24 Haziran seçimlerine doğru

24 Haziran seçimlerine doğru
22 Mayıs 2018 21:30

Milletçe 24 Haziran 2018 günü iki önemli seçimi bir arada yaşayacağız.

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri.

 

16 Nisan 2017’de hırsızlık oyları ve yasal kılıf geçirilmiş devlet zorbalığı ile kazanılmış referandumla yeni anayasaya göre bu iki seçim birbirlerini tamamlayan ve her ikisi de bir elde olmadığı taktirde yönetimde büyük kaos çıkacağı kesin olan seçimler.

 

Cumhurbaşkanlığını alan bir aday, TBMM çoğunluğu karşı tarafa geçtiği taktirde eli ayağı kilitlenmeye ve asla bir icraat yapmaya muktedir olamayacak bir hükümet sistemi.

 

Adına ”Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” dediler di mi?

 

Bu sistem, bunu getirenlerin ayaklarına dolaşacağını şimdiden kayıtlara not düşelim.

 

Öyle bir sistem kurdular ki, adına ”Türk Tipi Başkanlık” diyerek diktatörlüğü getirdiler.

 

Diktatör başta yargı, parlamento, yürütme olmak üzere her şeye hakim olacak.

 

Dışarıdan istediği sayıda hükümete bakan atayacak.

 

Sonra kafasına estiği gibi ülkeyi yönetecek.

 

RTE cumhurbaşkanlığını kazanıp, muhalefet te parlamento çoğunluğunu alırsa, bakanların hepsini dışarıdan atayacak ve rakibi olan çoğunluk partilerine diyecek ki, ”Ben hükümete hep tarafsız kişileri getirdim ve benim gönderdiğim yasalara, KHK’lara, icraatlara, bütçeye onay verin, vs, vs, vs…”

 

TBMM çoğunluğunu elinde tutan partilerde bu şark kurnazlığına evet diyecek!

 

Yerseniz!

 

İşte RTE bu tehlikeyi gözönünde bulunduruyor ve çareler arıyor.

 

Bu bağlamda en son sığınacağı kale olarak ”yasal kılıflı” devlet zorbalığını kullanarak her iki seçimi de kazanmak istiyor.

 

Unutmayın ki, 16 Nisan 2017 referandumunda bunu yaptı ve ”yasal kılıflı” devlet zorbalığı olarak YSK başkanının talimatıyla milyonlarca mühürsüz seçim pusulası ”evet” oyu olarak sandıklara atıldı.

 

Sonra RTE ”Atı alan Üsküdar’ı geçti” deyimini kullanarak olayı kapattı.

 

Tabi bu noktaya gelinceye kadar oy sahtekarlığında iki aşama daha imza attılar.

 

Bunlardan birisi araştırma şirketlerine AKP lehine masa başında siparişe göre hazırlanmış sahte araştırma sonuçları yayınlatmaktır-büyük paralar ödedikleri kesin-

 

İkincisi de oyların sayımı esnasında başka partilerin oylarını AKP’ye yazmak.

 

Üçüncü aşama da yukarıda bahsettiğim gibi ”yasal kılıflı” devlet zorbalığını kullanarak AKP Ve RTE için zaferi ilan etmek ki, bu en tehlikeli ve etkili olanıdır.

 

Çünkü kalabalık yığınlar bu durumda ani şokla sarsılırlar ve bir anda neye uğradıklarını anlayamazlar, sonra da yavaş yavaş zulmü içlerine sindirirler.

 

Şimdi bakın AKP’nin yıllardır uyguladığı oy sahtekarlığının ilk aşaması dün itibariyle başlamıştır ve bir araştırma şirketi RTE’nin oy oranının % 55 olduğunu ve ilk turda seçimi kazanacağını söylüyor ki, külliye yalan.

 

Adamlar aç kurtlar gibi seçimden seçime para kazanmaya çalışıyorlar ve bu bağlamda önlerine atılan kemiklere aç kurtlar gibi saldırıyorlar.

 

Bunlar daha çok olacak ve hiç kimse bu kemik palavracılarını dikkate almasın.

 

Sonra seçim akşamı oylar sayılıp tasnif edilirken kümeler halinde her tarafta oy hırpalayacaklar.

 

Muhalefet bir seçim ordusu ile sandıkları koruyacaklarını söylüyor, elbet belli oranlarda yararlı olacaktır.

 

Ama asıl seçim sandıklarına ‘’yasal kılıflı’’ devlet zorbalığı uygulandığında hangi merciye başvurulacağını doğrusu çok merak ediyorum.

 

Şimdi buradan muhalefetin cumhurbaşkanı adayları ile partilerinin genel başkanlarına açıktan şu soruyu soruyorum:

 

Sandıklar açılırken ve kayıtlar tutulurken aldığınız önlemlerle oylarınızı korudunuz ama ‘’yasal kılıf’’a uydurulmuş devlet zorbalığı kullanılarak seçim sonucu RTE ve AKP lehine ilan edilirse ne yapacaksınız?

 

İddia ile konuşuyorum; bu soruya yanıt bulmadan yapacağınız her siyasal çalışma boşa gidecektir.

 

Bu bağlamda derim ki, ‘’Millet İttifak’’ını oluşturan siyasal parti lider ve kurmay heyetleri bir araya gelerek bu soruya yanıt bulmalı ve alternatifli çareler üretmelidir.

 

Aslında şunu anımsatma gereği de duymuyorum ama yinelemekte yarar var; oylara sahip çıkılır ve sahtekarlığa yüksek irade ile karşı konulursa ‘’Millet İttifakı’’nın hem cumhurbaşkanlığı, hem de parlamento seçimlerini açıkara ayırımla kazanacağı kesindir.

 

Buradan ayrıca bir öneri de bulunmak istiyorum, cumhurbaşkanlığı seçiminde ‘’Millet İttifakı’’nın hangi adayı ikinci tura kalırsa ona diğer partiler destek verecektir centilmenlik anlaşmasının yapılması muhalefet seçmenine çok büyük moral desteği olacaktır.

 

Elbette tüm bunların olabilesi için tatil programı olan seçmenlerin vatanın ve milletin selameti, RTE ile AKP’den kurtulmamız için tatil programlarını ertelemesi çok önemli bir erdemdir.

 

Aksi halde daha sonra ülkenin bölünmesinden, zulüm, baskı ve yoksulluktan şikayet etmeye hiçbir hakkımız olamaz.

 

Milletini, ülkesini, çocuklarının ve torunlarının geleceğini, Atatürkçü çağdaş cumhuriyet değerlerinin varlığını düşünen her birey bu seçimlerde çok çalışmalı, taşın altına elini koymalıdır.

 

AKP’nin çıkardığı ittifak yasası kendi ayaklarına dolaştı.

 

Bu nedenle ‘’Millet İttifakı’’nı oluşturan partiler seçim çalışmaları yaparken, bu sistemi seçmene çok iyi anlatmalı ve buna göre verecekleri oyların küçük parti diye zayi olmayacağını, diğer partilerden gelen oylarla mutlaka milletvekili çıkaracaklarını çok iyi anlatmalılar.

 

Çünkü seçmenin çoğunluğu bu sistemi henüz bilmiyor.

 

Aman buna dikkat!

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Düşmanınız hata yaparken asla onu rahatsız etmeyin!
Cumhuriyet Halk Partisi’nin şu anda tek muhtaç olduğu hususiyet!
Türkiye’de demokrasi bitmiştir ve liderlerin kökü kurumuştur!