29 Ekim 1938  Cumhuriyet Halk Partisi şeref kitabı

29 Ekim 1938 Cumhuriyet Halk Partisi şeref kitabı
29 Ekim 2014 09:26

1

 

‘Cumhuriyetin XV. Yıl Dönümünde Türk Gençliğinin Duygu ve Düşüncesi’ alt başlığında CHP tarafından bir Şeref Kitabı basılıyor.

 

Mustafa MERSİNOĞLU H&H YORUM

 

2

3

 

4

 

Yukarıda girişini ve Şeref Listesini verdiğim kitaptan tüm CHP üyelerinin ve daha da önemlisi CHP milletvekillerinin okumalarını istediğim yazılardan alıntılar vereceğim keşke tüm kitapçığı okusalar. Eğer bu alıntıları okurlarsa, CHP ve kurduğu Cumhuriyet’in ilk okuldan başlayarak o zaman sıraları dolduran çocuk ve gençlerimizin ne kadar ülkelerinde yapılan devrimleri benimsediğini ve CHP altı okla belirtilen ilkelerinin önemini anladıklarını görürler. Genç tarihçi arkadaşım Alper Ersaydın’ın deyimi ile o zamanın ‘toplumsal iklimi’ ne kadar müthişmiş, onu bu yazılardan az da olsa hissederler. Ağız birliği yapmışcasına bindokuzyüzotuzları ve CHP’yi küçümseyen Erdoğan ve Kılıçtaroğlu’nun ne kadar haksız olduğunu görürler. Üzülerek yazılardan kısa alıntılar aldım ve bir çok şiir ve yazıyı da alamadım.

 

Ülkemizin her köşesinden şiirler ve yazılar alınmış. Bunların ilki aşağıdaki şiir:

 

5
ATAMIZ adlı yazısında Erzincan Sakarya okulu sınıf 5 No. 101’lu Nadire Mumcuoğlu:

‘Sevgili Önder! Ben küçükken ninni yerine annem bana yurdumuza saldıran alçak düşmanların yaptıklarını anlatan şarkılar söylerdi….Sizin kuvvet ve kudretiniz zihnimde o kadar yer etmiştir ki ne vakit bir kötülük karşında kalsam ağzımdan çıkan ilk söz ATATÜRK oluyor. Çünkü her kötülükten kurtuluş çaresini onda buluyorum. Okula gittim, okudum, yazdım, tarih öğrendim. Şimdi tarih deyince her vakit aklıma sizin şu emriniz gelir:

Ordular hedefiniz Akdenizdir ileri…

 

TÜRK GENÇLİĞİ VE ATATÜRK REJİMİ adlı yazısında Merkez Necatibey İlkokulu öğrencilerinden No 459 Giresun, Sengül Yazıcıoğlu:
‘Büyük Şefimiz Atamıza karşı sevgi ve saygımız anlatmaya nereden ve hangi yönden başlıyacağımı bilemiyorum. Çünkü bütün yaşamam hep onun eseridir. 1919 senesinden beri Atamız yurdumuzun imdadına yetişmeseydi halimiz ne olacaktı?…..Havalarda uçuşan çelik kanatlı kartallar, her yerde bacaları tüten fabrikalar, her ilde yeni usul okullar vücüde getirdi. Endüstri, tüze, dış, iç, kültür, ekonemi, bayındırlık, tecim, finans, her alanda ileri gittik. Bu ilerliyeşimiz Atatürk’ümüzün kurduğu Cumhuriyet rejim ile yapıldı…’

 

GENÇLİKTEN ATATÜRK’E adlı yazında Savur ilkokulu 5inci sınıftan No 76 Kazım Ökmen:
‘Can çekişen bir millete yaşamak tadını veren sensin. Türkün ölmez bir millet olduğunu dünyaya tanıtan sensin. Sensin milleti, vatanı kurtaran. Bir kabus gibi yurdun üstüne çöken zulmeti sensin dağıtan. Samsun ufkundan doğarken ötmeyen kuşlara, açmayan çiçeklere, gülmiyen yüzlere, ağlayan gözlere, sızlıyan kalplere sensin can veren, sensin onlara kudret veren…Sensin!….Emanet ettiğin Cumhuriyeti dünya durdukça yaşatacaklarına, yaşatacağımıza yine and içmişizdir..Bugün çelik ağlarla yurdumuzun dört bucağı örülmüş, herkes okumayı öğrenmiş, genç gidilip ihtiyar dönülen, o ev yıkıcı ömür çürütücü, boş yere açlıktan susuzluktan telef olunan, askerlikten başka her şeye benzeyen ocak kaldırılmış, onun yerine Türke yakışır bir askerlik usulü konmuş…Türk kadını layik olduğu serbestliğe kavuşmuş..Arap harfleri kaldırılmış, Türk harfleri konulmuş. Okullar düzenlenmiş, Cumhuriyet öğretmenleri yetiştirilmiş. Henüz on beş yaşında olan genç Cumhuriyetimizin verimleri medeniyette dev adımlarile ilerlemesine Avrupalılar o ‘Türk öldü’ dİyenler parmak ısırıyor, gıpta ediyorlar…

 

DEVRİM VE ATATÜRK adlı yazısında Yalvaç Alemdar Okulu No 84 Osman Özyurd:

‘Ne mutlu bana; yurdumun her bucağı günün her saatinde değişiyor. Ulusumun genci, ihtiyarı Atamın gösterdiği yolda ilerliyor. O yol bizi iyiliğe, güzelliğe, güce, kıvanca kavuşturan yoldur. 18 yıldır biz o yolun yolcusuyuz. Yurd sevgisinin verdiği hızla dinç adımlarla yürüyoruz.
Din işlerini dünya işlerinden ayırdı. Şeriye mahkemelerini ortadan kaldırdı. Kamutayın yaptığı kanunlara göre haklıyı haksızdan ayıran hakyerleri kurdu.

 

Bütün haklarından mahrum bırakılan kadınlara da layık oldukları mevkii verdi. Ömrü yalnız evinin işlerini görmekle ve erkeğin tahakkümü altında inlemekle geçen Türk kadını bugün bahtiyardır. Çünkü bugün ona hakların en büyüğü olan seçmek ve seçilmek hakkı da verilmiştir. Fikir ve çalışma hayatında erkekle aynı hakları taşıyan Türk kadını, bugün mavi göklerin derinliklerinde çelik kanatlarını çarparak dolaşıyor.
Eskiden dini alet ederek saraya istediğini kabul ettiren hocalar şeyhler, imparalorluğun ihmali yüzünden cahil kalan Türk halkını da kandırarak, korkutarak istedikleri şeyleri yapıyorlardı. Sürekli bir telkinle bağladıkları tekkeler, türbeler geçimlerinin kaynağı olmuştu. Halkın sırtından geçinen türbedarlar, şeyhler cahil halkı boyuna dünya işlerinden yapılan yeniliklerden soğutuyorlardı.
Cumhuriyet bu kötülük ve gerilik kaynaklarını da ortadan kaldırarak ulusu kurtardı.’

 

CUMHURİYETİN ONBEŞİNCİ YILDÖNÜMÜ adlı yazısında Ortaokul 4.üncü sınıf No 207 Lütfü Mosa, Giresun:
‘ Bugün, Cumhuriyetimizin onbeşinci yılı; en büyük bayram. Kutlu olsun.

Gittikçe geride kalan kara günlerin acısını bir an hatırlamak, onbeşinci defa kutladığımız, bu nurlu günün ululuğunu anlatır.
29 Birinci Teşrin bizim için, değeri her yıl artan bir gündür. Cumhuriyet kuvvetlendikçe, bu günü daha fazla seviyoruz. Halçılığın verimleri arttıkça, bu bayrama daha gönülden bağlanıyoruz. Acunun en büyük ulusunun en büyük izleri karşısında, bu güne, onbeşinci defadır ki, insan olarak eğiliyor ve bu günle Türk olarak öğünüyoruz.
Altı asır karanlık ve güneşsiz kalan Anadolu sınırları 15 yılda batmayan ve batmıyacak olan bir güneş tanıyor: Cumhuriyet.’

 

ATATÜRKÜN EMANETİ adlı yazısında Samsun Tecim Okulu sınıf 3 No 76 Teyfik Pişkin:
‘Büyük Ata on beş sene evvel Cumhuriyeti kurduğu zaman; onu bize, öz evlatlarına emanet etmişti. Biz de onu son damla kanımız dökülünceye kadar koruyacağımıza and içmiştik değil mi? O halde her zaman olduğu gibi candan kutlamağa hazırlandığımız o büyük günün onbeşinci yıldönümünde de bu andımızı yine tekrar edelim: And olsun arkadaşlar. Onun bize emanet ettiği Cumhuriyeti, yurdda tek Türk ve Türkte tek damla kan kalıncaya kadar koruyacağız. Onun Aziz Kurucusuna bin şükran.’

 

 

6

7

Mustafa Mersinoğlu 28 Ekim 2014 Brighton, İngiltere.

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
23 Haziran seçimleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin seçenekleri
‘Ne güzeldir, dağların üstünde onun ayakları, ki müjde götürür’
Dünya basınında 31 Mart 2019 Türkiye yerel seçimleri