Acılı haber özetleri!…

Acılı haber özetleri!…
29 Temmuz 2013 09:05

Türk Dil Kurumu, padişahımız efendimizin iradesine uygun olarak “darbe” sözcüğünün anlamına “Demokratik yollardan hükümeti istifa ettirme”yi de eklemiş… (1)

Cemil CAN H&H YORUM

Böylece bir kelimenin anlamı genişletilerek, “demokratik eylemler” de “suç” haline getirilmiş!.. Meclisi toplayıp, AKP iktidarına karşı demokratik muhalefet etmeyi suç sayan yeni bir yasa çıkartmaya gerek kalmadan, tüm muhalifleri “darbeci” olarak yaftalama olanağı elde edilmiş!.. Daha önce de “çapulcu” sözcüğünün anlamını değiştirerek, Başbakana duyulan tepkileri yumuşatmaya çalışan TDK’nun, karşı devrimin hizmetinde, halkı aldatmakla görevli olduğu ortaya çıkmış!.. Hak etmeden, sırf yandaş ve yalaka oldukları için böyle kurumlarının başına getirilenlerin, çoğu zaman da kendiliklerinden işgüzarlıklar yaparak, ortamı  baştaki “führerin” faşist uygulamalarına hazır hale getirdikleri, tarih tekerrür eder gibi bir kez daha görüldü!..

***

2005 yılında ticari faaliyetlerini sona erdirmek zorunda kalan Başbakan Erdoğan ile ilgili olarak, o günlerde gazetelere yansıyan haberler özetle şöyleydi: Başbakan Erdoğan’ın mal beyanına göre, Ülker Grubu’nun distribütörlüğünü yapan üç şirketteki hisselerinin değeri anormal bir şekilde artış göstermiş! Erdoğan, AKP Genel Başkanı olduktan sonra,  Ekim 2001’de verdiği mal beyanında, bu şirketlerdeki yüzde 12’lik hisselerinin toplam değerini 120 milyar lira olarak belirtmişti. Ticari bir “deha” olduğu anlaşılan Erdoğan, 3,5 yılda üç şirketteki hisselerini  923 bin dolara satarak 12 kat gelir elde etmişti… (2) Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak ve gözetmekle  görevli olduğuna inanılan Erdoğan’ın, ekonomik durumunun “bozuk” olması nedeniyle, çocuklarını yakın arkadaşlarından aldığı burs yardımları ile ABD’de okuttuğu biliniyordu! Bu duruma yüzde yüz inanan “iki kişiden biri”, asıl aşağıdaki haberi duyunca afallayacak:

AKP iktidarı ile birlikte gıda sektörünün en büyüğü haline gelen Ülker Grubu,  alışılmışın dışında, kendi alanı dışına çıkarak, 2006 yılında Giz Ajans ve Soft Metal adlı iki şirketi üzerinden  Arnavutköy, Dursunköy-Karahalil mevkiinde; neredeyse ölü fiyatına, 3.630.300 metrekare  arsa toplamış… Hükümet, 7 yıl sonra  3. hava limanı ile  3. köprünün bağlantı yolunun bu bölgeden geçirilmesine karar vererek, dünyanın en büyük ikramiyesini Ülker Grubu’na çıkartmış!.. Ülker, 326 milyon TL bedelle arsalarını TOKİ’ye devretti ve yaklaşık 250 milyon TL kara geçerek, 3. Köprü İhalesinin yapıldığı tarihten sadece bir gün önce iki şirketini de  kapattı… Yapılacak inşaatlardaki ortaklığı nedeniyle ise, elde edilecek toplam kazancının 1 milyar doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor… (3)

Yaklaşan seçimlerde, makarna ve bulgur yerine, şekerli Ülker ürünleri dağıtılırsa şaşırmamak gerekir!..

***

Devletler ailesi içerisinde hızla itibar kaybeden AKP yönetimindeki Türkiye, sonunda “İmam büyükelçiler” dönemini başlatarak, gizleme gereği duymadan terör örgütleri ile düşüp kalkmaya başlamış!..

Bu dönem imamlara, imamlık dışında yaptırılmayan iş kalmamış!..

“Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’ye dost ve kardeş bir yapı  oluştu” diyen BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan sonra, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da: “Suriye’deki bütün oluşumlar ve gruplar etnik ve dini ayırım gözetmeksizin Türkiye’nin dostudur” diyerek, PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD ile El Nusra’yı dost ilan etmiş!..

PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in, Taraf gazetesine yaptığı açıklamalarından anlaşıldığına göre; Kahire Büyükelçimiz Hüseyin Avni Botsalı’nın daveti üzerine, Mayıs ayında Türk heyeti ile PYD arasında “sınır güvenliği” konusunda bir  görüşme gerçekleşmiş!.. Botsalı hakkında, Müslüman kardeşler’in liderine kuryelik yaptığı iddiasıyla soruşturma da başlatılmış!.. Türkiye’ye davet edilen  PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’nin Eşbaşkanı Salih Müslim, Türk yetkililer ile yaptığı görüşmelerden sonra şu açıklamayı yapmış: “AKP ile ‘özerklik’ konusunda anlaştık”!..

***

Kılıçdaroğlu’nun “Analar ağlamasın edebiyatı” ile kamuoyuna yutturmaya çalıştığı ve daha sonraki  gelişmelerin bilgisi dışında yürütüldüğünü savunduğu “açılım süreci” ile, güya PKK’ya silah bıraktırılacaktı. Yaşanan gelişmeler sonunda görüldü ki, PKK yönetimi tam aksine daha fazla silahlanacağını ilan etmiş!.. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, “süreçte silahlı kanadın (HPG) olası bir savaşa karşı hazırlıklı olması ve kendini geliştirmesi gerektiğini” söyleyerek, PKK’nın hiç bir zaman silah bırakmayacağını duyurdu!.. Bayık, “Eğer önderliğin koşullarında bir değişiklik olmazsa, karakol, yol ve baraj yapımları durdurulmazsa, çetelerin sayısının artırılmasından vazgeçilmezse, İmralı’da gerçekleşen mutabakat çerçevesinde adımlar atılmazsa; biz, halkımız ve demokrasi güçleri bunları kabul edemeyiz” diyerek tehditlerini sürdürdü!.. Ülke sınırları içerisinde “PKK Asiyiş”i yaşama geçirdikten sonra, “Mali Örgüt”ünü de kurup, vergi toplamaya başlayan terör örgütü, şimdi de kaymakamlıklara, kendi atadığı kaymakamlarını göndererek; “Bizden habersiz iş yapmayacaksınız” diye talimatlar yağdırmaya başlamış!..  Duymayanlara duyurulur!..

***

Y-CHP’nin “analar ağlamasın genel müdürü” Bay Kemal, acaba bu duruma ne diyor?.. Hani desteklediği bu süreçte, PKK silahlarını bırakıp çekilecekti, şehit cenazeleri gelmeyecekti, şantiyeler basılıp işçiler kaçırılmayacaktı? Tam aksine çekilen PKK’lıların yerine daha fazla genç dağlara çıktı. Örgüt ise hızla silahlanmaya devam ediyor!..

Seni ABD elçisi seni!.. Nasıl da kandırdın bizi!..

***

Öcalan’ın isteği üzerine; İran, Türkiye, Irak ve Suriye’deki Kürtlerin birliğini sağlamak amacıyla Erbil’de toplanan Kürt Ulusal Kongresi, Suriye sınırındaki PYD bayrağını indirip, “birliği” temsil eden bayrağı dikmiş!..

Elazığ’ın Arıcak ilçesine bağlı Üçocak beldesinde baraj gölü altında kalacağı için yenilenen karakola, Öcalan posteri ve BDP bayrağı asılmasından sonra, İl Başkanı Zübeyde Zümrüt, bundan böyle karakol açılmasına izin verilmeyeceğini açıklamış!.. İmralı’ya giden BDP heyeti de Öcalan’ın  basın buluşması yapmak istediğini ve “Taraflar süreci zora sokacak açıklamalardan kaçınmalıdır”  şeklindeki isteklerini açıklamış… Terör örgütü PKK’ya karşı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin  “taraf” haline getirilmesi, hiçbir kesimde tuhaf karşılanmıyor artık!..

PKK yöneticilerinden Sabri Ok, “Çözüm süreci tek ayakla gidiyor ve bu olacak iş değil. Sabrımızın bir sınırı var” diyerek hükümeti tehdit ettikten sonra,  “Kürtlerin topraklarında kendi kendini yönetme hakkının olduğunu” söylemiş!.. Tayyip Erdoğan ise, Gezi eylemlerinde, polislerin “çok sabırlı” davrandığını söyleyerek, “sabır” konusunda Sabri Oka’a yanıt vermiş!..

Bu arada PYD’yi İstanbul’da ağırlayan AKP Hükümeti, Özgür Suriye Ordusu’na bağlı farklı gruplardan 70 elebaşını da (komutan) Gaziantep’te ağırlamış…

***

“BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu”,  Türkiye’nin Balyoz Davası’nda; keyfi tutuklama, adil yargılama ve savunma hakkına dair üç maddeyi ihlal ettiğini karara bağlamış!.. Yargı öyle bir hale getirildi ki, “Gezi Direnişi” nedeniyle gözaltına alınan gençler, doğumlarından önce lağvedilen örgüte üyelikle suçlanmaya başlanmış!..

***

Böylesine önemli gelişmeler yaşanırken,  ana muhalefet partisi  Y-CHP,  nedense halkın dikkatini gündemin en geri sıralarındaki konulara çekmek için çırpınıyor! Y-CHP, bu gelişmeler yaşanırken, “Tüm Dünyanın Nükleer Silahlardan Arınması Gerektiğine İnanıyoruz” bildirisini yayımlamış!.. Bildiride;  9 ülkenin tahmini olarak 19 bin nükleer silahı bulunduğunu ve bunların 2 bin tanesinin her an ateşlenebilir durumda tutulduğunu söyleyerek, insanlığı uyarmışmış!..

Yeni CHP, CHP’yi ABD’nin Türkiye temsilciliği haline getirdikten sonra, şimdi de Amerika’da yaşayan 500 binden fazla Türk’ün, Türkiye ile “bağlarını güçlü kılmak” ve Washington’daki gelişmeleri daha yakından izleyebilmek amacıyla, ABD’de bir temsilcilik açmaya karar vermiş!..

Genel Başkan Yardımcısı Loğoğlu ise, TBMM’nde yaptığı basın açıklamasında; “Suriye’deki gelişmelerin en önemli etkilerinden birinin, Türkiye’de halen içeriğini bilmedikleri çözüm sürecini sekteye uğratabilecek bir gelişme olduğunu, ama  Türkiye’nin de bu çözüm sürecinde elini çabuk tutması gerektiğini” söyleyerek, dolaylı olarak Y-CHP’nin sürecin içerisinde olduğunu itiraf etmiş. Böylece, Kılıçdaroğlu’nun “süreç hakkında bilgimiz yok” şeklindeki beyanları yalanlamış oldu! İçeriği bilinmeyen bir süreçte, Türkiye’nin elini çabuk tutmasını istemek CHP’nin işi olamayacağına göre, Y-CHP’nin işin içerisinde olduğu bellidir!.. Bu konularda Y-CHP’nin gerçek yüzünü, PKK’nın “açılım” çerçevesinde çıkartılmasını istediği yasaların derhal çıkartılması için Meclisin toplanmasını isteyen gölge genel başkan Sezgin Tanrıkulu’nun tutumundan öğrenmek daha isabetlidir!.. Hiç değilse o yalan söylemiyor! Bay Kemal’in artık ciddiye alınacak bir yanı kalmamış!.. Genel başkanlığa Tanrıkulu daha çok yakışıyor!..

Değişik dini cemaatlerin temsilcileri ve ilahiyatçılarla iftar yemeğinde buluşan Bay Kemal, CHP’nin karşı çıkacağı gerekçesiyle, kuran kursu öğrencilerine paso verilmemesine: “Kuran kursu öğrencisi öğrenci değil mi? Tabii ki pasosu olacak. Başvuruyu biz yapalım” diyerek, aklınca bir çözüm getirmiş!..  AKP’nin puan kaybetme endişesi ile yapmaktan çekindiği bütün işlerin önünü görev gereği hep  Kılıçdaroğlu açıyor!.. Paso işinde fena halde duvara toslamış!..

***

Tüm bu rezillikleri halkın gözünden kaçırmak için, iktidar ve muhalefet adeta el birliği ile gündemi değiştiriyor… Hamilelerin sokağa çıkmasını “terbiyesizlik” olarak nitelendiren, sözüm ona “tasavvuf düşünürü” Ömer Tuğrul İnançer adlı zevzeğin tekini, AKP hükümeti bu nedenle Devletin televizyonlarında konuşturuyorlar… (4) 

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükümeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.

http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.51f4c80cbfeae2.48430295

(2) http://haber.gazetevatan.com/0/47925/2/ekonomi

(3) http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/23573-bu-ne-sessizlik.html

(4) https://eksisozluk.com/omer-tugrul-inancer–954039

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
‘Bağımsızlık’ mı ‘hırsızlık’ mı?!..
Devletin ‘özel’i olmaz!..
‘Cesaret ödülü’nün bedeli!..