31 Mart seçimi kritik eşiğimiz

31 Mart seçimi kritik eşiğimiz
22 Mart 2019 09:38

Değerli okuyucularımız, 31 Mart mahalli idareler seçimlerinde, Keban-Hilvan-Harran-Akçakale-Ceylanpınar ilçelerinin, stratejik önem taşıdığının bilincinde olmalıyız.

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

31 Mahalli idareler seçimlerinde, seçeceklerimizin içyüzünü tanımak, Türk Milleti’nin geleceğini teminat altına alma bakımından, son derece önem taşımaktadır.

 

 

Değişik insanlar arasında ki, yaşamımıza Suriye’lilerin girmesi ile, ülkemizde her türlü ahlaksızlıkların oluşmasına ve işsizliğin artmasına sebep olmuştur. Onun içindir ki, çevremizde bulunanların dış görünüşünden daha çok iç görünüşlerini tanımak şarttır.

Bir ülkenin, kurumun ve ailenin halkına yüzde yüz iyidir veya kötüdür diyemeyiz. Bu toplumların arasında iyisi de vardır.

Allah’tan korkan ve iyiliği kötülüğüne galip olan elbette iyidir. Kötülüğü iyiliğine galip olan ve Allah’tan korkmayan elbette ki kötüdür diyebiliriz. O zaman, her karşılaştığımız insanla samimi olmamız doğru değildir.

Bencillik-çıkarcılık ve rüşvet düşüncesi olmayan belediye başkan adaylarına ihtiyacımız vardır. Allah korkusu ve vatan sevgisi olamyan bir insan da, bencilik ve çıkar için her türlü tavizi vermesi mümkündür.

Onun içindir ki, 31 Mar’ta oy verip seçeceğiniz belediye başkanı’nın, seçildiği zaman, yaptıkları olumsuzluklara ortak olmak istiyorsanız, o belediye başkanı’nın, Allah’tan korkması ve vatan sevgisi şarttır.

 

 

Seçilecek başkanın, kendi bölgesinde mevcut olan tarımsal ve diğer hammaddelerin üretime dönüştürmesi için çalışması gerekir. Üretim, hem ekonomik hem de işsizlik için stratejik önem taşımaktadır. Üretime önem verildiği zaman, her türlü ahlaksızlıkların oluşmasını önlemek demektir.

Elazığ ve Şanlıurfa dışında ki sahilde ki, bazı il ve ilçelerinde ne yazık ki, birinci sınıf tarım arazilerinin ve devlet orman sahalarının yağmalanması ile, beton yığını haline gelmektedir. Büyük rant olduğu için, Milli tarımın ve akciğerimizin nefes alması ve en doğal ilacı olan çam orman’nın da önemine bakılmıyor. İmara açılacak bölgelerin, tarım bakanlığı yetkililerinin izni olmadan, imar izni verimemelidir.

 

 

Bu tür uygulamalar, kara para hareketliliğinin olmasına sebep oluyor. Kara para da, her türlü ahlaksızlıkların ve özellikle anarşik-ekonomik terörün, faaliyetlerini kolaylaştırmaya sebep oluyor. Bu tür faaliyetler Türkiye için çok tehlikeli işler olduğunun bilincinde olmalıyız.

O zaman, tarım arazisine ve ormana önem veren belediye başkan adaylarının, seçilmesini desteklememiz gerekir ki, temel gıda sorunlarımız çözülsün.

 

 

Gerçek demokrasinin mevcudiyetinin varlığını tamamlayan, iktisadi demokrasi için en büyük engel, raf ve ürün giriş bedeli şartı olduğunu biliyor musunuz? Kim ne derse desin bir ülkede, iktisadi demokrasi mevcut değilise o ülkede her türlü anarşik-ekonomik terör faaliyetleri, daima varlığını sürdürecektir.

Demokrasinin varlığından bahseden siyasi parti liderleri, ülkemizde gerçek (Siyasi) demokrasinin varlığını tamamlayan iktisadi demokrasinin, ilk önce kurulmasının şart olduğunun bilincinde olmalıdırlar.

 

 

Gerçek demokrasinin varlığından bahsedebilmemiz için, Türk sanayicisini-çiftçisini sömüren raf ve ürün bedeli şartı terörünün, bu faaliyetlerine caydırıcı yasalarla dur demilmesi gerekir. Dur denildiği zaman, ülkemizde gerçek demokrasinin var olduğundan bahsedilebilelim.

İktidarda olan siyasi partiler, tasarruflarına verilen sorumluluklarında eğer ki, başarılı olmak istiyorlarsa o zaman, Milli önem taşıyan sorunların çözümü için, zaman çok önemlidir. O zaman, en büyük engellerden birisi de, ekonomik-anarşik terörün meydana gelmesinin anahtarı olan, raf ve ürün giriş bedeli şartı olduğunu hatırlatmakta fayda vardır.

İlgili bakanlıkların, acilen raf ve ürün giriş bedeli şartı ile, Türk Milletini,sanayicisini ve çiftçisini, Fetö denen riyakar terör örgütü ile bir farkının olmadığını, hatırlatmakta fayda var.

 

 

Raf ve ürün giriş bedeli şartı, hem kara paradır hem de, her türlü ahlaksızlıkların ana aktif maddesidir. Hükümet yetkililerinin, sağlıklı ve düzenli çalışmasına en büyük engel, raf-ürün giriş bedeli şartı olduğunun bilincinde olmalıyız.

Bilimsel sanlarıyla böbürlenerek, raf ve ürün giriş bedeli şartını uygulayanlar, iyi bilmelidirler ki Türk Milleti, bu şartların ne kadar tehlikeli bir ekonomik-anarşik terör oluşturmasında lider sektör, olduğunun bilincindedir.

Raf ve ürün giriş bedeli şartını uygulayan mağaza zincirlerinin, eğer ki ruhlarında Allah korkusu ve vatan kavramı var ise o zaman, bu şartlara son vermelidirler. Türk Milletinin, sanayicisinin ve çiftçisinin huzur ve mutluluğu ilk sırada yer almalıdır.

 

 

Maliye Bakanı Berat Albayrak’a stratejik bir hatırlatma:

 
Fırıncılar, lokantalar, paralı tuvaletler, üretici Türk köylüsü hariç, alıp-satan pazarcılar, ve özellikle Suriye’lilerin, Şanlıurfa da ki, ticari faaliyetleri ve daha bir çok alanda ki çalışmaları kayıt dışı ekonomik faaliyetleriyle, anarşik-ekonomik terörün meydana gelmesine sebep olmuyor mu?

Onun içindir ki bir çok ticari sektör KDV fişi kesmiyor. Bu kayıt dışı ekonomik hareketler, başta Maliye bakanlığı olmak üzere, bir çok bakanlığı zor duruma düşürüyor mu? O zaman, Maliyenin kasasına girmeyen KDV’ye gerek kalmıyor. Çünkü fiyatlara ilave edilen ve KDV dahil diye fiyatlandırılıyor. Maliye’nin, kayıtdışı para hareketliliğine mutlaka bir çözüm bulması gerekir.

 

 

Maliye Bakanlığı olarak acilen bu kayıt dışı para hareketliliğini uygulayan sektörlre dur demesi gerekir. Kayıt dışı para hareketliliği, özellikle iç-dış vatan hainlerinin ve Fetö gibi riyakar “İhanet şebekeleri’nin” işlerini kolaylaştırdığının farkında mıyız? O zaman, “Lafla millilik olmaz” özdeyişi esas alınarak, belirtilen haksız kazanç elde edenlere acilen sigara yasağı gibi, dur denilmesi gerekir.

KDV vurgununa dur denildiği zaman, iktidarda ki, Hükümet olarak kendileri rahat çalışma imkanını yakalıyacaklar ve başarılı olacaklar. Eğer ki kayıtdışı ekonomik hareketliliklerin devam etmesine müdahale etmedikleri zaman, İslam dinine ve kanunlara göre yapılan bu haram ve yasaklara ortak olmuyorlar mı?

 

 

Keban-Hilvan-Harran-Akçakale ilçeleri-Ceylanpınar, stratejik bölgeler olduğunu ve Türkiye’nin en büyük havaalanının, Hilvan da olması münasebetiyle, Hilvan ilçesi stratejik önem taşımaktadır. Onun içindir ki, özellikle Hilvan belediye başkanı stratejik bakımından önemlidir.

Ayrıca bu beş ilçe belediye başkan adaylarının, parti ayrımı yapmadan geçmişte ki, yaptıklarına bakıp Allah korkusu, Milli ve manevi değerlere bağlılıklarına bakıp, seçilmelerine destek olmalıyız.

MHP lideri Dr. Devlet Bahçeli diyor ki: “Bir tek dileğim var Fetonun siyasi kanadı araştırılsın” ifadesi esas alınarak o zaman, Türkiye genelinde ve bu beş ilçede seçilen belediye başkanlarının, vatana ihanet eden ve halen riyakarlık duygularıyla aramızda bulundukları makam ve ekonomik faaliyetlerini sürdüren Fetö klübü mensuplarına dikkat edilmesi şart değil midir?

 

 

Fetö denen riyakar “İhanet şebekeleri” ne, ihale verilmesi, işe alınması vs. gibi işler de, çok ama çok dikkatlı olunması gerekir. Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Genelkurmay başkanı iken diyor ki: Sözde değil özde olmalıdır” ifadesini, milliyetçiyim, müslümanım, vatanseverim diye Türk Milletine seslenen tüm siyasi parti genel başkanları, Vatan haini Fetöcu “İhanet şebekeleri” para kazandıkları zaman o paranın, Allah korusun yarın silahlı düşman olarak karşımıza çıkacağını, daima hafızamızda muhafaza etmeliyiz.

31 Mart’ta bir fırsat elimize geçmiştir. Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz. Allah korusun, eğer ki, riyakarlık duygusuna sahip olanlara dikkat etmezsek ve bu “İhanet şebekeleri” nin, yarın büyük sorunlar çıkaracaklarını unutmamalıyız.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde, “İşi ehline veriniz. İş ehline verilmediği zaman, kıyameti bekleyiniz” buyuruyor. Onun içindir ki, bu hadis-i şerifi esas alarak elimizi vicdanımıza koyup, haram işlere ortak olmak istemiyorsak, vicdansahibi olan ve rüşvet yemeyenleri desteklemeliyiz.

 

 

Müslümanım diye mesaj verip haram yiyen riyakarlık ve bencil çıkarcılık ahlakı ile kirli işeri meslek edinenlerin alınlarında kim olduklarını tanıtan ve işaret veya tabelalar asılı değildir. Onlar her karşılaştıklarına kendilerini gayet, vicdanlı, dürüst, müslümanım diye ve Allah’tan korkup emirlerini yerine getiren insanlar olarak tanıtmaktan hiç bir zaman geri kalmazlar.

Aynı yerde çalışıp, ikamet ediyorsanız bile, sizi tuzağa düşürünceye kadar kendilerini vicdan sahibi olduklarını ve haram yemediklerini tanıtmaya, sizden çok memnun olduklarını, aynı duygu ve düşüncelere sahip olduklarını ve bu dini ve Milli duyuların beraberliğini yaşam boyu beraberce devam ettireceğinin güven mesajını vermektedirler. Bu tür gösteriş ve deyimler, aynen riyakar Fetö zihniyeti gibidir.

Özellikle Keban-Hilvan-Harran-Akçakale-Ceylanpınar ilçeleri, başta olmak üzere Türk Milletinin, protein (Temel gıda) deposudur. Bugün dünya da yaşanan olayların başında protein kavgası vardır. Onun içindir ki bu beş ilçe belediye başkanlarının, Milli ve manevi değerlere bağlı olması stratejik önem taşımaktadır.

Riyakarlık düşüncesine odaklı insanlar, her yerde, her an karşımıza çıkabilirler. O zaman insanların iç yüzünü nasıl tanıyabileceğimizi öğrenmeğe çalışalım.

 

 

Bunun için, karşımızda bulunan insanların:

 
1- Ruhunda taşıdığı vatan kavramı ve Allah korkusu ile ilgili düşünceleri
2- Geçmişinde yaptıklarını ve iş başına geldikten sonra ki, mal varlıkları
3- Yaptığı konuşmalar da “Özü sözü bir olmalıdır”
4- Faaliyetleri (İcraatları)

 

 

Onun içindir ki, 23-63 ekseninde, seçilmiş ve atanmış önderlerin; başta dünyanın 4’cü kutsal şehri Şanlıurfa’mız ve Elazığ olmak üzere, Türkiye’nin her yerinde de, Milli duygu, düşünce ve inanca sahip olması gereken seçilmiş belediye başkanlarına ihtiyacımız vardır.

Türk Milleti ve özellikle Şanlıurfa-Elazığ halkı, iyi bilmelidir ki, Milli ekonomimize ve ahlakımıza zarar verebilecek şekilde hareket eden artist ve sahne oyuncuları mesleklerinde, Allah korkusu olmayan ve vatan sevgisini düşünmeyen kişilerdir.

Politika ile uğraşmasak da, politikacılarımızın faaliyetlerini bir vatandaş olarak takip etmek zorundayız.

Hepimiz aynı milletin insanları olduğumuza göre iç ve dış politikamız bizi mecburi olarak ilgilenmeğe zorlayacaktır. Şanlıurfa-Elazığ toplumu olarak, politikacılarımızı yerine göre takdir edebileceğimiz gibi, yerine göre de dur diyebilmeliyiz.

O zaman faziletli ve haram işlerden uzak olan ve kendisini hizmete adayan, siyasileri baş tacı yapmalıyız. Daima iyiliği kötülüğüne galip olan belediye başkan adaylarını desteklememiz gerekir.

Türk Milletinin, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün en sağlam köprüsü olan, 23-63 (Elazığ-Şanlıurfa) eksenidir. Onun içindir ki, Keban-Hilvan-Harran-Akçakale-Ceylanpınar ilçelerinde, vicdan sahibi olanların belediye başkanı seçilmeleri önem taşımaktadır.

Cümle vatan şehitlerini, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve atalarımızı Rahmetle, Gazileri minnetle anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar dileriz.

 

 

HADİS-İ ÖZDEYİŞLER
1- Herkes seni terk ettiğinde Allah seninle kalır. (Mahatma Gandhi)
2- Memnuniyet çaba içindedir ve sadece nihai başarıda değildir. (Mahatma Gandhi)
3- Gelecek, şu an ne yaptığımıza bağlı olacak. (Mahatma Gandhi)
4- Tecrübe yediğiniz kazıkların bileşkesidir. (Konfüçyüs)
5- Milli şeref, milli servetin en yüksek değeridir. (James Monroe)
6- İnsanın yalnız ekmeğe değil, şerefe de ihtiyacı vardır. (Lacardarie)
7- Şerefini kaybettikten sonra yaşamaktan daha feci ölüm olur mu? (J.J.Rousseau)
8- Zenginlik ve şeref, herkesin istediği şeylerdir. Eğer bunlar doğru yolda kazanılmazsa, pek çabuk kaybedilir. (Konfüçyüs)

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Türk Ahlakı ve Müslümanlık
15 Temmuz iktisadi demokrasi için başlangıç olsun!
Türk ahlakı ve demokrasi