Abdullah Gül ve çırağı Ali Babacan Türkiye için tehlikeli siyasal figürlerdir

Abdullah Gül ve çırağı Ali Babacan Türkiye için tehlikeli siyasal figürlerdir
26 Şubat 2020 18:47

Kuracağı yeni partinin perde arkasında Abdullah Gül’ün olması nedeniyle Ali Babacan’ı kendisinin çırağı olarak betimledim.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Abdullah Gül’ün Türkiye Cumhuriyeti Devleti için ne kadar tehlikeli bir adam olduğunu anlatmadan önce Ali Babacan’ın ilk olarak onun kısa süren başbakanlığı döneminde ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olarak atandığını anımsatmalıyım.

 

 

Herkesin anımsayacağı gibi geçtiğimiz günlerde ‘’Gezi’’ demokratik direnişi nedeniyle Abdullah Gül verdiği demeçte başta ‘’Gezi’’ olayları ile gurur duyduğunu söylüyor ve birkaç konuda görüşlerini belirtiyor.

 

 

Öncelikle ‘’Gezi’’ olayları sürecinde zamanın Cumhurbaşkanı olarak demokratik direnişçilerin arkasında durduğunu belirten bir demeç ve hareketi olmadığı halde bugün bu sözü söylemesi oldukça anlamlıdır.

 

 

CHP’nin başını çektiği ‘’Millet İttifakı’’ kendisini önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterme fırsatı bulamasa bile Abdullah Gül karakteri icabı fırsatçı, korkak ve risk almayan bir ruhsal portreye sahip olduğu için bu ümit içerisindedir.

 

 

Bugüne kadar da Abdullah Gül tüm siyasal kazanımlarını fırsatçılık üzerine kurmuş ve başkalarının omuzlarına dayanarak elde etmiştir.

 

 

Şimdi gelelim yukarıda bahsettiğim verdiği demeçte söylediği ‘’Türkiye Kürt sorununu halletmezse bu durum uluslararası sorun haline gelir…’’ demecine.

 

 

Abdullah Gül’ün söylediği bu söz nedeniyle ne büyük ölçüde küresel emperyal güçlerin adamı olduğunu göstermektedir.

 

 

Zaten küresel emperyal güçlerle yakın işbirliği içerisinde olduğunu yakın siyasal geçmişinden birebir şahsım yakın bir tanığı da olarak bilmekteyiz.

 

 

O günün milletvekili olarak 1 Mart 2003 Tezkeresi’ni bu konuda örnek gösterebiliriz.

 

 

1 Mart Tezkeresi döneminde başbakan olarak bu tezkerenin geçmesi için ABD’’nin verdiği teklifleri milletvekillerinin görüşüne sunan Abdullah Gül AKP’nin içinde vatanseverler olmasaydı az daha 1 milyar Dolar’a Türk topraklarını ağır silah, savaş uçakları ve savaş gemileri ile 62 bin Amerikan askerine işgal ettireceklerdi.

 

 

Kapalı grup toplantısında bu teklifi günün ekonomi bakanı Abdullah Gül’ün emperyallerin adamı olarak yetiştirdiği Ali Babacan milletvekillerine brife etti.

 

 

Ama evdeki hesap çarşıya uymadı bu işgal tezkeresi reddedildi.

 

 

Evet, bu işgal karşılığında ABD ya 1 milyar Dolar hibe edecekti Türkiye’ye, ya da 6 milyar Dolar kredi vereceklerdi!

 

 

Kısa geçiyorum, Abdullah Gül’ün ve çırağı Ali Babacan’ın bu emperyal ihanet planı tutmadı ve tezkere reddedildi.

 

 

Şimdi esas Tezkere reddedildikten sonra Abdullah Gül’ün ne yaptığına bakalım ve emperyalistlerin çok yakın adamı olduğuna rahatlıkla karar verelim.

 

 

Tezkere’nin reddedilmesinden 55 dakika sonra Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı soluğu ABD Büyükelçiliği’nde alıyor ve adete Büyükelçi’ye yalvarırcasına derin üzüntüsünü belirterek özür diliyor ve yardımcı olunmasını istiyor ki, elbette günün başbakanı Abdullah Gül kendisini oraya gönderip konuşacağı tümcelere kadar gerekli direktifleri veriyor.

 

 

Hatta bu görüşmede ABD’nin hükümete yardımı kesildiği anda mealen ‘’… bir Türk direnişinin olacağından…’’ bahsediyor.

 

 

Ben kendim de bu konuda bir anekdot anlatmak istiyorum.

 

 

2000 yılında bir vesile ile TBMM’de-o zaman milletvekili değilim- Abdullah Gül’ü ziyarete gitmiştim.

 

 

Makam odasında bir süre oturduktan sonra hemşehrisi ve yine Kayseri milletvekili olan Salih Kapusuz içeri girerek Amerikalı heyetin geldiğini ve kendisini beklediğini söyledi.

 

 

Özür dileyerek kalkıp birlikte ABD heyeti ile görüşmeye gittiler ki o zaman bunlar Fazilet Partisi’nin milletvekilleri ama bilinen adıyla yenilikçi hareketin öncülerindendi.

 

 

Şunu belirtelim tüm siyasal İslamcılar’ın en temel özelliği namaz, oruç, hac vs. ibadetlerini yapmakla birlikte ülke ve milletin aleyhine de olsa ABD gibi emperyal güçlerle işbirliği yapmaktan çekinmezler ve hatta yüz binlerce Müslüman’ın ölmesine hiç gözlerini kırkmadan neden olurlar ki İslam tarihi boyunca bu hep böyle olmuştur.

 

 

İşte günümüzde en somut örnekler olarak Abdullah Gül’ün ve Recep Erdoğan’ın siyasal İslam seçenekleri ile Irak ve Suriye’de yüz binlerce Müslüman katledilmiştir ve öldürülmeye de devam ediliyor.

 

 

Ama bunlar cami yapma şampiyonluğu ve namaz kılmakla cennete gideceklerini sanıyorlar!

 

 

Yine açıkça belirtelim ki hiçbir Müslüman ülkede siyasal İslamcılar küresel çetelerle işbirliği yapmadan iktidar olamaz.

 

 

Küresel çeteler bütün İslam ülkelerinde sadece ve sadece siyasal İslamcılar ile tarikat-cemaat dinci örgütlerini kullanır!

 

 

Recep Erdoğan’ın Türkiye’yi bugün böyle yıkım noktasına getirmesinin baş mimarı Abdullah Gül’dür.

 

 

Recep Erdoğan’ın hazırlatıp gönderdiği tüm yasaları Cumhurbaşkanı olarak hepsini bir noter gibi onaylayan Abdullah Gül’dür.

 

 

Eğer küresel çetelerin has adamı olmasaydı Abdullah Gül Cumhuriyet aleyhine olan tüm yasaları geri çevirirdi.

 

 

Abdullah Gül iradeden yoksun, korkak ve edilgen bir kişidir.

 

 

Herkesin anımsayacağı gibi cumhurbaşkanlığı döneminde Adli Yıl’ın açılış töreninde TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nu çok sert şekilde azarlayıp toplantıyı terk eden Recep Erdoğan’ın hemen peşinden Abdullah Gül’de devletin başına yakışmayacak şekilde kalkmış ve edilgenliğini tescillemiştir.

 

 

Şimdi fırsatçı Abdullah Gül yeniden cumhurbaşkanı olmak için ‘’Millet İttifakı’’ tabanına yönelik mesajlar veriyor.

 

 

Biz Abdullah Gül’ün küresel güçler sevdasını bildiğimiz için 2007’de bunlara Türk devleti teslim edilmez diyerek Cumhurbaşkanı seçilmesine engel olduk ama daha sonra TBMM’ye giren MHP’nin başı özel görevli Devlet Bahçeli’nin yardımıyla seçildi.

 

 

O Zaman ‘’dindar cumhurbaşkanı’’ seçilsin diyerekten amigoları yeri göğü inletiyorlardı.

 

 

İşte alın size dindar cumhurbaşkanı, ülkede şimdi boku sel götürüyor ve her tarafından şehit haberleri gelmeğe devam ediyor.

 

 

Tüm bunlar ülkeyi yıkma noktasına getiren Recep Erdoğan’ın yasalarına onay veren küresel güçlerin has adamı Abdullah Gül’den başkası değildir.

 

 

O günlerde Fetöcü pezevenkler meğerse bu nedenle Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasını istiyorlarmış, yani Atatürk’ün Cumhuriyeti’ni ve Türk ordusunu yıkmak için.

 

 

Fetöcü alçaklar o kadar ileri gitmişlerdi ki, seçime katılmak istemeyen milletvekillerine ulaşıp hakaret ediyorlar, hatta tehditte bulunuyorlardı.

 

 

O kadar bıkmıştım ki Fetö’nün piçlerinin telefon tacizinden, sonunda kapattım ama bir gün toplantı öncesi Diyarbakır milletvekili Muhsin Koçyiğit’le toplantı salonunda ayak üstü sohbet ederken kendisine telefon açan kişiye ‘’siktir orospu çocuğu!’’ dediğini duydum ve ne olduğunu sorduğumda telefonu açan kişi ‘’İbrahim Özdoğan orada mı, cumhurbaşkanlığı seçimine girmediği için onu öldüreceğiz!!’’ diyor.

 

 

Düşünün Fetö’nün şeddeli piçleri ta ajan olarak ANAVATAN genel merkezine kadar girmişler.

 

 

Yaşadığımız sonraki olaylarda Fetöcü yargıçlar çetesi aydınları, yurtseverleri, Atatürkçüleri, genel kurmay başkanına kadar subayları ve üst komutanları kodeslere tıkarak ülkeyi mahvettiler.

 

 

Bildiğiniz gibi Abdullah Gül 2009 yılında ‘’güzel şeyler olacak!’’ diyerek Kuzey Irak’taki teröristleri ‘’barış’2 adına yurda doldurttu, uydurma mahkemelerle hepsini affettirdi.

 

 

Yine Abdullah Gül ‘’Savcı bulun olayları delillendirin’’ dedikten sonra Fetö’nün alçak ve şerefsiz pis şişko savcısı Zekeriya Öz’ü bularak sivil ve askeri kanattaki yurtsever aydın Atatürk’ün evlatlarını kodeslere doldurdular.

 

 

Abdullah Gül tüm bunları George abilerinin talimatları doğrultusunda yaptı.

 

 

Abdullah Gül Türkiye’ye en büyük yıkımı yapmıştır ve tekrar fırsat bulduğunda ikinci büyük yıkımı gerçekleştireceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.

 

 

Ki, ikinci alternatif olarak bunu da sağlamak için yine sayelerinde küresel güçlerin ödünsüz uydusu olan çırağı Ali Babacan’a parti kurdurmaya çalışıyor.

 

 

Ali Babacan bu ülkede yıllarca Ekonomi Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yaptı ki bugünkü yoksulluğumuzun, komşularla olan düşmanlıklarımızın nedeni Abdullah Gül’ün yetiştirdiği çırağı Ali Babacan’dır.

 

 

 

Yukarıda bahsettiğim 1Mart Tezkeresi öncesi Türk topraklarının Amerikan askerlerince işgali karşısında 1 milyar Dolar hibeyi gündeme getirme planı da Ali Babacan’ındır.

 

 

Ali Babacan Türk iş dünyası tarafından şişirilmiş bir balondur ve hiçbir başarısı olmadığı gibi Türkiye’yi yıkma götürmüştür Abdullah Gül’le birlikte.

 

 

Bir defa şunu belirtelim ki siyaset ve liderlik özgüven ister, birinin gölgesi altında asla ülkeye ve millete bir yarar getirmez.

 

 

Vatanını ve milletini seven bütün siyasal figürler Abdullah Gül ve Ali Babacan’a bir daha siyaset geçidi sağlamaz.

 

 

Bu iki siyasal figür emperyal güçlerin has adamları olması nedeniyle Türkiye için çok tehlikeli adamlar olduğu gibi bizim bu aşamada asli görevimiz Recep Erdoğan’la ülkeyi yönetmiş tüm kalıntıları siyaset alanından uzaklaştırmak zorundayız.

 

 

Abdullah Gül ve çırağı Ali Babacan’ın Türkiye için ne kadar tehlikeli adamlar olduklarını daha iyi anlamak için yaklaşık 8 yıl önce 19 Aralık 2012’de yazdığım ve linkini aşağıda verdiğim ‘’1 MİLYAR DOLARA TÜRKİYE’Yİ AMERİKAN ORDUSUNA İŞGAL ETTİRECEKLERDİ’’ yazımı lütfen okumanızı öneririm.

 

http://www.halkinhabercisi.com/1-milyar-dolara-turkiyeyi-amerikan-ordusuna-isgal-ettireceklerdi

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Türk milletinin sırtındaki büyük bela: İslam coğrafyası!
Coronavirüs gölgesinde Kanal İstanbul/talan İstanbul maskeli soygunu!
Erdoğan coronavirüs fırsatçılarına karşı çok sert önlemler almalıdır