24 Haziran zafer olsun!

24 Haziran zafer olsun!
3 Haziran 2018 11:25

DEĞERLİ OKUYUCULAR! Cenab-ı Allah, ruhunda Allah korkusu, vatan sevgisi ve Rüşvet yemeyenlerin, vatana hizmet etmesini kandilerine nasip etsin dileklerimizle, sohbetimize başlayalım:

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

Rüşvet alıp vermek; toplum ahlakını bozan, vicdanlara leke düşüren ve temiz alınlarda kara kara teşkil eden kötü bir alışkanlıktır.

Rüşvet hakkında Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Hadis-i şeriflerinde:

 

1- ”Allah’ın laneti, rüşvet verenin ve rüşvet alanın üzerine olsun.”

2- ”Allah; rüşvet verene alana ve ikisi arasında elçilik (Aracılık) yapana lanet etsin.”

3- ”Rüşvet veren de, rüşvet alan da cehennemdedir.”

4- Allah, rüşvet verene de hükmünde rüşvet alana da lanet etsin” buyuruyor.

 

 

Türkiye’yi, partili Cumhurbaşkanı olarak yönetmeye talip olan siyasi parti liderleri, eğer Türk Milleti’nin güvenini alıp zaferi kazanmak istiyorlarsa, önce yukarıda ki, hadis-i şerifleri okuduktan sonra, o hadislerde belirtilen şartlara uygun muyum sorusunu kendikendisine sormalıdır’lar ki, Cenab-ı Allah zaferi kazanmayı kendilerine nasip etsin.

 

Ayrıca Allah’a, Kur’an-ı Kerim’e, Hz. Muhammed’e, Hadis-i şeriflerine ve göklerde dalgalanarak gül açan Ay-yıldızlı Şanlı Türk Bayrağına inanıyorlarsa ve Recep Tayyip Erdoğan’ın, Fetö’ye ”İhanet şebekesi” diye seslendiği gibi riyakar olmayan, sadakat ve samimi olan siyasi parti liderlerine bir öneri:

 

ÖNERİ: ”Rüşvet alan, veren, aracı olan ve açıkça göz yumanların Allah binbir türlü belasını versin.” ve rakiplerine nasıl ki, sandığa gömeceğiz diye topluma sesleniliyorsa, aynı duygu ve düşüncelerle, Rüşvet çemberi içerisinde olanlara da, caydırıcı kanunlarla, haddini bildireceğiz seslenmelidirler. Bu samimi duygularla Türk Milletine Fetö gibi riyakar Müslüman olmayan ve gerçek Müslüman olduklarını göstermeleri 24 Haziziran’ı zafer kılacaktır.

 

Mühandis Binali Yıldırım, şöyle diyor: ”Lafla Millilik olmaz” seslenişi ne kadar isabetli bir sesleniş olduğu açıkça ortadadır. Türkiye’yi yönetmeye talip olanların, lafla ben Müslümanım, ben vatan severim, ben üreticiyim vs. gibi kalıplaşmış mesajlarla Türk Milletini kandırmaya kimsenin haddine değil. Artık gün; ”Dostunu düşmanını tanıma günüdür.”

 

Başbakan Yard. Mehmet şimşek diyor ki: ”Yolsuzlık yapanların Allah belasını versin.” ve Şimşek’in bu Milli seslenişine, ”Rüşvet alanın, verenin, aracı olanın ve açıkça göz yumanların da Allah belasını versin.” diye ilave edersek, Şimşek’in Milli seslenişi tamamlanmış olur. Aynı duygularla tüm siyasi parti genel başkanları, 24 Haziran Milletvekili adayları ve belediye başkanları da, Mehmet Şimşek gibi, Türk Milletine seslenmelidirler ki, Fetö denen riyakar gibi aynı zihniyette olmadıklarını kanıtlasınlar.

 

Herkes iyi bilmelidir ki, rüşvet çemberi içerisinde olanlar, kendisinin, ailesinin, çalıştığı kurumun ve ülkesinin namusunu ipotek altına aldırmak demektir. Allah korusun.

 

23-63 Ekseninde MHP tabelasını riyakarlık duygularıyla indirerek çiğneyenlerin Milletvekili seçilme sıralamasında yer almaları da dikkat çekicidir!

 

Toplumsal hayatın düzgün olması, sağlam temeller üzerine kurulmasına bağlıdır. Bu temel, insanların kalplerine iman duygusu ile atılır, Cenab-ı Allah’ın korkusu ile yaşar ve ahlak ile erginliği bulur.

İmanın ve Allah korkusunun zayıfladığı ve rüşvet hareketini’nin olduğu yerde toplumun huzuru sarsılır.

Toplum hayatının bozan şeylerin başında rüşvet hareketliliği gelmektedir. Rüşvet denen bu naalet olası, toplum ve sosyal hayatı altüst eden ve memleket işlerini yüzüstü bırakan ahlaki bir kangrendir.

 

Türk sanayicisini ve çiftçisini, zayıflatarak ve özellikle Ermeni-Yahudi sermayesine geçmesi için, binlerce mağaza zinciri olan mağaza yetkilileri, Türk sanayicisinden RAF bedeli şartı ile açıkça rüşvet talep etmektedir.

Bu rüşvet nedir: Türk sanayicisi, ürettiği yeni bir ürünü mağazaların raflarına koyabilmesi için, diyorlar ki, sen beş yüz-bir milyon-iki miyon RAF bedeli verirsen senin ürününü raflarıma koyarım. Bu mağaza zincirleri, zaten sanayiciden aldıkları ürün bedelini üç ay sonra ödüyorlar. Ekstradan RAF bedeli şartı talep etmek rüşvetin ta kendisi değil midir?

 

Ekonomik-anarşik terör oluşturan bu mağaza zincirlerinin rüşvet uygulamasına, bir mühendis olan, Başbakan Binali Yıldırım, acaba neden seyirci kaldığına, Milli seslenişlerine göre hayret ediyorum!

RAF terörüne, bir mühendis olarak acilen dur demen lazım Binali Bey. Eğer bu işe dur denilmediği zaman, Milli seslenişlerin, ”Özde değil sözde” demektir. Madem ki bu Milli seslenişleri yaptın, o zaman acilen RAF terörüne dur diyeceksin.

 

Mühendis Başbakan Binali Bey, bizden sonraki nesillere helal miraslar, güzel bir isim ve iyi örnekler bırakabilmek geleceklerinin teminat altına alınabilmesi için, takip edeceğimiz yolda Resul-i Ekrem Efendimiz’in sünnetlerini kendimize rehber bilmeliyiz.

Hüküm ve müeseseleriyle hak ve adaleti gerçekleştirmeyi esas alan İslam dini ve Türk gelenekleri meşru kazanç yollarını belirtmiş ve her çeşit zulmü yasalamıştır.

 

Kur’an-ı Kerimde bu hususta şöyle buyruluyor:

 

”Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin; bildiğiniz halde günaha girerek insanların mallarından bir kısmını yemek için hakimlere aktarmayın.”

Yüce dinimize göre, yer ve gökteki bütün meşru nimetler insanın faydasına sunulmuştur. Ziraat, sanat, ticaret ve sağlık hizmeti gibi mesleklerin hepsi cemiyet için lüzümlu işlerdir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de ”Sizin işiniz çeşitlidir.” buyrulurken bu gerçeğe işaret olunmuştur. Toplum hayatı için gerekli olan bu mesleklerin insanlara faydalı olması hakkaniyet, doğruluk ve adalet ölçülerine bağlıdır.

 

Hile, aldatma, zulüm ve Cenab-ı Allah’ın, Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 58 ayetinde ”Gerçekten Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.” buyuruyor.

Ve ayrıca bu tür ayrımcılıkların yaygın olduğu toplumlarda, fertlerin birbirine güveni kalmaz. Aldatma; açık gözlülük, rüşvet yemek ve zeka eseri olarak benimsenmiştir. Makam, mevki ve maddi bakımından sözde kuvvetli olanlar çıkarrcılık amacına erişmek için her yolu denemeyi meşru sayar. Menfaat duygusunun her kapıyı açacağı fikri, vicdanlara bir değer hükmü olarak yerleşir. Haklara: liyakat ve çalışmak ile sahip olunamıyacağı kanaati yerleşince, o toplumdan huzur, ahenk, hakka saygı ve vicdan muhasebesi gibi faziletleri beklemek uzak bir hayal olur.

 

Toplumda, zulme ve her türlü ahlaksızlıklara yolaçan gayr-i meşru kazanç şekillerinden biri de rüşvettir. Rüşvet tabir olarak, karşılığında bir bedel bir karşılık verilmeyerek alınan şey demektir.

Rüşvet alan da veren de dinen kötülenmeye ve ayıplamaya müstehaktır. Bu konuda, Din görevlisi Abdulbaki Gölpınarlı hoca’nın, Türkçeye çevirdiği ve 3 cü baskısı Okat yayınevi tarafından Kasım 1964 yılında yapılan, Hz. Muhammed ve hadisleri adlı kitabın, 92 sayfasında 591’ci Hadis-i şerfte şöyle buyuruyor: ”Kötü kişiyi anmaz, kötülüğünü söylemezseniz halk nereden bilecek onu? Kötü kişiyi kötülüğü ile anın da halk, ondan çekinsin.” Zaten yapılması gereken bir işin, bir menfaat karşılığı yapılması veya ehli olmayan kişilerin layık olmadıkları mevki ve makamlara getirlmesi, ayrıca hakkı olmadığı halde rüşvet karşılığı her türlü ticari işler ve başta her türlü ihaleler olmak üzere, hakkı olmadığı halde verilen işler, rüşvetin ta kendisi değil midir?

 

Aziz Türk İslam alemi!

Rüşvet, toplumun en büyük hastalıklarından ve en stratejik tehlike habercilerindendir.

Adalet ve hakkaniyete riayet edilmeyen toplumlarda; herkes hakkını, kendi kuvvet ve kabiliyetini kullanarak almaya yeltenir. Peygamberimiz (A.S.) bir hadis-i şerifinde: ”Rüşvet vere de alan da Cehennemliktir.” buyurmak suretiyle haram olan bu kötülüğü yasaklamıştır.

 

Nasıl ki düşman ile muhabere etmek dinimizde farzdır. Rüşvet hareketliliğine de muhabere etmek farzdır. Hürriyet ve İstiklalimiz ile dini vecibelerimizi güzelce yapıp, gece evimizde rahatça oturup, huzur içinde yatabilmemiz için; düşmanımızdan daha iyi hazırlanıp, ondan daha uyanık ve kuvvetli bulunmamız şarttır.

Dine, İslam varlığına, Büyük Türk Milletinin bütünlüğüne hizmetten daha büyük ne olabilir. Müslümanlık inancına göre; Allah yolunda Ve Vatanı kurtarmak uğrunda canını feda etmiş kişi, şehittir. Şahadet mertebesi zor ulaşılır bir mertebe olduğu için, bu mertebeye erişmiş bir kişi, bütün günahlardan arınır.

 

Dikkatsiz olup ihmalkar davranışlarımız geleceğimizin teminatını riske sokmanın ta kendisidir. Hatta bu ihmalciliğin cezasını, Allah korusun, namusumuzla, malımızla veya canımızla da ödeyebiliriz.

”İnsanların değeri makamı, maddi gücü ve sırtındaki elbise ile ölçülmez. Rüşvet alarak, vererek, göz yumarak ve aracılık etmek, üzerine kurulan dostluklar kısa zamanda yıkılır.”

Cümle Vatan şehitlerini, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü rahmetle, Gazileri minnetle anar. Hasta-yaralılara acil şifalar dileriz.

Cenab-ı Allah, Aziz Türk Milletine ruhunda Vatan sevgisi olan kulların, Vatana hizmet etmesini nasip etsin. Bizleri birlik ve beraberliklerden ayırmayan kullarından eylesin.

Hadis-i şerif kaynakçası:

Çile yayınevi, Büyük Hutbe kitabı Yazar: Mehmet Emre Bilecik Müftüsü 27 Haziran 1974

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Eğitim ve Milli Ekonomi
Hicri yılbaşı ve Aşura Günü
Adale ve kramp ağrısı!