Adamlar 14 yılda nerelere gelmişler

Adamlar 14 yılda nerelere gelmişler
27 Mayıs 2018 17:30

Tam 2004 yılıydı Türkiye’ye döndüğümde.

 

 

 

Safile USUL H&H YORUM
2004’de Avrupa nasıldı, Türkiye nasıldı, çok iyi hatırlıyorum.

 
Geçen hafta yurtdışındaydım, Viyana’da.
Ve, 14 yılda onlar nereye gelmiş gördüm.
Bugün nerdeyizi belki çok kişi görüyordur ama bence 2004’de nerdeydik sorusunun cevabını çok az kişi biliyor.
2004’de 57. Hükümet’e bağlı olarak acaip bir makro demokratik atılım yapmış ve müthiş bir ekonomik promotion (yükselme) yaşıyor vaziyetteydik.
Türkiye’nin kendisi ve kuruluş kalitelerinin yanı sıra, 90 sonları ve 2000 başları ile çok büyük gurur duyuyorum.
Bunun önünü açan tüm siyasetçilerimiz ve devlet adamlarımızın yeri bende baki, sonsuz teşekkür ve saygı onlara.
2004’de temelimizde muazzam bir, Atatürk- Türkiye Cumhuriyeti vardı.
Üstüne müthiş bir demokrasi ligi atılımı yapmıştık.
Biz sonra bu yoldan ayrıldık bu hükümet yüzünden.
Avrupa’da ne olmuş peki bu esnada?
Onlar demokrasinin “fine” detaylarına inmişler.
Hani koltuk demokrasi ise, fine detayları da işlemeleri.
Çok güzel işlemişler.
Toplunmlarındaki renklilik artmış, yaşam gustoları gelişmiş, süpermarketleri çok daha güzel hale gelmiş, insanlar çok daha özgür ve bireysellikler çok daha manifest, ortamları daha rahat, önyargılar azalmış, insani ve modern özellikler artmış, hala bol ve çok kaliteli tereyağları var (bir arkadaşım mantı yaptı, üstüne cosss diye o tereyağından döktü, sordum, 250 gramı 3 Avro, ben ise 125 gram Pınar’ı 7 TL’ye alıyorum, üstelik onların tereyağı çok daha kalite, bakın tadına siz de anlarsınız), sokaklarındaki nefes daha rahat, insanlar daha da fazla yaşamsal kaliteye sahip…
Şekerim bir de…
Trenlerini bir yenilemişler.
Ağzım açık kaldı.
Bir arkadaşımla gittim, ben Viyana’ya inince taksiye binmek istedim, o dedi ki, “Manyak mısın, taksi 40 Avro, kızım sen buraları görmüyorsun 14 senedir, burda bir havaalanı trenleri var, kafayı yersin”
Nitekim, bindik, arkadaş bir kompartmana oturduk, acaip lüks, halk için yapılmış bir tren , fiyat ucuz (4 Avro, TL’ye çevirmeyin, bu bize göre 4 TL demek efektif olarak), ama bir yeni, bir konfor.
Yani, adamlar trenlerinin hemen hepsini yenilemiş 14 senede. Vallahi, billahi, adamlar tüm trenlerini yenilemiş.
Gıcır, gıcır, dışı da, içi de. Deri koltuklar bir de.
Ben ağzımı açarak bakarken, hemen geliverdik Viyana merkeze 10-15 dakikada, doyamadım ağzımı açmalara trene bakarken.
Biz tabi kabul, bunların hiçbirini yapamazdık bu sürede, zira biz elinde balta çatısı yıkılan bir evdik bu 14 senede.
Fakat…
Ben CHP’min dün açıklananan seçim manifestosunda bir vizyon beklerdim.
Nerden geldik, nerdeyiz, nereye gidiyoruz şeklinde, bunun cevabını isterdim.
CHP’nin seçim manifestosu daha ziyade maddi vaadler üzerineydi, tabii onlar da olsun, olmalı.
Ama başa şöyle…
“Biz Türkiye Cumhuriyeti, şu kalitelerle kurulduk, bunlardan tüm toplum olarak şu faydaları sağladık, sonra acılar da çektik, sonra şuralara geldik, sonra 2002’de başımıza bu geldi, şimdi yeniden toplumumuza nefes olan kurucu kalitelerimiz tesis edip, bizi savaş tehlikelerine maruz bırakan bugünden kurtulup, kurucu barışımıza dönüp, dolar, euro baskısından kolayaca kutuluruz vs.” gibi birşey beklerdim.
Biraz da mağrur olabilirdi bu bölüm.
Zira bu dünyada 500 yıllık demokrasi tarihleri olan Avrupa dışında bizim kadar demokrasiye yakın bir başka ülke yok.
Bunun sebebi ise, Atatürk.
Bu hükümet gittiğinde bizim demokrasiye aslında ne kadar yakın olduğumuz hemen net biçimde görülür olacak.
Biz tabii, adım adım, yani siyasi yönetim değiştikten sonra 10 senelik adımlarla demokrasinin ince detaylarına geçeceğiz.
Bakın, Avrupa da da öyle oldu, oluyor…
Önce kabaca demokrasi…
Zihinsel gelişimler…
Sonra kamu reformları…
Kurumsal zihinlerdeki reform süreçleri…
İnsanların bireysel gelişiminin bu yollarla da açılması ile, topluma kattıkları total olumlu kalite…
Biz 2004’de demokrasi hatlarını çizmiş, oturtmuş vaziyetteydik kabaca.
Ardından ama berbat, ortaçağdan kalma bir döneme girdik, yarım kaldık.
Şimdi ama siyasal yönetim değiştikten sonra devam edeceğiz.
CHP’nin işte dünkü seçim manifestosuna bu yönde bir vizyon ve yürek koyması gerekirdi.
Sadece ikramiye, zam ile seçim manifestosu çok zayıf kaçıyor CHP’ye.
Neyse, ne yapalım, ilerde telaffi olur.
Bu arada…
Über taksi olayını ilk kez yaşadım evelsi gün.
İstanbul’a döndüm, Atatürk havalimanından taksiye bindim, gideceğim yeri söyledim, taksicinin bana kızdığını hissettim, yakın mesafeymiş, sonra patronu mudur nedir, birini aradı, beni çekiştiriyor, “Abi 3 saattir bekliyorum, gele gele yakın mesafe geldi” Dinledim dinledim, sonra dedim ki, “E, söyleseydiniz yakın mesafe istemediğinizi, Über taksi alırdım. n’apim, evime gidicem” filan dedim.
Bana hala kızgın. Ben Über deyince daha da kızdı.
Bu arada Avrupa’da da Über’e karşı yerel taksici birlikleri dava açıyormuş, yani Avrupa’daki yerel taksıciler de istemiyor Über’i ama tabii dayak atmıyorlar, davalar varmış.
Ama ben dayak yemeden eve geldim ki, hangi çılgın bize dayak atacakmış şaşarım, kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.
Bir de, dönünce hemen benzin aldım arabaya. Yarıya yakın doluydu, benzinci benden 200 Tl aldı, “ne oluyor ya” dedim benzinciye, meğer ben birkaç gün yokken benzin 6.24 olmuş. Araba bu, anlamıyor, lıkır lıkır, su gibi içiyor. Fakat bir kısmı ile bizde benzin pahalı olmak zorunda zira bizde herkes araba istiyor. Viyana’da zengin ailelerin yaşadığı binalar ise, bisiklet doluydu. Bu işlerin bir ortasını bul’ucaz da, hele bir siyasi yönetim değişsin.
not: başlıkta adamlar dedim, bu cinsel ayrımcılık içeriyor ama bununla da siyasi yönetim değiştikten sonra meşgul olucam.

 

 

Safile USUL Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
CHP ile ilginç bir ilişkisi var
Bunu çok desteklerim
Bu gerekçeyi AİHM’de savunun, lütfen