30 Ağustos Türk’ün topyekun dirilişi ve 15 Temmuz Türk’ün toptan yok edilişi!

30 Ağustos Türk’ün topyekun dirilişi ve 15 Temmuz Türk’ün toptan yok edilişi!
10 Ağustos 2017 16:29

Yaklaşan, Türk tarihinin en büyük zaferlerinden olan ve Türk ulusunun yeniden dirilişini sağlayan 30 Ağustos Zafer Bayramı ile 15 Temmuz 2016’da Türk düşmanı çakallar tarafından gerçekleştirilen ve Türklüğün, Atatürk devrimleri ile Cumhuriyet’in toptan imhasını sağlayan lanetli ihanet gününü karşılaştırma gereksinimini duyumsadım.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOAĞN H&H YORUM

 

 

 

Bunu yapmamın nedeni 15 Temmuz lanetli ihanet gününün, Türk ulusunun kahramanlık destanı 18 Mart’tan daha anlamlı olduğunu ileri süren zihniyete bir nazire niteliğindedir.

 

 

Ki, bu ihanet kabuklu menfur(nefret edilesi) zihniyete aşağıda sıraladığım nedenlerden dolayı tamamen katılıyor ve 30 Ağustos’u da yıllardır ti’ye alarak kutlamadıkları için karşılaştırmamı bunlar üzerinden yapacağım.

 

 

1-30 Ağustos Zaferi, Türk ulusunun ebedi önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi milleti ile kongreler ve istişareler sonucu kazanılmış bir büyük zafer ama 15 Temmuz 2016 lanetli ihanet günü ise Türk ulusunun haberi olmadan ve kapalı kapılar ardında darbe laboratuarında hazırlanan vatan haini çakalların ihanet senaryosunun siyasi kanat tarafından uygulamaya konuluşudur.

 

 

2-30 Ağustos Zaferi ile Türk özgürlük ve bağımsızlığına kavuşmuştur, 15 Temmuz 2016 ihanet günü ile de bağımsızlık ve özgürlüğünü yitirerek, mandacı yönetimden ve krallıktan daha şiddetlisi olan diktatörlük sistemi getirilmiştir.

 

 

3-30 Ağustos’a giden zafer yolunda Büyük Türk ulusunun her bir ailesi ve bireyi ellerindeki olanakların her birini, canlarını ortaya koyarak Mustafa Kemal’in etrafında yer alıp vatanı kurtarmıştır ama 15 Temmuz 2016’da despotların ellerindeki sınırsız maddi olanaklarla hainler satın alınarak vatan düşmanlar tarafından kuşatılmıştır.

 

 

4-30 Ağustos Zaferi’ne giden yolda vatan dostu subay ve komutanlar maaşlarını ve tüm maddi olanaklarını savaşın kazanılması için verirken, 15 Temmuz 2016’nın bir kısım asker elbiseli general ve komutanları ise aldıkları korkunç rüşvetler karşılığında vatanı Türk düşmanı çakallara teslim etmişlerdir.

 

 

5-30 Ağustos Zaferi ile Türklük, vatan sathında ve yönetimlerde hakim kılınmıştır, 15 Temmuz 2016 lanetli ihanet gününde ise Türklük bir daha hakim olununcaya kadar bütün kurum, kuruluş, kurallarıyla, devlet anlayışıyla toptan yıkılarak, yerine İslami kurallar yaftası ile 7.yüzyıl çöl bedevilerinin yaşadığı ilkel Arapçılık her şeyiyle yerleştirilmiştir.

 

 

6-30 Ağustos zaferi ile ordumuz tam anlamı ile kurumlaşarak özgün Türk karakteri kazanmıştır ama 16 Temmuz 2016 ihanet günü ile de Türk ordusunu subay yetiştirme eğitim kurumlarından başlayarak, bir üst rütbeye yükseltme sistemine kadar derin disipline dayalı Türklük karakterini kaldırarak Arap zihniyetine büründürdüler.

 

 

7-30 Ağustos zaferi ile Türk ulusu kavuştuğu Cumhuriyet yönetimi ile özgür düşünceye kavuşmuş ve bu nedenle bizzat Gazi’nin direktifleriyle akıl ve bilim rehber edinilerek hızla ilerleme sağlanmış ama 15 Temmuz 2016 lanetli ihanet günü ile bilimin önü Arapçılık kurallarıyla kesilerek hurafelere dönüş yapılmıştır.

 

 

8-30 ağustos zaferi, Rum dölleri Yunan palikaryalarına karşı kazanılmış bir Türk zaferi ama 15 Temmuz 2016 lanetli ihanet günü ise adeta Rum dölü Yunanlıların intikamını Türk askerinden alma günüdür; 17 Türk adasını işgal eden Rum döllerine ses çıkarılmaması denklemin karşı tarafını tamamlıyor kanaatindeyim.

 

 

9-30 Ağustos zaferi ile ebedi önderimiz Büyük Atatürk’e yürekten bağlı subay ve generaller yetişmişken, 16 Temmuz 2016 gününde ise asker kılıklı satılıklar tarafından sahipleri tarafından ortaya konulan senaryo ile Atatürk’ün komuta heyeti toptan tasfiye edilmiştir.

 

 

10-30 Ağustos zaferinin kazanıldığı Türk’ün o büyük savaşında kahraman Türk asker ve komutanlarına herkesin bildiği gri bez ve keçeden yapılmış kahramanlık rengi elbiseler giydirilip donatılırken, 16 Temmuz 2016 ile yukarıda bahsettiğim ve çakalların uygulamaya koyduğu senaryo ile tasfiye edilen Atatürk’ün subay ve komutanlarına badem rengi yaftası ile bok rengi elbise küçük düşürmek üzere reva görülmüştür.

 

 

11-26 Ağustos Büyük Taarruz ile sabah 5.30’da yapılan zafer duasının ardından Mareşal Fevzi Çakmak’ın emri ile topçu ateşi ile başlatılan Türk kahramanlığının ve Türk karakterinin en sembol savaşında vatanı, bağımsızlığı, özgürlüğü, onuru ve namusu için toprağın kara bağrına düşen her yiğit Mehmetçik şehit oğlu şehit ama 15 Temmuz 2016’da Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlığını elinden alıp, birilerinin diktatörlüğü için ölenler için bir tanımlama henüz yapılmadı.

 

 

12-30 Ağustos zaferine giden günlerde de vatan hainleri vardı, 16 Ağustos 2106’da vatan hainleri vardı; hem de çok sayıda, bu nedenle Büyük Atatürk ‘’Kahramanı kadar, haini de çok bir milletiz’’ demiştir.Ancak bir gerçek var ki, Türk tarihinde kahramanlar, hainleri eninde sonunda hep tepelemiştir.Kurtuluş savaşı yıllarında da asker kaçakları, bu nedenle dağlara çıkıp eşkıyalık yapanlar vardı ve bu çok olumsuz durumlara rağmen kahramanlar galip gelmiş, yakalanan asker kaçağı hainler tek tek idam edilmişlerdir.Şundan hiç kuşku duymuyoruz ki, 15 Temmuz 2016’nın Türk düşmanı hainlerinden de bu tarihsel gerçek ışığında Türk ulusu tek tek hesap soracaktır.

 

 

13-30 Ağustos 1922 bir kuruluştur ama 15 Temmuz 2016 bir yıkılıştır.

 

 

NOT:Bu arada dikkatimi çeken bir hususu burada kayda geçmek istiyorum, o da ‘’15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’’ dolayısıyla çeşitli özel kuruluşlar etkinlik ve kampanyalar düzenlemişlerdir.

 

 

Örneğin Avea, Turkcell, Vodafone vs. gibi şirketler bunların başında gelmektedir.

 

 

Şimdi ben bu şirketlere buradan sesleniyorum:Eğer böyle etkinlikleri içtenlikle yapıyorsanız, bunu Türk ulusunun en büyük günü olan 30 Ağustos Zafer Bayramı içinde yapın boyunuzu bir görelim, aksi AKP’ye olan yalakalığınız tescil edilmiş olacak.

 

 

KÖPEKLERİ SAHİPLERİ KISKILAYARAK HAVLATIR

 

 

‘’Kıskılamak’’ sözcüğü çok özgün bir Türkçe ifadedir, atalarımız bunu ta Orta Asya’dan getirmişlerdir.

 

 

Ninelerim çeşitli durumları ifade etmek için kullanırlardı.

 

 

Anadolu’nun, Karadeniz’de dahil çok bölgelerinde kullanılır bu özbeöz Türkçe sözcük.

 

 

Sözlüklere baktığımız zaman ‘’iki insan veya iki hayvanı kavgaya tutuşturmak için kışkırtmak’’ anlamında kullanılmaktadır; her bölgeye göre nüanslar olmakla beraber aşağı yukarı bu anlamı taşır.

 

 

Ama ben Türklüğün sembol kenti Erzurum insanının ne anlamda kullandığını anlatarak siyasal kurnazların bir tavrını açıklayacağım.

 

 

‘’Kıskılamak’’ Erzurumlu lisanında aslında sahibinin ya da çobanın kendi köpeğini veya birden fazla köpeğini başka köpekler üzerine veya kurtlar üzerine, ya da başka canlılar üzerine kışkırtması anlamına gelir ki, bunun da ağızla ıslık çalınarak bir dili vardır ve köpekler bu dilden çok iyi anlar.

 

 

Bir de köpek sahibi kişiler ve çobanlar etrafta tehlikeli canlılar ve kurtlar var mı diye köpeklerini ıslıkla kıskılar etrafı araziyi kontrol ederler.Bu ıslık komutunu alan köpekler yüksek sesle havlayarak etrafı kolaçan ederler, kontrol ederler, etrafta tehlikeli canlılar var mı diye?

 

 

İşte Erzurumlu mantığında köpeklerin bu kıskılanma huyunu baz alarak, kurnaz bir kişinin tehlikeyi veya böyle bir tehlike var mı yok mu durumunu anlamak için gizlice birini bir kimsenin veya birden fazla kimsenin üzerine kışkırtarak sövüp saydırmasına, hakaret ettirmesine ‘’kıskılamış’’ denir.

 

 

Böyle bir kıskılama sonunda kıskılayan kişi tehlikeyi anlar ya geri çekilir, ya da tepki görmeyince isteğini gerçekleştirmek için olanca gücüyle kıskılanan kişi veya kişilere yönlendirir.

 

 

Türkiye’de Cumhuriyeti yıkma projesi sahipleri, yıllardır hep kıskılama yöntemini kullanmışlardır.

 

 

Önce beyinsiz bir veya birden fazla adamlarını kıskılatarak havlatıyorlar, sonra duruma göre tehlike geçinceye kadar ya kabuklarına çekiliyorlar, ya da ortamın müsait olduğunu anlayınca olanca güçleriyle bastırıp her şeyi alt üst ediyorlar.

 

 

Son zamanlarda kıskılanarak havlatılan bir kişinin ‘’Yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin…’’ ifadeleri siyasetteki kıskılama yönteminin çok açık sembolüdür.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Türklerin Müslüman bodyguard sendromu
Kuzey Irak’ta yapılacak Kürt referandumu ve Türkiye’yi bekleyen büyük tehlike
Türk Ulusunun Atatürk sevgisinden ödleri patlıyor