27 Kasım 2017’ye giderken Reza Zarrab vasıtasıyla kopacak kıyamet

27 Kasım 2017’ye giderken Reza Zarrab vasıtasıyla kopacak kıyamet
21 Kasım 2017 09:44

Reza Zarrab İran asıllı, işadamı kılığındaki altın ve uyuşturucu madde kaçakçısı, AKP hükümetinin birkısım büyükbaşları ile çok yakın ilişki kurmuş ve onlara, yakınlarına dudakları uçuklatacak çapta çok büyük rüşvetler vermiş; ayrıca yine bazı büyükbaşlarla birlikte ABD’nin İran’a uyguladığı ekonomik ambargoyu deldiği için yargılanmak üzere yine ABD güvenlik birimlerince yakalanarak gözaltına alınmış beyinsiz bir alçak.

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Şimdi gelelim bu meselenin aslına.

 

 

Aslında doğal olarak Reza Zarrab’ın Türkiye’de birkısım büyükbaşlara ve yakınlarına rüşvet vermesi ABD’yi hiç ilgilendirmiyordu.

 

 

ABD’yi asıl ilgilendiren Reza Zarrab ve rüşvetli ilişkide olduğu birkısım büyükbaşların İran ambargosunu delmesi sorunu.

 

 

Bu ambargo delinirken hem Reza Zarrab hem de birkısım büyükbaşlar milyar dolarları höpürdetiyorlardı.

 

 

ABD boş mu duruyordu bu büyükbaşlar mlyar dolarları höpürdetirken?

 

 

Hayır, bunların ne halt yediklerini ve bu konuda telefon konuşmalarını kaydediyorlardı.

 

 

Örneğin, bu büyükbaş küresel hırsızların petrol nakliyesini nasıl yönettiklerini, Umman ve İran petrollerini tankerlerde denizin ortasında nasıl karıştırıp boca ettiklerini-petrolün menşei belli olmasın diye yaptıkları sahtekarlık-ve bu petrol satışından kazandıklarının birkısmını kasalarına, diğerini de teröre nasıl harcadıklarını hem konuşmalarını hem de bu tankerlerin görüntülerini ABD ve KGK hep fotoğraflıyordu.

 

 

Suçlular saptanmıştı ama bunun meşru ve inanılır yollardan dünya kamuoyuna duyurulması gerekmekteydi.

 

 

Reza Zarrab bu konuda tam anlamıyla bir Truva atıydı.

 

 

Önce ABD güvenlik birimleri önceden planlanmış olarak Reza Zarrab’ı yakalayıp kodese tıktı, sonraki aşamalarda itirafçı yapılarak her suçu ve ilişkili olduğu suçluyu bülbül gibi öterek kendi paçasını kurtardı ama suç ortaklarını yaktı.Zira ABD yasalarına göre itirafçı olan ve yargı ile işbirliği yapan zanlı hemen hemen hiçbir hüküm giymeden salıverilip izi kaybediliyor ve ABD koruması altına giriyor.

 

 

Bu nasıl oluyor?

 

 

İşbirliğini ve itirafçılığı kabul ettiği taktirde zanlının yüzüne estetik ameliyat yapılıyor, kendisine yepyeni bir kimlik veriliyor sonra da herhangi bir işte bu yeni yüz ve yeni kimlikle çalışmaya başlıyor.Ama ABD yasalarınca yeni kimliği ve yeni yüzüyle eski çevresi ile hatta anne-baba, eş ve çocukları ile bile kendini bildirmemek-ne kadar cehennemi bir yaşam-bunun en temel koşuludur.Buna uymadığı taktirde ABD bu yeni kimlikli ve yeni yüzlü vatandaşının üzerinden güvenlik korumasını kaldırıyor.Ama bu yasalarda şu koşulda var, bu yeni yüz ve yeni kimlikli vatandaş kendi isteğiyle de yakınları ve çevresi ile ilişkiye girebiliyor ama bu şekilde de güvenlik koruması üzerinden kalkıyor.

 

 

27 Kasım’da ki duruşmada Reza Zarrab adında birisi asla bulunmayacak çünkü o artık yen yüzlü yeni kimlikli ve bilmediğimiz bir işte çalışan herhangi bir insan.

 

 

İşte makalenin candamarına geldik ve Türkiye’nin birkısım büyükbaşlarını korkutan da gelinen bu nokta ve Reza Zarrab adında bir zanlı/suçlu bulunmayacak, herkes onun için öldü/öldürüldü veya başka senaryolar üretecek ama bizim birkısım büyükbaşlar suçlanıp çok ağır cezalar alacaklar, çünkü Zarrab öttü ve tozoldu.

 

 

Yukarıdaki satırlarda da bir nebze bahsettiğimiz gibi sadece Reza Zarrab’ın itirafçı olarak öttükleri değil, aynı zamanda mahkemeye yüzlerce dosya, binlerce belge, görüntü ve telefon tapesi kanıt olarak sunulacak.

 

 

İşte bundan sonra yandıgülüm ketenhelva olacak.

 

 

Peki, bu suçlamalar Türkiye ve Türk halkını ilgilendirir mi?

 

 

Böyle bir saçmalık olur mu hukukta hiç?!

 

 

Evrensel hukukun en temel ilkelerinden biri ‘’suçların şahsiliği’’ ilkesidir.

 

 

ABD gibi insan haklarının, demokrasinin, evrensel hukukun tavan yaptığı bir ülkeden bunu beklemek sadece aptallık değil, aynı zamanda kurnazlıktır.

 

 

Bizim AKP cenahı neden günlerdir Türkiye ve Türk halkı büyük zarar görecek propagandası yapıyor?

 

 

Nedenini hemen söyleyeyim.

 

 

AKP’nin birkısım büyükbaşları küresel çapta öyle devasa suçlar işlediler ki, yarın öbürgün yakalanmaya kalkıldığı zaman dünyanın herhangi bir coğrafyasının herhangi bir deliğinde saklanacak bir yer bulamayışlarını bilmelerindendir.

 

 

Bu nedenle şimdiye kadar sövdükleri Türk milletine sığınma isteğinden dolayı halkı psikolojik savaş yöntemleri ile tahrik ediyorlar ki, o cürüm işleyen birkısım büyükbaşlar için savaşsınlar.

 

 

Atatürk’e sarıldılar, Türk milliyetçiliğine sarıldılar, Ahmet Kaya’nın gömütünü(mezar) ziyaret ederek Kürtçülüğe sarıldılar ve ilk fırsatta belki PKK’nın bile bu mücrimler için ABD tarafından yakalamaya kalkıldığında Abdullah Öcalan ile bile görüşüp yardım isteyebilirler ve bundan da hiç kuşku duymam.

 

 

Sıkıştılar, kaçacak delik yok.

 

 

Lahey Adalet Divan’ında yargılanmaları bile olasılık dahilinde.

 

 

Adamlara bak yav, birzamanlar Amerikan askerlerine ülkelerine sağsalim dönmesi için dua et, ABD’ nin BOP eşbaşkanı olduğunu iftiharla defalarca söyle, şimdi de birkısım büyükbaş mücrimlerin korunması için Türk halkını Amerika’ya karşı savaşa çağır.

 

 

Yemezler ağam yemezler, suçların şahsiliği ilkesi hukukun evrensel ilkesi olduğu sürece bu durumda Türkiye’yi ve Türk milletini ilgilendiren, zarar verecek bir durum yoktur.

 

 

ABD bize hiçbir şekilde düşmanlık yapmaz.

 

 

Bize düşmanlık kendi içimizden geldi, AKP’nin on beş yıllık iktidarı döneminde Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet paramparça edildi, akıl ve bilim yolundaki devrimleri yerle bir edildi, eğitim 7.yYüzyıl Arap hurafeli gerici yuvalarına döndürüldü, yönetim KHK ile krallık rejimine döndürüldü, Türk vatanı savaşsız olarak milyonlarca Arap’a işgal ettirildi vs, vs, vs…

 

 

ABD düşmanlığı hiçbir zaman ve hiçbir şekilde bu boyutlara varmaz ve bu nedenle de Türk halkı da birkısım büyükbaşlar için Amerika’ya karşı savaşmaz.

 

 

Hem bir konuyu da anımsatmadan geçemeyeceğim, ki o da Türkiye’de daima sağ ve muhafazar iktidarlar hep NATO ve ABD taraftarlığı yapmıştır.

 

 

Neden?

 

 

ABD bizi Komünizm ve Moskof Rusya’nın şerrine karşı korusun diye.

 

 

Hatta bugünkü TBMM Başkanı İsmail Kahraman 1968 senesinde MTTB(Milli Türk Talebe Birliği) başkanıyken İstanbul Boğazı’ndan geçecek olan ABD 6.Filosu’na karşı eylem yapacak olan solcu gençlere karşı yine bugünkü Milli Gazete yazarı Mehmet Şevki Eygi tarafından o günkü ‘’Bugün’’ gazetesindeki köşe yazılarıyla birlikte kışkırtılarak buraya bağlı öğrencilerce saldırtılıp tam bağımsızlıkçı solcu öğrencilerden birkaçı katledilmişti.Sonra da bu MTTB’li öğrenciler yönlerini 6.Filo’ya dönerek vakit ve şükür namazı kılmışlardı.

 

 

Muhafazakarların Amerika’ya tapacak derecede bağlı olmasının dinsel/teolojik nedenlerini çok iyi biliyorum ama yazı uzar.

 

 

Fakat 16 Şubat 2013’te yine bu köşeden yazdığım ve linkinden okuyacağınız gibi ‘’DİNCİLER NEDEN AMERİKA’YA TAPARCASINA AŞIKTIRLAR VE NEDEN İŞBİRLİĞİ YAPARLAR’’ başlıklı makalem muhafazakarların bu konudaki tüm zaaflarını detaylı olarak açığa vurmaktadır.

 

 

Şimdi klasik bir muhafazakar davranışı ile karşıkarşıyayız, şahsi çıkarlarına ve şahsi/ailesel güvenliğine dokunulduğunda gerektiğinde baban dahil herkesi düşman ilan et ve senin için savaşmasını iste ve bu yönde hazırlık yap.

 

 

Göreceksiniz bu halkı tahrik propagandasına karşı yakında ABD ‘’Bizim Türk halkına karşı bir düşmanlığımız yok, biz sadece küresel suçluları yargılayacağız’’ mealinde bir açıklama yapacaktır.

 

 

Tüm bu nedenlerle halkımızın tedirgin olmasına gerek yoktur ve yapılan propagandaya aldanmamalıdır.

 

 

Her suçlu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkarken, Arap dogmatizmini yönetim tarzı olarak getirirken, milletin parasını hortumlarken bugünleri düşünmeliydi.Kürtçülüğü kışkırtırken, Suriye’de terör örgütlerine yoğun olarak lojistik destek verip terörü azdırıp yüz binlerce insanın katledilmesine, milyonlarcasının çoğu Türkiye’nin başına bela olmak üzere yabancı ülkelere sığınmacı olarak göç ederken bunları düşünmeliydiler suçlular.

 

 

‘’Bağdat’ta yediğin hurmalar şimdi gelir boğazını tırmalar’’ atasözü ve tekerlemesi çok büyük gerçeği açıklar ve bugün bu gerçekle karşıkarşıya bulunmaktayız.

 

 

Devlet ve milletimizi ilgilendiren hiçbir şey yoktur, her işte bir hayır vardır ve bazı şeyler kurtuluş vesilesidir.

 

 

Ey Türk Milleti!Ümitvar olun, yeise düşmeyin; aydınlığın en yakın olduğu an karanlığın yoğun olduğu zamandır.

 

 

Herkesin kıyameti kendi başına kopar, milletin başına değil.

 

 

NOT: Son anda aldığımız haberle 27 Kasım’da yapılması planlanan Reza Zarrab davasının jüri seçimi 27 Kasım’da yapılması planlandığından duruşma da bir hafta sonraya, yani 4 Aralık’a ertelenmiş; hiç fark etmez.Kıyamet nasıl olsa mücrimlerin başına kopacak!

 

 

FELSEFİ BİR DÜŞÜNCE

 

 

Bir millet için en tehlikeli düşman, kendi içinden çıkıp devletini yıkan, düşmanla işbirliği yapan ve önderlerini, aydınlarını, gazetecilerini hapishanelere tıkan veya öldürten vatan hainleridir.Dış düşmanlar, vatan haini düşmanlar kadar tehlikeli olamazlar çünkü milletin inancını ve değerlerini kullanarak yıkım işini yaparlar, millet de uzun yıllar bu hain düşmanların zokasını yutar; sonra uyanır ama iş işten geçer.Vahdettin bu nedenle çok büyük haindi.

 

 

İşte bunun için en büyük düşman olan bir vatan haini ile bir millet hesaplaşırken Tanrı’nın ona sunduğu fırsatları değerlendirir ve Napolyon’un ‘’Düşmanınız hata yaparken onu rahatsız etmeyin’’ taktiğinin değerini bilir.

 

 

Herkese iyilik yapılır ama fedailik yapılmaz, hele vatan haini düşmanlar için ne iyilik ne de fedailik yapılır.

 

 

Hiçbir düşman; devletini yıkan, milletinin değerlerini ayaklar altına alan vatan haini bir düşman kadar büyük ve tehlikeli olamaz!

 

 

Böyle bir düşmanın yıkılması için de milletler her fırsatı değerlendirirler.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Tayyip Erdoğan Türkiye’yi Makyavelist politikalarla yönetiyor!
Türkiye’yi hareket halindeki korkunç cehalet yönetiyor
Türkiye tarihinin en büyük devlet-millet soygunu devr-i sabık yapılmalıdır