabilme gibi istekleri ve kurduğu devleti ideallerle şekillendiren Atatürk vardı.

 

 
Bu devlet ahlakı esasen öylesine bir ahlak ve ideal zemini taşıyordu ki, gerek Atatürk gerek annesi bu idealist ruhla asla devlet malı yemedi, tam tersine tüm varlıklarını devlete ve topluma bıraktı.

 
Atatürk’ün sıkça eskiden adı edilen birkaç parça kaliteli kıyafeti, bindiği o zamanın koşullarına göre bir araba, Florya’da girdiği bir deniz, ordaki küçücük bir teknesi en büyük ve tek lüksüydü.

 

 
Dolmabahçe’de kalıyordu son zamanlarında, bu da devlet ve toplum malıydı.

 

 
Ve, devleti kurma öncesi dönemlerinden sonrasına kadar aslında hep çok mütevazi yerlerde yaşadı ve çalıştı. (Çankaya, Ankara Garı arkası, Florya Deniz Köşkü vs. ki Florya Deniz Köşküne köşk demek aslında komik, o kadar sade bir şey ki, Çankaya’daki evi de öyle, Ankara Garı zaten karanlık iki oda)

 
Şimdi, ben siyaset ahlakını aslında dünyadan da tanıdım.

 

 
Gerek Avrupa devletleri, gerek başka bazı Avrupa dışı ülkelerde halkına fayda getiren tüm devletlerin temelinde ahlak var.

 

 
Bila istisna.

 
Halkına, “Size Noel ağacınız için iki mum bile veremem, size sadece inanç ve umut vaad edebilirim” diyen ve halkını sonradan en müreffeh hale getiren devlet adamları var.

 
Açlıkta çalışan ve didinen insanlar var, safahat ve lüks ile alakası olmayanlar var.

 
Devlet kadar siyaset de ahlak temelinde yükseliyor.

 
Ki…

 
Ahlakın tarihi Aristo ile başlar dersek, Aristo okursanız görürsünüz ki, Aristo insanoğlunun ilk dönemlerinde mevcut olmayan ideal, manevi değer ve ahlakın kuramını oluşturmaya çalışmış hep.

 
Bu kuramını, “iyi amaç” olarak özetleyebiliriz.

 
İyi amaç nedir; bir hastaya yardımdır, insanları doyurmaktır, çocukları ve yaşlıları korumaktır, topumunun refahını ve mutluluğunu yükseltmektir, doğayı korumaktır vs. vs.

 
İşte dünyada da halen bu durum, bizdeki, siyaset bozuktur, siyasetçi bozuktur, yalancıdır, hırsızdır, çıkarcıdır gibi güçlü inançların aksine, ahlak ve iyi amaç üzerinde ilerliyor.

 
Bunu yüzeyden görmek her zaman kolay değil ama uzun süreli gözlemler insanlara bunu kolayca gösterebilir.

 
Ve…

 
Ahlak öyle bir şeydir ki, onu taşıyan siyasetçi belli hasletlere sahip olmak durumundadır.

 
Mesela devlet malı, vergi gelirleri vs. kendi istifadesi için kullanılmaz, devlet imkanları kendi egosu ve rahatı için kullanılmaz, rüşvet alınmaz, kendi parasal imkanlarını güçlendirmek için kullanılmaz…

 
Bu bir siyasetçide olması gereken en temel özelliktir.

 
Ben siyaseti ve siyasetçiyi ilk önce bu gözle bakarım.

 
Bu yoksa, olay benim için başlamadan bitmiştir.

 
Örneğin, asker olsaydım bir devlet malı yiyiciye selam duramazdım.

 
Ki, devletlerde asker selamı da ulvi değerlere yöneliktir.

 
Devletlerin tüm sembolleri ulvi değerleri temsil eder.

 
Bu temeli taşımayan siyasetçilerle gidilmez, yol gidilmez.

 
Bir toplumda siyasi gelişim için öncelikle tüm siyasi aktörlerin ahlakı talep etmesi gerekir.

 
Harvard Üniversitesi siyasal bilimcileri sık sık Avrupa’da konferans verir veya danışman olarak çağrılır.

 
Bunları izleme fırsatım oldu geçmişte.

 
Bunlar ve onları dinleyen siyasetçiler konuşurken/dinlerken ağlarlar.

 
Yani temeldeki maneviyatları o kadar güçlüdür.

 
Bu olmadan zaten ne siyasetçi olur, ne de o toplum ilerler.

 
İşte ben şu anda Türkiye’deki tüm siyasal gelişmelerde ahlak parametresini takip ediyor, gelişmeleri bu açıdan izliyorum.

 
Bu manevi temeli çineyen hiçkimsenin zırnık başarılı olamayacağını ve tarihe birşey bırakamayacağını da adım gibi biliyorum.

 
not: Şu anda toplumumuzda bir ahlak çürümesi de var, cinayetlerden tutun, kızını öldürenlerden para alıp şikayetinden vazgeçen babalara kadar.

 
Bu durum Türkiye’de üst kültürün artık ahlak modelleri üretememesinden ileri geliyor.

 
Neyse şimdi bu konuyu uzatmayayım. Fox Tv muhabirinden söz etmek istiyorum.

 
BU MUHABİRİN SUÇU NE?

 

 
Bakın, önceki gün Erdoğan ile Fox Tv muhabiri arasında geçen konuşmaya…..

 
“-Fox muhabiri: CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun tank-palet fabrikası ile ilgili bir iddiası vardı. Gizli kararname çıkarıldığı yönünde. Hem bu iddiayı hem de gelinen son noktayı size sormak isterim…
-Erdoğan: Bakın size çok açık bir söylüyeceğim. Fox TV’yi bir yalan medya olmaktan bir defa çıkarın. Bir defa dürüst olun. Ya Kılıçdaroğlu hayatını yalanlar üzerine düzenlemiş olan bir siyasidir. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı buranın satın alma veya satma böyle bir şey olmadığını söylüyor. Hukukta bir kaide var. Önce onu öğreneceksiniz. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Müddei kim burada? Kılıçdaroğlu… Kılıçdaroğlu önce gerçekten Arifiye satılmış mı, satılmamış mı bunu ispat etmesi lazım.”

 
Şimdi, muhabiri ülkenin ana muhalefet liderinin Erdoğan ile ilgili bir sözünü soruyor.

 
Kendinden hiçbir şey yok bile soruda.

 
Erdoğan ise, kamu adına görev yapan gazetecinin kanalına yalancı demekten başlıyor, Kılıçdaroğlu’nun yalancılığından çıkıyor.

 
Soru oysa çok basit.

 
Bu iddiaya ne diyorsunuz?

 
Cevap yok. Fox muhabirinin kanalı hakkında fikir yürütüyor bunun yerine.

 
Kılıçdaroğlu da müddei olarak iddiasını ispatlamalıymış.

 
Bu şuna benziyor…

 
Eğitim bakanına soruyorsunuz…

 
“Çocuklar okula saat 6’da mı başlayacak?”

 
Bakan cevap veriyor…

 
“Bu iddianızı ispatlamak zorundasınız.”

 
Bu ne saçmalık normal dünyada ama bizde rutin.

 
Gazetecinin alanına giriyor bir de ve ona akıl veriyor.

 
Oysa denklem çok basit…

 
Muhabir soru sorar, siyasetçi o soruya cevap verir veya, “bu soruya cevap vermek istemiyorum” der.

 
Takdir milletindir.

 

 

Safile USUL Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
İmamoğlu’nun yaşam seferberliği sizin bombalarınızın gölgesinde kalıyor
İç politika bitti
Mecbur muyuz?