Adil Yargılanma hakkının ihlali

Adil Yargılanma hakkının ihlali
21 Ekim 2016 17:44

Fiilen askıya alınan mevcut Anayasamızın 36.maddesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 10.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6.maddesi “Adil Yargılanma Hakkı” nı düzenlemektedir. Buna göre, herkes, gerek hukuk davalarında ve gerekse ceza davalarında kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda adil yargılanma hakkına sahiptir. AİHS’nin 6/3 maddesinde ; her sanığın kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanmak ve eğer tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın yardımından yararlanmak hakkı da vardır. Bu hak, yargılanan her sanık için temel bir haktır.

 

 

 

 

Av. Kemal AKKURT  H&H YORUM

 

 

Ülkemiz, maalesef adil yargılanma hakkı nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından en çok mahkûm edilen ülkelerin başında gelmektedir. Anayasamızın 90.maddesine eklenen son fıkra ile, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler yasa hükmünde olup, bunlar aleyhine anayasaya aykırılık iddiasında bile bulunulamaz. Bu çerçevede ülkemiz AİHS’yi kabul etmiş ve yurttaşlarına AİHM’ne “Bireysel Başvurma Hakkı” nı tanımıştır.

 

 

 

 

AİHM, yargılanan sanık için avukat yardımından yararlanma hakkını öngörmenin ötesinde, “silahların eşitliği” ilkesi gereğince, sanığın ceza davasının ilk aşamasından itibaren avukata erişebilme hakkını da adil yargılanma hakkının önemli bir parçası olarak kabul etmektedir. Yani adil yargılanma için; daha polis sorgulamasının ilk aşamalarında bile sanığa bir avukatın yardımından yararlanma olanağının sağlanmamasını, sözleşmenin adil yargılanma hakkının ihlali saymaktadır. AİHM, sanığın polis tarafından alıkonulduğu sürenin ilk 48 saati boyunca (30 gün değil !) avukat yardımından yoksun bırakılması nedeniyle, Birleşik Krallığı mahkum etmiştir (John Murray/ Birleşik Krallık davası).

 

 

 

Masumiyet Karinesi :

 

 

 
AİHS’nin 6.maddesinde düzenlenen Adil yargılanma hakkının önemli ögelerinden biri de “masumiyet karinesi”dir. AİHS’nin 6/2.maddesi gereğince, bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.

 

 
Avrupa Konseyi’ne taraf ülkeler arasında, hakkında iddianame düzenlenen kişiler bakımından, en fazla beraat kararı ülkemizde görülmektedir. Bu durum, ülkemizdeki yargılamalarda hazırlık soruşturmasının eksik olarak yapıldığını, sorumluluğun eksik delillere dayalı iddianame ile mahkemeye atıldığını göstermektedir. Emniyetten gelen fezlekeler iddianameye, iddianameler de mahkeme kararına dönüşebilmektedir…

 

 

 

AİHM’nin ülkemizle ilgili olarak verdiği bir kararda; gazetelerde “suçlular yakalandı” şeklindeki manşet haber nedeniyle, halkın bilgilendirme hakkının olduğunu, ancak bu hakkın sınırlarının aşılmaması gerektiğine, yakalanan kişilerin daha yargılanmadan mahkum olmuşçasına resim ve isimlerinin yayınlanmasının doğru olmadığına, bu durumun masumiyet karnesine aykırı olduğuna, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğuna hükmedilmiştir (Karakaş-Yeşilırmak/Türkiye davası).

 

 

 

Makul Süre :

 

 
Adil yargılanma hakkının en önemli öğelerinden biri de “makul süre”dir. Soruşturmaların ve davaların makul (uygun) süre içinde görülmesi ve sonuçlandırılması kuraldır. Uygulamada aylar, hatta yıllar süren soruşturmalar ve yargılamalar adil değildir. Özellikle tutuklu yargılamalarda, tedbir mahiyetindeki tutuklama, infaza dönüşebilmektedir.

 

 

 

Bizde makul sürenin aşılması, usul yasalarından çok, uygulamadan kaynaklanmaktadır. Ceza davalarında hazırlık soruşturmasının eksik yapılması, hukuk davalarında delillerin davanın açılmasıyla (tensiple) birlikte toplanmaması, duruşma aralarının çok uzun olması vb. nedenlerle, ülkemizde davalar gereğinden çok fazla uzamaktadır. Bu durum da vatandaşlarımızın hukuka ve adalete olan güvenini sarsmaktadır.

 

 

 

AİHM’ye göre, çok uzun süren yargılamalarda, yargılama bitmeden de, yani dava devam ederken de AİHM’ye başvurmak mümkündür. Bununla ilgili olarak da verilen çok sayıda emsal karar vardır.

 

 

 

 

Son zamanlarda, Anayasa ve hukuk kurallarıyla birlikte “Adil Yargılanma Hakkı”nın da ayaklar altına alınmasını üzülerek izlerken, bu evrensel kuralı bir kez daha anımsatmak istedim…

 

 

 

 

Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı

 

 
kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız
Çocuklarımızın hakları