Adil yargılanma hakkı ve tek tip kıyafet

Adil yargılanma hakkı ve tek tip kıyafet
4 Ağustos 2017 10:27

Anayasamızın 36.maddesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin (İHEB) 10.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6.maddesi “Adil Yargılanma Hakkı” nı düzenlemektedir. Buna göre, herkes, gerek hukuk davalarında ve gerekse ceza davalarında, kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda adil yargılanma hakkına sahiptir. Bu hak, yargılanan her sanık için temel bir haktır.

 

 

 

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

 

Adil yargılanma hakkı nedeniyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından en çok mahkûm edilen ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Anayasamızın 90.maddesine eklenen son fıkra ile, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler yasa hükmünde olup, bunlar aleyhine anayasaya aykırılık iddiasında bile bulunulamaz. Bu çerçevede ülkemiz AİHS’ni kabul etmiş ve yurttaşlarına AİHM’ne “Bireysel Başvurma Hakkı” nı tanımıştır.

 

Anayasa’nın 38. maddesinde, İHEB 11. maddesinde ve AİHS’nin 6.maddesinde düzenlenen Adil yargılanma hakkının önemli ögelerinden biri de “masumiyet karinesi”dir. Buna göre, bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.

 

Bu düzenlemelere rağmen, Avrupa Konseyi’ne taraf ülkeler arasında, hakkında iddianame düzenlenen kişiler bakımından, en fazla beraat ve bozulan mahkumiyet kararları, ülkemizde görülmektedir. Bu durum, ülkemizdeki yargılamalarda hazırlık soruşturmasının eksik olarak yapıldığını, sorumluluğun eksik delillere dayalı iddianame ile mahkemeye atıldığını ve yapılan yargılamaların da adil olmadığını göstermektedir. Emniyetten gelen fezlekeler iddianameye, iddianameler de mahkeme kararına dönüşebilmektedir…

 

AİHM’nin ülkemizle ilgili olarak verdiği bir kararda; gazetelerde “suçlular yakalandı” şeklindeki manşet haber nedeniyle, halkın bilgilendirme hakkının olduğuna, ancak bu hakkın sınırlarının aşılmaması gerektiğine, yakalanan kişilerin daha yargılanmadan mahkum olmuşçasına resim ve isimlerinin yayınlanmasının doğru olmadığına, bu durumun masumiyet karinesine aykırı olduğuna, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğuna hükmedilmiştir (Karakaş-Yeşilırmak/Türkiye davası). Yani hakkında kesinleşen bir mahkumiyet kararı olmayan herkes, masumdur. Anayasa ve hukuk kurallarıyla birlikte, “Adil Yargılanma Hakkı”nın da ayaklar altına alınmasını üzülerek izlerken, bu evrensel kuralı bir kez daha anımsatmak istedim…

 

Son zamanlarda, özellikle bazı toplu davalardan yargılanan sanıklara, mahkeme salonunda tek tip kıyafet giydirilmesi önerisi de adil yargılanma hakkının ihlaline sebep olabilecek niteliktedir. Sanık, kendisine suç isnat edilen, ancak suçlu olup olmadığı henüz bilinmeyen kişiye verilen bir sıfat olup, sanığın hukuken suçlu olduğu, hakkında verilecek mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesiyle anlaşılır. Yargılama süreci tamamlanmadan sanıkların suçlu olarak damgalanması, kamuoyunda kesinlikle mahkûm olacakları şeklinde bir beklentinin yaratılması, yargı bağımsızlığına ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına aykırıdır. Sanıklara tek tip kıyafet giydirilmesi önerisi, yargılanan kişilerin hepsinin suçlu olduğu yönündeki bir ön kabule dayanmaktadır. Ancak bir kimsenin kıyafetine bakılarak suçlu veya suçsuz olduğuna karar verilemeyeceğinden, sanıkları küçük düşüren ve mahkummuş gibi gösteren tek tip kıyafetin zorlanması, hukuka aykırıdır. Öte yandan, bir kimseye zorla belli bir kıyafet giydirilemeyeceğinden, söz konusu uygulamanın hayata geçirilmesi, evrensel hukuk kurallarına da aykırı olacaktır.

 

ABD’nin terör suçlusu oldukları gerekçesiyle yargılamadan ve uzun yıllar işkenceden geçirerek insanları esir ettiği Guantanamo Hapishanesi’ndeki uygulamanın örnek alınabileceğinin söylenmesi bile, tek tip kıyafet önerisinin ne kadar keyfi bir talep olduğunu gözler önüne sermektedir. Bugün ülkemizin ihtiyacı olan şey; yargı bağımsızlığının sağlanması ve yargılama sonunda ulaşılan sonuç kadar, yargılama sürecinin de adil olduğunun herkese gösterilmesidir. Adil yargılama hakkının ihlal edilmesi halinde, yargılama sonunda verilecek kararların, toplumda şüpheyle karşılanacağı ve bu durumun cezaların caydırıcılığını azaltacağı da unutulmamalıdır.

 

AİHM içtihatlarına göre, mahkemenin yasal olarak bağımsız olması yetmez. Yargılamanın görünürde de şeffaf, bağımsız ve tarafsız olduğunun anlaşılması gerekir. Daha yargılama aşamasında bile masumiyet karinesini ortadan kaldıran bir yargılama, adil olmayacaktır.

 

Sorun; yine kuvvetler ayrılığının ayaklar altına alınmasıdır. Bırakalım mahkemeler etki altında kalmadan, bağımsız ve tarafsız yargılama yapsınlar. Adil yargılanma hakkı, herkese lazımdır…

 

 

 

Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Cumhuriyet kazanımları ve hukuk
Barış Çanı
12 Eylül 1980’den günümüze darbeler