7 Haziran seçimlerinin getirdikleri

7 Haziran seçimlerinin getirdikleri
12 Haziran 2015 15:27

Ülke olarak çok gergin geçen bir seçim atmosferini daha geride bıraktık. Tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı’nın da parti lideri gibi seçim kampanyasına katılmasıyla, tansiyon çok yükselmiştir. Liderlerin meydanlarda birbirlerine karşı hakarete varan sözleri, dileriz bir daha tekrarlanmaz. Çünkü toplumun kamplaşmaya ve ötekileştirmeye değil, birleşmeye ve kucaklaşmaya ihtiyacı var. Liderlerin tepede beceremediği bu uzlaşmayı, parti örgütleri tabanda sağlamışlardır.

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

Bu seçimle, adaletsiz ve eşit olmayan koşullarda yapılan bir kampanyaya karşın, oyların %95’nin parlamentoda temsili, anti demokratik barajın yıkılması, tek adamlık ve diktatörlük korkusunun sandığa gömülmesi sağlanmıştır. Ülkemizi ve komşularımızı karanlığa götüren bir siyasi hareketin 13 yıllık iktidarına “dur” denilmiştir. Halkımızın demokrasiye bağlılığı ile, toplum ayrışma ve kavga değil, barış ve huzur istediğini göstermiştir.

 

İktidar partisi dışında kalan 3 parti, seçim meydanlarında verdikleri sözleri unutmadan, 13 yıllık iktidarın toplum ve kamu yaşamında yarattığı derin tahribatı onarmak ve Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımakla görevliler. Böylece hukuk ve adalete güven yeniden sağlanmalı, özgürlükler ve demokratik haklar konusundaki kısıtlamaların kaldırılması başlıca hedefleri olmalıdır. Toplumsal barışa ve huzura öncelik verilmelidir. Dış politika, barış ve huzur eksenli olmalıdır. İşsizlik ve yoksullukla mücadele, emeğe saygı temel alınmalıdır. Her türlü yolsuzluğun ve talanının önüne geçilmeli, geçen 13 yıllık dönemde yaşananların sorumluları hakkında hukuki süreç başlatılmalıdır. Her 3 partinin de ülke çıkarlarını öne alarak, bir onarım hükümeti kurmaları, görev olarak önlerinde durmaktadır. Bu tarihi görevden kaçanları halkımız ve tarih affetmeyecektir.

 

Bu seçimin bana göre birinci sonucu, hukuk ve demokrasi dışı, 12 Eylül Darbesi’nin ürünü %10 seçim barajı, toplumun tabanında delik deşik edildi. Demokratik hiçbir ülkede olmayan seçim barajının, tabanda etkisizleştirilmesi sevindirici oldu. Bu sonuçtan sonra hala %10 seçim barajının devamında diretmek, demokrasiye, hukuka ve insan haklarına olan inancı zayıflatır. Tepede sağlanamayan uzlaşmayı, toplum tabanda sağlamış ve seçim barajını tarumar etmiştir.

 

Seçimlerin ikinci sonucu, meclise giren tüm partilerin ortak hedefi olan özgürlükçü, demokratik yeni bir anayasa talebi olmuştur. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana, bu konuda bu denli bir uzlaşma olmamıştır. Toplum, artık yamalı bohçaya dönen 1982 Darbe Anayasası’nın değişmesini değil, sivil, demokratik, insan hak ve özgürlüklerine dayalı yeni bir anayasa yapılmasını istiyor. Toplumun her kesiminin üzerinde uzlaşacağı, benimseyip içselleştireceği yeni bir anayasayı yapmak kadar, yapma yöntemi ve süreci de önem kazanıyor. Anayasalar, toplumsal sözleşmelerdir. Bu nedenle, meclisteki 4 parti ve başta barolar, sendikalar, üniversiteler olmak üzere, toplumun her kesiminin katkı koyacağı bir metin, kamuoyunda uzun süren tartışmalarla şekillenirse, toplum sözleşmesi olur. Aksi durumda, bir partinin hazırladığı bir metin olur ki, bunun da kalıcı olmadığı geçmişteki örneklerle görüldü.

 

Seçimlerin üçüncü ve en önemli sonucu ise, tek adama dayalı, Türkiye’yi adım adım diktatörlüğe götürecek rejim olan Türk Tipi Başkanlık Sistemi talebinin toplumda karşılık bulmaması ve tarihin çöplüğüne atılmasıdır. Toplum, parlamenter rejimin güçlendirilmesi yönünde tercihini kullanmıştır.

 

Bismark’a göre; “Siyaset, mümkün ve ulaşılabilir olanı gerçekleştirme sanatıdır”. Aristoteles ise, 2400 yıl önce demiş ki; “İstikrarlı olan tek devlet, tüm insanların hukuk önünde eşit olduğu devlettir”.

 

Dileriz, meydanlarda verilen sözler hiç unutulmaz. Türkiye, hak ettiği çoğulcu, demokratik, hukuk devletine ve insan haklarına dayalı, evrensel ilkelerine göre kurulacak bir yönetime kavuşur. Bu potansiyel var. Yeter ki, önyargılarımızdan kurtulalım ve uzlaşma kültürünü içselleştirelim…

 

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız