31 Mart seçimleri dolayısı ile Türkiye’de siyasetin Hal-i Pürmelali

31 Mart seçimleri dolayısı ile Türkiye’de siyasetin Hal-i Pürmelali
25 Şubat 2019 17:25

Öncelikle, bilhassa yeni kuşak için ‘’hal-i pürmelal’’ Osmanlıca kökenli sözcüğün ‘’hüzünlü, acıklı durum’2 anlamına geldiğini ve yazmak istediğim noktalarda bu makalenin başlığında muhakkak bulunması gerektiğini anımsattıktan sonra konuya geçelim.

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

31 Mart’ta Türkiye genelinde bir yerel seçime gidiyoruz ve muhalefet partileri için en şansı bir dönem olmasına rağmen, AKP dışındaki partilerde, bilhassa ana muhalefet partisinde kaos ve didişme bütün şiddetiyle devam ediyor.

 

O nedenle her zaman derim ki, RTE’nin en büyük şansı CHP’nin başında bulunan Kılıçdaroğlu’dur.

 

RTE meydanlara çıkmış gümbür gümbür CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na hakaretler yağdırıyor ama O korkak ve pısırık adam sadece oturduğu yerden hem de en alt perdeden savunma yapıyor.

 

Bu konuyu defalarca yazdım ve siyasette savunma yanında taarruzun en büyük zaferler getirdiğini ifade ettim.

 

RTE meydanlarda o kadar çirkin hakaretlerde bulunuyor ki, ‘’Millet İttifakı’’na ‘’zillet, illet’’ ittifakı diyor ve bu ittifakta yer alanları hain olarak, teröristlerle işbirlikçi olarak damgalıyor ama başta CHP olmak üzere muhalefetten yeterli ölçüde ‘’tıss’’ ses yok.

 

RTE CHP, SP, İP, HDP’yi ittifak partileri olarak kitlelere algılatıyor, sonra da bunlara ve oy verenlere ‘’hain’’ diyor.

 

Halbuki teröristlerle işbirliği bakımından AKP’den daha sicili bozuk, ihanet içinde bulunmuş bir parti bulamazsınız.

 

Terörstbaşı Öcalan’a ‘’sayın’’, aziz şehitlerimize ‘’kelle’’ diyerek emperyalistlerle işbirlikçilik yapan hangi siyasetçiydi?

 

2002’de sıfır noktasına gelmiş terörü, Türkiye’de 36 etnik grup var diye bunların adlarını meydanlarda ağzından şerbet akarcasına Kuran okuyan hafızlar gibi sayan ve Ağustos sıcağında Diyarbakır meydanında ‘’Ben Türkiye Cumhuriyeti başbakanı olarak Kürt gerçeğini tanıyorum…’’ diyerek terörü tekrar hortlatan, alevlendiren hangi siyasetçiydi?

 

Alevlenen terörü durdurmak için Oslo’da Kandil’in teröristleri ile koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni anlaşma masasına oturtan hangi siyasetçiydi?

 

Önce bunu inkar ettiğini ve ‘’bunu ispat edemeyen şerefsizdir’’ dediğini, mızrak çuvala sığmayınca ‘’Devleti terör örgütü ile ben görüştürdüm…’’ dediğini herkes anımsar.

 

Habur sınır kapısında seyyar mahkemeler kurarak, teröristleri Türkiye’ye getirip affettiren, sonra da bu teröristlerin Türk topraklarında dağılarak ülke içindeki teröristlerle terör etkinliklerini azdıran hangi siyasetçiydi?

 

Bugün Suriye’de PKK’nın diğer kolu olan PYD Kürtçü teröristlerine yardım etmek için Kuzey Irak’taki teröristleri askeri resmi geçit törenleri ile Türk topraklarından geçiren hangi siyasetçiydi?

 

ŞivanPerver, Barzani gibi ve benzerleri azılı Kürtçü Türk düşmanlarını Güneydoğu’da toplayarak ve teröristbaşı Öcalan’ın bildirisini okutturup alkışlattıran hangi siyasetçiydi?

 

Bir zamanlar askere ve polise emir vererek ‘’kışlalarınızdan, karakollardan çıkmayın’’ emri vererek teröristlerin Güneydoğu’da labirentler gibi savunma hendekleri kazımasına ve daha sonra bunları 2015 yılında söküp atmak için bine yakın şehidin canına mal olmasına sebep olan hangi siyasetçiydi?

 

İmralı’ya yıllarca devletin resmi heyetlerini göndererek Öcalan kanlı alçağı ile görüşmeler yaptıran hangi siyasetçiydi?

 

Defalarca ce çeşitli vasatlarda ‘’Ben BOP eşbaşkanıyım…’’ diyerek bu bağlamda ‘’Diyarbakır’ın bir cazibe merkezi haline gelecek …’’ diyerek bir Kürt devletinin kurulacağını ima eden hangi siyasetçiydi?

 

Bugün terörist dediği HDP’nin yetkilileri ile kendi bakanlarını Dolmabahçe Sarayı’nda defalarca anlaşma masasına oturtan hangi siyasetçiydi?

 

Böyle yüzlerce örnek verilebilir ama prototip olanlarını seçtim ve bu bağlamda söylemek istediğim noktaya geldim.

 

Öyle anlaşılıyor ki, RTE oylarının kendini mahvedecek oranda düştüğünü ve bu düşüşü yukarıda örneklerini verdiğim gibi kendi cürümleri dairesinde olan teröristlerle işbirliği numaraları ile başta CHP olmak üzere diğer partilere çamur atarak önleyeceğini hesap etmektedir.

 

Başta CHP olmak üzere tüm muhalefetin RTE’nin bu stratejisine mukabil proaktif olarak harekete geçmeli ve RTE’nin bu hesabını tersine çevirmelidir.

 

Nasıl?

 

RTE’nin yukarıda örneklerini verdiğim terör odakları ile işbirliği örneklerinin tüm belgeleri gerek görüntü olarak, gerekse sözel olarak bırakın arşivleri sosyal medyada fıldır fıldır dolaşıyor.

 

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam terör odakları ile bu işbirliği görüntülerini seçim meydanlarında seçim otobüsüne kurulacak dev ekran ile kitlelere ve halka yansıtırım ve bunu da her gittiğim mitingde tekrar ederim.

 

Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, ortalama kitleler sözelden çok görüntülerden etkilenir.

 

Bu nedenle ‘’Bir resim bin sözcüğe bedeldir!’’ denmiştir.

 

Bu çok ciddi bir tekliftir ve CHP ile bu konuda olanakları olan tüm muhalefet partilerini uyarıyorum.

 

Bir de RTE uzun bir süreden beri Kılıçdaroğlu’na seçim meydanlarında ‘’By Kemal!’’ lakabını sürekli tekrar ederek hakaret edip kitlelerin gözünde küçük düşürüyor.

 

Ben yine Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam bu lakaba mukabil RTE’ye ‘’Recep Efendi!’’ diye seçim meydanlarında hitap ederim, çünkü halkımız kimlere ‘’efendi’’ dendiğini bilinçaltına yerleşmiş şekilde çok iyi bilmektedir.

 

Daha önce bir makalemde yazmıştım, İslam literatüründe ve Kuran’da muhalifler için çok alçaltıcı hakaretler nedeniyle halkı Müslüman ülkelerde insanlar küçültücü ifadelerden çok etkileniyorlar ve ona göre yön belirtiyorlar.Çünkü camilerde vaaz ve hutbelerde geçen bu küçük düşürücü ifadeler insanları hakaretlere karşı koşullandırıyor.Öyle ki bu ifadelerde yaban eşeği, maymunlar, domuzlar, pislikler vs. bolca mevcuttur. İslam ülkelerindeki insanların/seçmenin bu siyasal davranış şekli sosyolojinin konusudur ve doğrudur.Hem siyasal İslam kültüründen gelmiş biri olarak hem de kendisine öğretildiği şekilde RTE bu taktiği çok bilinçli olarak kullanmaktadır.

 

 

Yukarıda yazdıklarımı RTE ve diğer muhalefet liderleri yapar mı, yapmaz mı bilemem ama Türkiye’de siyaset yapanların Turgut Özal’ın dediği gibi ‘’Siyasetçinin iki gömleği vardır, biri bayramlık, diğeri idamlıktır!’’ sözü çok doğrudur, bilhassa liderlerin asla korkmaması gerektiğini, korktukları taktirde her Şark ülkesinin mayasında olduğu gibi diktatörlerin türeyeceği ve bir daha milletin başından inmeyeceği kesindir.

 

Bu konu geniş bir konudur ve siyasal İslam’ın öğretilerinde, mayasında vardır.

 

RTE derin bir hüzün içindedir ve normal koşullarda seçim yapıldığı taktirde kaybedeceğini ve koltuğunun sallanacağını çok iyi bilmektedir.

 

Geçe gün bir TV izlencesinde(program) ki ben asla O’nun ne görüntüsüne, ne de sesine tahammül edebilirim; bu nedenle bilgiağında(internet) okudum, diyor ki ‘’Anketler doğru değil…’’.

 

Bu ifadenin okuması şu olmalıdır kanaatimce: Anket sonuçları durumumun çok kötü olduğunu gösteriyor bu nedenle her seçimde yaptırdığım hileler gibi önlemler almalıyım ve ‘’Atı alan Üsküdar’ı geçti!’’ taktiğini kesinlikle uygulamalıyım.

 

Bu nedenle seçmen kitlelerini şimdiden hazırlıyor.

 

‘’Yapan bir daha yapar’’ atasözünü anımsatmalıyım.

 

Ey CHP ve diğer muhalefet partileri ne olursunuz gafil avlanmayın.

 

AKP oyları başta RTE olmak üzere tüm ekibini, adamlarını panikletmiştir.

 

Çünkü sonuçta işin ucunda yargılanmak ve çok çetin hesaplar vermek vardır.

 

Bu nedenle her birisi bir taraftan muhalefet partilerinin tümüne ve onlara oy veren halka terörist ve vatan haini demeye başlamışlardır ki, benim kişisel olarak yanıtım şudur:Bana terörist yaftası vuran her alçak iflah olmaz bir teröristbaşıdır.

 

Şimdi benim önerim şudur ki, RTE’nin karşısında olan her seçmen bulunduğu seçim bölgesinde hangi muhalefet partisinin adayı güçlü ise oyunu ona vermelidir.

 

CHP, İYİ PARTİ, SAADET PARTİSİ veya HDP hiç farketmez; RTE’nin karşısındaki her partiye oy verilir ve AKP yukarıda örneklerini verdiğim gibi HDP’den daha çok Kandil teröristleri ve İmralı’daki cani ile işbirliğine girmiştir.

 

Şunu unutmayalım ki, ülkenin düzlüğe çıkması ve RTE’nin yıktığı köklü Cumhuriyet değerlerine yeniden kavuşması için AKP’yi sandıkta bitirmek gerekir.

 

Cumhuriyet tarihinde hiçbir siyasal parti AKP kadar, hiçbir siyasetçi RTE kadar Türkiye’yi uçurumun kenarına getirmemiştir.

 

Şimdi bir hususu daha belirtmem gerekiyor, domates-biber-patlıcan kuyrukları denen hıyar kuyrukları Türk milletini bu kadar küçük düşürmemiş ve kızdırmamıştır.

 

Halk ateş püskürüyor.

 

Sosyal medyada videoları izleyenler bunu çok açık bir şekilde göreceklerdir.

 

Siyasette önemli olan bir nokta var ki, o da bir siyasal partiyi iktidarda tutan orta sınıfın ana direği olan esnaf ve sanatkar kesimidir.

 

Kıtlığın ve pahalılığın suçunu esnafa atan RTE kesinlikle kaybedenlerden olacaktır.

 

Ankara, İzmir, Bursa ve birçok büyükşehirle birlikte İstanbul’u ‘’Millet İttifakı’’ nın kazanması çok büyük bir olasılıktır.

 

Ayrıca birçok seçim bölgesinde MHP’yi ve ülkücüleri RTE’ye satan Devlet Bahçeli’ye nispet olarak bu oyların İYİ PARTİ’ye akacağını tahin ediyorum.

 

Bunu nereden mi biliyorum?

 

Önceki gün eski ülkücü başkanlardan 68 kuşağından 72 yaşındaki birisinin Devlet Bahçeli ile ilgili küfrünü duysaydınız siz de bu kanaate varırdınız.

 

Hayatımda bu denli küfür duymamıştım ve küfür jargonunun en zengin sözcükleri ‘’Devlet Bahçeli’yi tuttuğum yerde……..’’ ifadesi ile bitiyordu.

 

Yani kısaca MHP tabanı ve ülkücü kesim Devlet Bahçeli’ye çok kızgın.

 

2014 yerel seçimleri ile ilgili bir anekdot anlatayım.

 

Bu seçimlerde ben oyumu Etimesgut’ta kullandım ve şuna tanık oldum ki, ülkücü gençler büyükşehir için CHP’den aday olan Mansur Yavaş için, Etimesgut için MHP adayı için çalışıyorlardı ve bunlar aynı zamanda sandık görevlileriydi.

 

Hakikaten Etimesgut’ta Türklük bayrağını dalgalandıran Enver Demirel kazandı ama oyları çalındığı için kazandığı halde Mansur Yavaş’a seçimi faşistçe kaybettirdiler.

 

Ayrıca O GÜNLER Mansur Yavaş’ın çalışma ofisine uğradığımızda MHP’liler ve ülkücülerin O’nun etrafında kenetlenip çalıştıklarını gördük ki, bugünde durum aynıdır.

 

Özel bir not olarak eklemeliyim ki, Ekrem İmamoğlu’nun sosyal demokrat dünya görüşüne sahip olduğunu her aydın seçmen bilir ve vereceği oyu şaşmaz ama kendisi gerek tavırlarında, gerek beden dilinde, gerekse ifadelerinde çok aşırıya kaçmadan muhafazakar görüntü vermesi çok yararlı olacaktır.

 

Ekrem İmamoğlu’nun sadece tanınırlığı değil, izlediğim kadar ilepopüleritesi/sevililirliği de arttı seçmen nezdinde ve bunu halkın kendisine olumlu davranışlarına dayanan çeşitli sosyolojik ölçütlerden çıkarabiliyorum.

 

Bir de Anadolu’nun çeşitli değişik seçim bölgelerinde ‘’Millet İttifakı’’nın çok önemli sürprizler yapacağına inanıyorum.

 

Zafer yakındır ve kaçak sarayın surlarında sandıkta kazanılan başarılarla gedikler açılacaktır.

 

En küçük beldede kazanılan bir belediye başkanlığı ile bile kaçak sarayın surlarından sökülecek bir taş daha sonra diğer taşların yıkılıp saltanata son verilmesini sağlayacaktır.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Tayyip Erdoğan Türkiye’yi Makyavelist politikalarla yönetiyor!
Türkiye’yi hareket halindeki korkunç cehalet yönetiyor
Türkiye tarihinin en büyük devlet-millet soygunu devr-i sabık yapılmalıdır