2023’e doğru: 1915’den 2015’e Mustafa Kemal’in askerlerinin vatan savunması: Yüz yıllık yalnızlık 11 Kasım 1938-19 Mayıs 1950

2023’e doğru: 1915’den 2015’e Mustafa Kemal’in askerlerinin vatan savunması: Yüz yıllık yalnızlık 11 Kasım 1938-19 Mayıs 1950
20 Ocak 2016 12:55

11 Kasım 1938 İsmet İnönü Cumhurbaşkanı.

 

 

Mustafa Mersinoğlu H&H YORUM

1

 

11 Kasım 1938 -25 Ocak 1939 II. Bayar Hükümeti

2

 

’17 Kasım 1938 gecesi, Atatürk’ü ziyaret için gelen ve izdihamdan hayatını kaybeden insanlar, farklı etnik kimliklere sahip Türk vatandaşları idi. Her yaştan, her kesimden insan, bu ortak üzüntüyü paylaşıyordu. 6 Aralık 1938 günlü Cumhuriyet Gazetesi, ölenlerin sayısının 13 olduğunu belirtmektedir. O tarihte, hala tedavi altında olan yaralı sayısı ise 6 kişi idi.’

 

3

4

 

21 Kasım 1938, Atatürk’ün cenazesinin Ankara’ya gönderilmesini izlemek üzere İstanbul Yeni Camii’yi mekan edenler.

5

 

24 Aralık 1938 Bruno Julius Florian Taut öldü(d. 4. Mayıs 1880 Königsberg;) yahudi asıllı bir Alman mimar ve şehir plancısıdır. Türkiye’de 1937 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Binası ve 1940 yılında yapılan Ankara Atatürk Lisesi planlarını ve en son olarak Atatürk’ün katafalkını çizdi. Bruno Taut, şimdiye kadar İstanbul Edirnekapı Şehitliği’ne kabul edilip gömülen tek gayrimüslimdir.

6

 

26 Aralık 1938 CHP Olağanüstü kongre. Atatürk ‘Ebedi Şef’ İsmet İnönü ‘Milli Şef’.

 

28 Aralık 1938’de Hasan Âli Yücel, 2. Celal Bayar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı’na getirildi. Üniversite reformu (Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nin kurulması, Yüksek Mühendis Okulu’nun İTÜ’ye dönüştürülmesi ve Ankara Tıp Fakültesi’nin kurulması), Köy Enstitüleri’nin kurulması. Dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi ve ilk resmi ve telifli Türkçe ansiklopedi olan İnönü Ansiklopedisi’nin ön çalışmaları onun bakanlığı döneminde gerçekleşmiştir.
Oğlu şair Can Yücel, babası için “Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim” adlı şiirini yazmıştır.

7

1939
25 Ocak 1939-3 Nisan 1939 I. Refik Saydam Hükümeti

3 Nisan 1939-9 Temmuz 1942II. Refik Saydam Hükümeti

 

1 Mayıs 1939 I. Türk Neşriyat Kongresi ve I. Maarif Şûrası

 
Hasan Ali Yücel, önce 1 ve 2 Mayıs 1939 tarihlerinde On Yıllık Neşriyat Sergisi ve Birinci Türk Neşriyat Kongresi’ni açar, “Birinci Türk Neşriyat Kongresi, memleketin her yerinde basım ve yayın işlerinin -resmî, hususî- bütün alakalılarca fikir ve emek katılarak ciddi surette gözden geçirilmesi ve ana prensiplerle devletçe ve fertçe takip edilecek usullerin tesbit olunması düşünülerek toplanmıştır. Ülkenin yazarları, yayıncıları, eğitimcileri, araştırmacıları, sanatkarları, milletvekilleri, hekimleri ve bakanlık görevlilerinden oluşan Kongre, encümenlere ayrılarak şu konular üzerinde çalışır:

 
– Resmî ve hususî nesir teşekküllerinin sermaye ve kuvvetlerini azamî verim temin etmek üzere teksif ederek iş birliği etmeleri yollarının araştırılması ve bu esasa göre umumî bir neşriyat programı hazırlanması.

 
– Dilimize tercüme ettirilecek eserlerin, klasikler dahil olarak, en lüzumlularının senelere ayrılmış bir planda tesbit edilmesi ve bunların neşri için alakadarlar arasında iş bölümü yapılması.

 
– Orta tahsil çağındaki gençlik için yazdırılması veya tercümesi lazım gelen eserlerin, tesbiti ile bunların neşri için bir program hazırlanması,

 
– Bir çocuk edebiyatı kütüphanesini kısa zamanda vücude getirmek için yapılması lazım gelen işler.

 
– Halk için yapılması lüzumlu olan neşriyat için yıllara ayrılmış bir program vücude getirilmesi.

 
– Yazma ve basma eski kitaplarımızdan, yeniden neşri icap edenlerinin tesbiti.

 
– Ansiklopedi ve müracaat lügatleri vücude getirmek için yapılması lazım gelen hazırlıklar ve işler.

 
– Memlekette telif ve tercümeyi teşvik edecek mükafatlar ihdası ve bunların hangi esaslar dahilinde verileceğinin tesbiti.

 
– Hususî neşriyata devletçe yapılan yardımın daha verimli ve esaslı bir yola konulması.

 
– Okumayı teşvik etmek ve neşriyatı tanıtmak için yapılabilecek propaganda.

 
– Neşriyatın satış ve dağıtma islerini tanzim için alınması faydalı olacak tedbirler.

 
– Matbaalarımızda işin verimini artıracak ve kalitesini yükseltecek tedbirler.

 
– Edebî mülkiyet hakkına dair olan mevzuatımızın günün ihtiyaçlarına göre tadili lazım gelen cihetlerinin tesbiti.

 
– Kongreye iştirak edeceklerin kongrenin açılmasından en çok on gün önceye kadar bu mevzularla alakadar olmak üzere yapacakları yazılı teklifler.

 
Kongrenin programı, bu tür sorunların ilk kez esaslı bir şekilde planlanarak üzerinde durulduğunu gösterir. Yayın alanındaki etkinliklerin bu toplantıda belirlenmesi açısından Birinci Türk Neşriyat Kongresi büyük önem taşımaktadır.

 
Bundan hemen iki ay sonra 17 Temmuz 1939’da, ülke çapında bilim adamlarının, eğitimcilerin, yazar ve sanatçıların, Türk eğitim sisteminin ilkelerini ortak bir çalışmayla belirlemek üzere bir araya geldiği Birinci Maarif Şûrası toplanır. Yücel açış konuşmasında, eğitim sisteminde en önemli meselenin görevlilerle birimler arasında uyumlu çalışma olduğunu ifade eder, ilköğretim, ortaöğretim, yüksek öğretim ve meslek öğretiminde yeni düzenlemeleri içeren taslak, danışma kurulunun tartışmasına sunulur. Programın en önemli meselelerinden biri, kırsal kesimde halk eğitimidir. Şura, sekiz komisyona ayrılmıştır:

 
– Plan Komisyonu

 
– İlk Öğretim Talimatnameleri ve Müfredat Programları Komisyonu

 
– Orta Öğretim Komisyonları: Talimatnameler Komisyonu / Müfredat Programları Komisyonu

 
– Teknik Öğretim Komisyonları: Ticaret Okulları Talimatnameleri ve Müfredat Programları Komisyonu / Erkek Sanat ve Yapı Usta Okulları Talimatnameleri ve Müfredat Programları Komisyonu / Kız Enstitüleri, Erkek terzilik ve Akşam Kız Sanat Okulları Talimatname ve Müfredat Programları Komisyonu

 
– Yüksek Öğretim Komisyonları: Ankara ve İstanbul Üniversiteleri, Siyasal Bilgiler Okulu, Yüksek Öğretmen Okulu ve Gazi Terbiye Enstitüsü Esas ve Talebe Kabul Talimatnameleri Komisyonu / Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’yle İstanbul Universitesi Fakülteleri, Gazi Terbiye Enstitüsü Şubeleri Tedrisat ve İmtihan Talimatnameleri Komisyonu

 
– Neşriyat Komisyonu

 
– Beden Terbiyesi ve Spor Komisyonu

 
– Dilekler Komisyonu

 

 

6 Haziran 1939 Karabük Demir Çelik Üretime açıldı.

8

 

6 Temmuz 1939 Atatürk’ün arpa üretiminin Anadolu’da gelişmesi ve küspelerin de süt inekçiliğinin gelişmesi için Ankara’da kurduğu Bira fabrikası 3697 Sayılı kanun ile TEKEL’e devredildi. Bu Gazi Orman Çifliğinin ilk toprak kaybı olmuştur.

9

10

 

15 Temmuz 1939 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri`nin bağımsızlık kutlamaları için basılan hatıra pul.

11

 

29 Temmuz 1939’a değin süren Birinci Maarif Şurası’nda şu kararlar alınmıştır:
– İlköğretim “İlköğretim komisyonunda ve Şura genel kurulunda yapılan görüşmeler sonunda Millî Eğitim müdür ve memurları ve ilköğretim müfettişleri yönetmelikleri ile ilkokul programı incelenerek kabul edilmiş; bir öğretmen tarafından yönetilen üç sınıflı köy okullarının beş yıla çıkarılması benimsenmiş ve ilköğretimin gelir kaynakları belirlenmiştir. Tek öğretmenli ve üç sınıflı köy okullarının beş sınıfa çıkarılması 1939/1940 yılından itibaren uygulamaya konulmuştur.”

 
400 nüfustan az köylerde eğitmen görevlendirilmesi, eğitmenlerin ilk üç yılın programını uygulaması ve eğitmenli köylerin bulunduğu bölgenin merkezinde, bu köylerin öğrencilerinin ilkokulun son iki yılını okuyabilmeleri için, bir okul kurulması Şurada alınan önemli kararlardandır.
Ortaöğretim “Ortaokul, lise ve ilköğretmen okulları sınav yönetmelikleri, disiplin yönetmelikleri ile öğretim programları incelenerek kabul edilmiştir. […] Bu okullarda bütün derslerin öğleden önceye alınması ve öğleden sonraki zamanın, ortaokullarda isteğe bağlı, liselerde zorunlu olarak öğretmen yönetiminde serbest ve ortak faaliyetlere ayrılması konusunda Şurada yapılan öneriler ve alınan kararlar Bakanlıkça uygulamaya konulmuştur. Şura çalışmalarında sınıf mevcutlarının tespiti ve liseye alınacak öğrenci sayısının beş yıllık plana bağlanması öngörülmüştür.”

 
Şurada, ortaöğretimde kurumların il ve çevre ihtiyaçlarına göre açılması önerilmiş ve bu konuda bir plan hazırlanmıştır. Planlama fikrinin ağırlık taşıdığı bu ilk Şurada 3-4 yıl içinde yardımcı öğretmenliğin tasfiye edilmesi ve öğretmen ihtiyacının planlı bir şekilde giderilmesi için çözüm yolları da önerilmiştir.

 
Yüksek Öğretim “İstanbul Universitesi ve bağlı fakülteleriyle Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne ait eğitim, öğretim, sınavlar, öğrenci işleri ve doktora çalışmaları yönetmelikleri; Gazi Eğitim Enstitüsü sınav ve kayıt kabul yönetmeliği; Yüksek Öğretmen Okulu ve Siyasal Bilgiler Okulu yönetmelikleri incelenerek uygun görülmüştür,”

 
Şura Genel Kurulunda, Üniversitede yabancı dil sorunu bütün boyutları ile tanışılmış ve bu kurumlara devam eden gençlerin Batı dillerinden hiç olmazsa birini ve dilde bir metni okuyacak ve inceleme yapacak kadar bilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

 
Şura, yüksek öğretim kurumlarının başlıca hedefinin memlekete yararlı ihtisas elemanları yetiştirmek olduğunu; öğrencilerde gözlem ve muhakemeye dayanan bir çalışma ve araştırma alışkanlığı geliştiren bir eğitim sisteminin uygulanmasını ve yüksek öğretimde ana dilin arılığı gereğini kabul etmiştir.

 
Şurada yapılan konuşmalarda yüksek öğretimde öğrenci kontenjanlarının ülke ihtiyaçlarına göre ayarlanması ve ticaret lisesi mezunlarının olgunluk sınavını vermeden üniversiteye alınmaması benimsenmistir.

 
Yayın İşleri “İlgili komisyonda basma, yazı ve resimleri derleme işleri kanun tasarısı ve yönetmelik; okul kitaplarının Millî Eğitim Bakanlığınca bastırılması hakkında kanun tasarısı ve yönetmelik; özel kişi ve kurumlarca yayımlanan mecmualar için Bakanlıkça yapılacak yardımlar hakkında yönetmelik, okul mecmuaları yönetmeliği, Türk Resim ve Heykel Sergisi Yönetmeliği incelenerek uygun görülmüştür.”

 
– Okul ders kitapları konusunda yapılan görüşmeler sonunda tek tip kitap (Devlet Kitabı) sistemine gidilmesi teklif ve kabul edilmiştir.”

 
– Teknik Öğretim “Şurada erkek teknik, kız teknik ve ticaret öğretim kurumlarının eğitim program ve yönetmelikleri incelenerek kabul edilmiştir.”

 
Bakanlıkça mesleki öğretimin geliştirilmesi için bir plan hazırlanmıştır. Şurada incelenen ve benimsenen bu planda çeşitli meslek kurumlarının nelerden ibaret olduğu ve bunların nerelerde açılması gerektiği belirtilmiştir.

 
Şurada mesleki ve teknik öğretimde, her ikiyüz ilkokul mezunu olan yerde mesleğe yönelik değişik programlar uygulayan meslek kurs veya okullarının açılması, orta ticaret okullarıyla liselerin bir plan çerçevesinde çoğaltılması da kabul edilmiştir.” Beden eğitimi “Şurada ‘Jimnastik Şenlikleri’ Okul Flamaları ve Okul Öğrenci Spor yurtları yönetmelikleri incelenmiştir.

 
– Planlama “İlk, orta, yüksek ve mesleki ve teknik öğretim alanlarında öğretmen yetiştirme, okullaşma, okul kapasiteleri, verimlilik, öğretmene huzur sağlama, yüksek öğretimde aynı amaçlı okullar arasında birlik sağlanması, bütün yüksek öğretim kurumlarının Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlanması ve bir Yüksek Öğretim Yasası çıkarılması kararlaştırılmıştır.” Katılanların düşüncelerini açıkça ifade edebildikleri ve önerilerin formüle edilmesine katkılarının olduğu göz önünde bulundurulacak olursa, toplantının değer ve öneminin ne denli büyük olduğu anlaşılır. Böylece ülkenin aydınları, eğitim sistemini birlikte inceleyip yeni bir düzen getirmişlerdir. Bunu izleyen süreç, herkesin kendi eğilimlerine uygun olarak etkin bir şekilde çalıştığı bir dönem olarak tanımlanabilir. Yücel, eğitim sisteminde birlik sağlanması idealine uygun olarak ülke çapında tüm öğretmenleri, öğrencileri ve velileri harekete geçirir.

 
1939 Şubat’ında, bakanlıkla öğretmenler arasında kurulmak istenen diyaloğun sesi olması amacıyla ‘İlk Öğretim’ ve ‘Tebliğler’ dergileri yayımlanır. ‘İlk Öğretim’, yalnızca bakanlık yönergelerinin bildirildiği tek yönlü bir iletişim aracı olarak değil, aynı zamanda öğretmenlerin, kendi düşünce ve görüşlerini dile getirmelerine olanak sağlamak için planlanmıştır. Yücel, geniş bir veli ve öğrenci kitlesiyle, radyo aracılığıyla bağlantı kurar. Çocuk ve spor bayramlarında, yerli malı-tutum haftalarında yaptığı halka sesleniş konuş-malarında, öğretim ve eğitim sorunları konusunda toplumda bir bilinçlenme oluşturmaya ve genel kültür düzeyinin yükseltilmesine çalışır. Eğitim alanındaki bu yeni planlama sürecini, önemli kültür ve eğitim kuruluşlarının açılması izler.

 
29 Mayıs – 3 Haziran 1939 CHP 5. Kurultayı. Yeni tüzükle parti müfettişlikleri ve TBMM Parti Müstakil Grubu oluşturuldu. Kurultayında, parti programı görüşülürken, Kazım Nami Duru şunları söyler:

 
‘Kemalizm nedir? Görüyorum ki birçok yerlerde Kemalizmin ne olduğunu bilenler yoktur. Hatta parti arkadaşlarımızarasında partimizin, Türkün amentüsü sayarakonu okumuş,hazmetmiş ve ona göre hareketi kendisineprensip ittihaz etmiş olanlar azdır. Mateessüf arkadaşlar,bunun üzerine hiç kitap yazılmamıştır. Yalnız bir kitapyazılmıştır. Onu yazan da Tekin Alp isminde bir Musevi vatandaşımızdır.’

12

30 Haziran 1939 Hatay Türkiye’ye katıldı.

 
19 Ekim 1939 Fransa, İngiltere ve Türkiye Üçlü İttifak.

 
26-27 Aralık 1939 tarihinde Erzincan’da oluşan çok şiddetli yer sarsıntısıdır. Yüzey dalgası büyüklüğü 7,9 richter ölçeği’ne göre büyüklüğü 7,2 olan deprem sonucunda toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. Oluşan deprem neticesinde 116.720 bina yıkılmıştır. Dünyanın büyük depremleri arasında sayılan bu deprem Türkiye’nin en ciddi deprem felaketlerinden birisi olarak tarihe geçmiştir.

13

14

Kara haber
Erzincan’da bir kuş var
Kanadında gümüş yok
Gitti yarim gelmedi
gayrı bunda bir iş yok.
Oy dağlar dağlar, dağlar, dağlar…
Aldı ellerine kanlı başını
Karın ortasında Erzincan ağlar…
O ağlamasında kimler ağlasın

Kar yağar lapa lapa
tipidir gelir geçer…
Yan yana sırt üstü yatan ölüler
akşam uyur tandıramaz
ateşini yandıramaz

Gün ağarır şafak söker
kimsecikler gitmez suya
ezilmiş başlarıyla ölüler
vardılar uyanılmaz uykuya

Ses edip geceye beyaz taşından
kışlanın saati çaldı ikiyi.
Ne çabuk lahzada bitti yaşamak
Kimisi altı aylık,
kimisi sakalı ak,
kimi on üç, on dört yaşında;
kimi yola gidecek
kimisi mektup bekler
yan yana sırt üstü yatan ölüler…

Yayıkta yağ vardı, dövülemedi,
akpeynir torbaya koyulamadı,
hasret gitti ölüler
dünyaya doyulamadı…

Uyanıp kaçamadılar,
kuş olup uçamadılar
açıldı kuyular kimse inemez
Erzincan Beygiri rahvandır amma
ölüler ata binemez
yan yana sırt üstü yatan ölüler…

Kesemden verecek şeyim yok; yüreğimden verdim.
NÂZIM HİKMET
1940

15

 

26 Ocak 1940 tarihinde çıkartılan Milli Koruma Kanunu hükümete olağanüstü hallerde ulusal ekonomi ve savunmayla ilgili önlemler alma görevi ve yetkisini veren yasa. 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı tehlikelere karşı. hükümetin çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla çıkartılmıştı.
25 Şubat 1940 Yücel Dergisinin düzenlediği gecede aydınlar Hümanizmi tartışıyorlar.
25 Mart 1940 Taksim Kışlasındaki stadyumda son maç oynandı. Dünya savaşırken park ve meydan yapılması için yıkım başladı.

16

17

17 Nisan 1940 Köy Enstitülerinin 3803 sayılı yasa ile açılması.

18

1 Mayıs 1940 Ülkü Dergisi

19

19 Mayıs 1940 Milli eğitim Bakanlığı Doğu ve Batı dillerindeki yapıtların Türkçeye kazanılması için Tercüme Dergisini çıkarıyor.

20

20 Ekim 1940 Nüfüs 17.820.950
19 Aralık 1940 –Alman saldırısına uğramış Yunanistan’a Kurtuluş şilebiyle yardım malzemesi gönderildi
1941
1 Ocak 1941 Yurt ve Dünya Dergisi.
21

Yurt ve Dünya dergisi de bu dönemde yayınlanmaya başlamıştır. İlk sayısı Ocak 1941, son sayısı Mart 1944’te yayınlanan ve Nisan 1944’te Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılan derginin çekirdek yazar kadrosu Adnan Cemgil, Pertev Naili Boratav, Hüseyin Avni Şanda, Niyazi Berkes ve Mediha Berkes’ten oluşmuştur.

 
Ele aldığı konular değerlendirildiğinde; “Yurt ve Dünyanın, ağırlıklı olarak ırkçılık-Turancılık ve faşizm karşıtlığı, kapitalizm eleştirisi, makineleşme yoluyla köynüfusunun azaltılarak sanayiye aktarılması, Kemalizm’in kazanımlarına sahipçıkılması, bilimin bağımsızlığının savunulması gibi düşüncelere yer veren bir dergiolduğu görülmektedir.Türkiye II. Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmakla birlikte Almanya ile daha yakınsiyasi ilişkiler geliştirmişti. Şubat 1943’te Almanların Stalingrad’daki yenilgisi ilehükümetin dış politikası değişirken dergilere karşı tutumu da sertleşmiş; ırkçı-Turancı dergilerle birlikte sol dergiler bu arada Yurt ve Dünya dergisi de kapatılmıştır.

22

30 Ocak 1941’de “Transit Geçiş Kararnamesi”ni çıkıyor. Türkiye, savaş boyunca Hitler’in zulmüne uğrayan Yahudilerin Avrupa ülkelerinden kaçırılarak Filistin’e gönderilmelerine İstanbul’daki Eretz teşkilatı bu işin organizasyonunu yapıyor. Bu kararnameyle İstanbul’daki Yahudi Göçmen Ajansı’na yetki veriliyor. 1941’de bu kararnameden yararlanan 4 bin 400 Yahudi göçmen Türkiye’ye geliyor. 2. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Türkiye’ye getirilen ve Türkiye üzerinden Filistin’e gönderilen Yahudilerin sayısı 100 bini buluyor.Türkiye savaşın sonuna kadar Yahudilerin Filistin’e geçişi için elinden geleni yapıyor. Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu, önemli bir adım atıyor ve “Tarı” gemisini bu işe tahsis ediyor. Ancak geminin güvenliği için sorunlar çıkınca Yahudileri taşıma işi daha küçük gemilerle ve gizlice yapılıyor. Hükümet, Burgaz, Köstence ve Budapeşte’deki Türk diplomatlarına, Yahudilerin Türkiye’ye gelişlerinin kolaylaştırılması için vize verilmesi talimatını veriyor.

 

 

17 Şubat 1941 Bulgaristan’la Ortak Bildirisi toprak bütünlüğünü karşılıklı olarak koruyor, iyi-komşuluk ve saldırmazlık ilkelerini yineliyordu.
18 Şubat 1941 Petrol Ofisi. Kamu ve özel sektör kuruluşları ile nihai tüketicilerin gereksinimi için petrol ve petrol ürünleri satın almak, ithal etmek ve ülkenin çeşitli yerlerinde stoklar oluşturup pazarlamasını yapmak amacıyla kuruldu.

23

 

9 Mart 1941’de Sovyet yetkilileri Türkiye’ye şu tebligatı yapmışlardır: “…Türkiye’nin, herhangi bir yabancı devlet tarafından tecavüze maruz ve topraklarını silahla müdafaaya mecbur kaldığı taktirde  Sovyet Birliğinin de Türkiye’nin işbu müşkül vaziyetinden istifade ile kendisine tecavüz edeceğinden korktuğu anlaşılmaktadır. İşbu rivayetin Sovyetler Hükümetinin vaziyetine uymadığını ve bilakis şayet Türkiye herhangi bir yabancı devlet tarafından tecavüze uğrar ve mülki tamamlılığını silahla müdafaaya mecbur olursa, Sovyetlerle arada mevcut saldırmazlık paktına istinaden Türkiye’nin Sovyetler Birliği’nin tam bir anlayış ve bitaraflığına güvenebileceğini Başvekil ve Hariciye Komiseri namına beyana memurum”

 
12 Mart 1941’de İsmet İnönü’nün Adolf Hitler’e yazdığı cevap mektubundan:

 
‘Türkiye, toprak bütünlüğünü ve masuniyetini, şu veya bu devletler grubu arasındaki siyasi ve askeri kombinasyonların şekline göre mütalaa edemez ve tecavüzden masun olma hususundaki mukaddes hakkı üzerinde, herhangi bir yabancı devletin kazanacağı zafer açısından hüküm yürütülmesine müsaade edemez. Türkiye, bu sebepten, milli egemenlik alanı içine vaki olacak her müdahaleye karşı koymaya azimlidir.
Biz inanıyorduk ve bugün de hala inanıyoruz ki, ortada Türk ordularıyla Alman ordularını karşı karşıya getirecek bir sebep yoktur. Ve Almanya, Türkiye’nin emniyetinin ve istiklalinin gereklerine karşı anlayışlı davrandığı müddetçe böyle bir felaket meydana gelmez.Ben de size açıklarım ki, mazide olduğu gibi istikbalde de uyanık bir bekçilik görevi ifa edecek olan Türk ordusu, Reich hükümeti, Cumhuriyet hükümetini tutumunu değiştirmeye mecbur edecek tedbirlere tevessül etmediği müddetçe, Alman birliklerine karşı aynı şekilde davranacaktır.’

 
18 Haziran 1941 Türk-Alman saldırmazlık paktı imzalandı.

 

23 Haziran 1941 Refah Faciası.
2. Dünya Savaşı başlamadan İngiltere’ye sipariş edilen 4 denizaltı ve 4 muhripi teslim almak için yola çıkan Refah Şilebi batırıldı. Mersin Limanından Mısır’ın İskenderiye Limanına giderken gece vakti atılan bir torpido sonucu gemi sulara gömüldü. Gemide yaklaşık 150 kadar mürettebat bulunmaktaydı.
6 Ekim 1941 tarihinde Kurtuluş şilepi Karaköy iskelesinden demir aldı.Kızılay tarafından organize edilen ülke çapında bir kampanya ile toplanan gıdalar İstanbul’a sevkedildi ve büyük Kızılay işaretleri ile boyanmış SS Kurtuluş gemisi tehlikeli sefere hazırlandı. SS Kurtuluş ilk seferine çıkmak için Gıda malzemeleri Pire limanında Kızılhaç’a teslim edildi. Sonraki aylarda Yunanistan’a üç sefer daha yapan SS Kurtuluş, toplam 6.735 ton gıda yardımı taşıdı.

 

11 Kasım 1941 Varlık Vergisi.
O zamanlar Maliye Bakanlığı Vergi dairesinde görevli Cahit Kayra, Savaş ve Varlık Vergisi ve Cumhuriyet Ekonomisinin Öyküsü: Altın Yıllar adlı kitabında verginin sadece gayrımüslimlere uygulandığı iddiasının cehaletten kaynaklandığını, Müslümanlar’dan da alındığını, hattâ Müslüman mükelleflerin kişi başına 6 bin 102, gayrımüslimlerin ise yine kişi başına 5 bin 326 lira ödediğini, yazıyor. ‘İkinci Dünya Savaşı yıllarında dört bir tarafı kan ve ateş ile çevrilmiş olan Türkiye’nin beslemek zorunda kaldığı büyük bir orduyu ayakta tutabilmek için hem Varlık, hem de birilerinin bilmediklerinden olacak henüz dillerine dolamadıkları Toprak Mahsulleri Vergisi’ne muhtaç olduğunu söylüyor.
Sonra, “Bu vergilerin konması şarttı. Böyle yapmasaydık, Türkiye bugün çok daha başka bir halde, perişan bir vaziyette olurdu” diyor. Ayrıca garip bulduğu Hayvan Vergisinden her yıl 30 milyon gelir sağlandığını bunun her yıl Varlık Vergisinden bir kez toplandığı kadar vergi geliri getirdiğini yazıyor.

 

24

1942

30 Ocak 1942 Adana İnönü Churchill Buluşması.
21 Şubat 1942 SS Kurtuluş beşinci seferinde, Marmara Adası kuzey sahilinde, Saraylar köyü açığında fırtınaya yakalanarak kayalıklara çarptı ve sabahı battı. 34 kişilik mürettebat karaya çıkarak kurtuldu.SS Kurtuluş’un kaybına rağmen, savaş ilerledikçe zorluklarını bizzat yaşamaya başlayan Türkiye yardımlarını sürdürdü. SS Dumlupınar, SS Tunç, SS Konya, SS Güneysu, SS Aksu gemileri 1946’ya kadar Yunanistan’a insani yardım taşıdı. Bunlardan SS Dumlupınar, 13-16 yaşları arasında 1.000 kadar hasta Yunan çocuğu İstanbul’a getirdi ve bu çocuklara savaşın sonuna kadar Türkiye’de bakıldı.
9 Temmuz 1942-9 Mart 1943I.Rüştü Saraçoğlu Hükümeti

25

16 Temmuz 1942

26

Yeni Adam İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun Darülfününden uzaklaştırıldıktan ölümüne değin değişik aralıklarla yayınladığı dergidir. ‘Fabrikada Çalışan Çocuklar’ İş Kanunu ve Amele’ ‘Zonguldakta Amele Hayatı’ İş Hayatında Çocuk’ gibi ülkenin toplumsal yaşamına eğilen yazılar çıkar. Tek Parti döneminde sanayileşmekten yana olan az dergilereden biridir ve ‘demokrasi büyük sanaie dayanan devlet idaresi demektir’.

 

15 Aralık 1942 Struma Vapuru İstanbul’a geldi.
1943
21 Ocak 1943

27a

27 Ocak 1927

28

29

 

9 Mart 1943-7 Ağustos 1946II. Rüştü Saraçoğlu Hükümeti

 

19 Mayıs 1943 –Ankara’da Gençlik Parkı açıldı.
30

31

32

 

14 Ekim 1943 Büyük Doğu, 1943-1978 yılları arasında, Necip Fazıl Kısakürek’in değişik evrelerde yayınladığı dergidir. Dergi yazarları kendilerine “Büyük Doğucu”lar derlerdi. İslamî bir bakış açısına sahipti. Büyük Doğu dergisi, başlangıçta, birçoğu Necip Fazıl’ın yakın arkadaşı olan ve dönemin ünlü entelektüellerini kadrosunda barındıran bir dergiydi. İlk dönem Büyük Doğu’larda, Sait Faik’ten Özdemir Asaf’a, Oktay Akbal’dan Salih Murad Uzdilek’e kadar pek çok isim göze çarpar.

 

33

 

1 Kasım 1943
Meclis’in VII. dönem I. toplantı yılını açarken İsmet İnönü:
‘Türkiye’nin toprak talebi yoktur! İngiltere ile ittifakına da ihanet edemez. Alman asker ve malzemesine geçit de veremez. Fakat Almanya Türkiye’ye saldırmamayı taahhüt ettiği takdirde, Almanya’nın herhangi bir devletle yaptığı harpte tarafsız kalmayı ve saldırmamayı kabul eder. Türkiyenin hiç kimseden ne bir hak, ne toprak talebi, ne de hiç kimseye bir hak ve bir toprak borcu vardır.’
7 Aralık 1943 Roosevelt-İnönü-Churchill buluşması.
21 Aralık 1943 Mahmut Esat Bozkurt İstanbul’da öldü. (1892, Kuşadası ) Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarından ve Türkiye’de hukuki temellerinin atılmasında katkılarda bulunmuş bir devlet adamıdır.

34

1944

35

Sınıf, Rıfat Ilgaz’ın Balıkpazarı’nda limon satan, Tahtakale’de çaycılık yapan, fakirlikten okula gelemeyen öğrencileri anlattığı bir şiir kitabı. 1944 yılı başlarında, Devrim Kitabevi’nden çıkmış. Kapağının kırmızı olması, şiirlerin konusu, kitabın ismi ve yayınevinin ismi bir araya gelince, kitap sadece 25 gün satışta kaldıktan sonra sıkıyönetim tarafından toplatıldı.

36

Kitaptaki kahramanlardan biri eski bir asker kaputu giydiği için 1944’te Bakanları Kurulu kararıyla toplatıldı.

 

26 Nisan 1944 Sabahattin Ali- Nihal Atsız Davası.
28 Nisan 1944 Toprak Mahsülleri Vergisi çıktı.
24 Haziran 1944

 

37

 

2. Emisyon – 1. Tertip
Basım Yeri: Almanya
Boyut: 55×125 mm
Basılan Miktar: 40.000.000
İmza: Kemal Zaim Sunel, Nedim Ersun
Zaman Aşımı Süresi Sonu: 12 Ağustos 1957

Filigran: Yoktur
26 Haziran 1944 Zirai Donatım Kurumu.
2 Ağustos 1944’te Türkiye Almanya ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini kesmişti.
7 Eylül 1944 Irkçı-Turancı Davası
Aralarında Reha Oğuz Türkkan, Fethi Tevetoğlu, Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan ve Alpaslan Türkeş gibi isimlerin bulunduğu “Irkçı-Turancılar Davası” başladı.
1945
10 Ocak 1945 Anayasa Türkçeleştirildi.
10 Ocak 1945 –bazı ay adlarının değiştirilmesi kabul edildi .Teşrinievvel(Ekim),Teşrini nisani(kasım),Kanunuevvel(aralık),kanunusani(ocak) olarak değiştirildi .
23 Şubat 1945 Türkiye Almanya’ya kağıt üzerinde savaş ilan etti.
23 Şubat 1945’te ABD ile ilk ikili anlaşma.
19 Mart 1945 günü Sovyet Dışişleri Bakanı Molotov tarafından Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Selim Sarper’e verilen bir notayaoldukça şaşırmıştır. Bildiride özetle 17 Aralık 1925’ten beri yürürlükte olan Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması’nın değişen dünya şartları
neticesinde artık işlevini yitirdiğinden ve iyileştirilmesi gerektiğinden bahsedilmekte, ayrıca antlaşma süresi dolduktan sonra Sovyet Hükümeti
tarafından uzatılmayıp feshedilmek istendiği açıklanmaktadır.

 
7 Haziran 1945’te Büyükelçi Sarper ile Molotov Moskova’da bir araya gelmişlerdir. Yeni bir anlaşma umarak toplantıya giden Sarper, bunun yerine yeni bir sınır düzenlemesi, Kars ve Ardahan’ın Sovyetler Birliği’ne bırakılması, Montreoux Anlaşmasının yeniden düzenlenmesi, Boğazlarda Sovyet üslerinin kurulması gibi Türkiye tarafından kabul edilemez tekliflerle karşılaşmıştır

 
11 Haziran 1945-Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kabul edildi. 11 Haziran’ı takip eden Pazar günü ‘Toprak Bayramı’ olarak kutlanacak.Buna göre,toprak sahipliğinde mülkiyet üst siniri en fazla beşbin(5.000)dönüm,alt sinir ise elli(50)dönüm olacaktı.Kısacası topraksız köylü kalmayacak,ağalık ve beylik son bulacak;herkes kendi işinin ve toprağının efendisi olacaktı.
38

12 Haziran 1945 Dörtlü Takrir, CHP’li Celâl Bayar, Refik Koraltan, Adnan Menderes ve Fuad Köprülü’nün meclis grubunda açık olarak görüşülmek üzere verdiği önergedir. Dört kişi verdiği için Dörtlü Takrir diye anılır.
Topraksız köylünün topraklandırılması fikrine karşı kendileri de toprak ağası olan kimi siyasilerin, topraklarını kaybetme endişesiyle harekete geçerek hazırladıkları bir önergedir
7 Temmuz 1945 Nuri Demirağ Milli Kalkınma Partisi.
9 Temmuz 1945 İşçi Sigortaları Kanunu.
21 Eylül 1945 Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltay CHP ihraç edildi.

 
28 Eylül 1945 Celal Bayar CHP’den istifa etti.
21 Ekim 1945 Nüfüs sayımı 18.790.174

 
4 Aralık 1945 Tan Olayı, dönemin en tanınmış ve sol eğilimli gazetelerinden “Tan” gazetesi ve matbaası kışkırtma sonucu öğrencilerce basıldı. Gazete ve matbaa tahrip edildi. İsmet İnönü Celal Bayar’I Çankaya’ya akşam yemeğine çağırdı. Yeni parti kurulmasını konuştular.

 
13 Aralık 1945 Dil Tarih ve Coğrafya Fakültasi dekanı Prof. Dr. Enver Ziya Karal’ın Milli Eğitim Bakanlığı’na 13 Aralık 1945’te yazdığı raporla başlar. Bu raporda Doçent Behice Boran, Doçent Pertev Naili Boratav, ve Doçent Niyazi Berkes’in “İstanbul’da yayınlanan ve siyasi görüşü ilmi düşünceyle uzlaşma kabul etmeyen” bir dergiye yazı vaadi verdiğini, bu durumun okuldaki eğitim-öğretim için sakınca barındırdığı beliritiliyordu. Bahsedilen dergi Zekeriya Sertel’in “Görüşler” isimli dergisiydi.

 
15 Aralık 1945’te bahsedilen öğretim üyeleri aktif eğitimden çıkarıldı ve bakanlık emrine alındı. Bunun üzerine öğretim üyeleri Danıştay’a başvurdu; Danıştay’da 26 Mart 1946 günü oy birliği ile tasfiye kararını iptal etti.

 
Komünistlik ile suçlanan öğretim üyelerinin üniversiteye geri döndüğünü duyan milliyetçi görüşlü öğrenciler Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurarak Behice Boran ve Pertev Boratav’ın üniversiteden çıkarılmasını istediler. Bununla da kalmayıp Boratav’ın o gün konferans vereceği salonu bastılar, burada eylem yapıp rektörün istifasını istediler; rektör Şevket Aziz Kansu’ya zorla istifa dilekçesi imzalattılar. Rektör Kansu’yu polis ve jandarma fakülteyi abluka altına alarak odasından çıkartabildi; öğrenciler de fakülteden çıkıp halkevlerinin bulunduğu binayı kuşattılar ve solcu olarak tanınan Türkiye Gençler Derneği şubesine girerek büyük tahribat yarattılar.

 
Olaylardan sonra Pertev Boratav, Behice Boran, Niyazi Berkes ve Muzaffer Şerif Başoğlu hakkında soruşturma açıldı.

 
Soruşturmalarda diğer öğretim üyelerinden milliyetçi öğrencilere kadar iki yüz tanığın ifadesi alındı. Boratav, Boran ve Berkes Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandılar. Yargılama sonucu Boratav aklandı ama Boran ve Berkes “görevi kötüye kullanmak”tan dolayı ceza aldılar ancak bu ceza kararı Yargıtay tarafından bozuldu. Netice itibariyle, yargılanan tüm profesörler beraat etmiş oldular. Yargıtay’ın kararı bozması sonucu CHP hükümeti öğretim üyelerinden kurtulmak için onların kadrolarını kaldırmaya karar verdi. 5 Temmuz 1948 günü TBMM’de görüşülen tasarı gereği bu öğretim üyelerinin kadroları kaldırıldı. Azra Erhat ve Adnan Cemgil’de üniversiteden uzaklaştırıldı.

 

 

1946

 
7 Ocak 1946’da Demokrat Parti kuruldu.

 
8 Ocak 1946 Celal Bayar DP Başkanı oldu.

 
21 Ocak 1946 İş ve İşçi Bulma Kurumu kanunu

 
23 Ocak 1946 Tan ve Yeni Sabah gazeteleri davasında Zekeriya Sertel, Cemalettin Saraçoğlu, Halil Lütfü Dördüncü ve Sami Karayel 3,5 ay hapse mahküm oldular. Toprak Mahülleri Vergisi kaldırıldı.

 
26 January 1948Musa Kâzım Karabekir öldü (23 July 1882)

 
5 Nisan 1946 Missouri İstanbul’da ABD Donanmasına ait Missouri savaş gemisi İstanbul’a geldi. Gemi, Amerika’da ölen elçimiz Münir Ertegün’ün tabutunu taşıyordu. Bu ziyaret basit bir ziyaret olmayıp, Türk-ABD ilişkileri için jest olarak algılandı.

 

 

39

 

17 Haziran 1946 Türkiye İşçi ve Çiftçi Partisi tarihinde İstanbul’da kurulmuştur. Kurucuları: Ethem Ruhi Balkan (Avukat), Selahaddin Yorulmazoğlu, Mehmet Şükrü Tokay, Necmettin Deliorman, Ali Esinkova, İbrahim Tokay, İrfan Recep Noyal. Programına göre; bu parti bir sınıf partisidir. Amacı partinin temsil ettiği sınıfların menfaatlerini koru¬maktır. Ayrıca tercih edilen idare sistemi demokrasi, anlayış olarak milliyetçi, iktisadî siyaset açısından devletçi ve lâik bir partidir. Diğer bir kurucu üye de Mehmet Şükrü Sekban’dır. La Question Kurde’ adlı bir kitap yazmış Kürtlerin Türk olduğunu ilk kez dile getirmiştir. Bundan kaynakla bir çok kişi propaganda amaçlı aynı konuyu işlemiş ve Türk ve Kürt’ü birbirine düşman etmiştir. Şimdi resmi kökenliymiş gibi gösterilerek düşmanlık devam ettiriliyor. 17 Haziran 1946 Türkiye İşçi ve Çiftçi Partisi tarihinde İstanbul’da kurulmuştur. Kurucuları: Ethem Ruhi Balkan (Avukat), Selahaddin Yorulmazoğlu, Mehmet Şükrü Tokay, Necmettin Deliorman, Ali Esinkova, İbrahim Tokay, İrfan Recep Noyal. Programına göre; bu parti bir sınıf partisidir. Amacı partinin temsil ettiği sınıfların menfaatlerini koru¬maktır. Ayrıca tercih edilen idare sistemi demokrasi, anlayış olarak milliyetçi, iktisadî siyaset açısından devletçi ve lâik bir partidir. Diğer bir kurucu üye de Mehmet Şükrü Sekban’dır. La Question Kurde’ adlı bir kitap yazmış Kürtlerin Türk olduğunu ilk kez dile getirmiştir. Bundan kaynakla bir çok kişi propaganda amaçlı aynı konuyu işlemiş ve Türk ve Kürt’ü birbirine düşman etmiştir. Şimdi resmi kökenliymiş gibi gösterilerek düşmanlık devam ettiriliyor.

 

40

 

21 Temmuz 1946 İlk Çok Partili Seçimler Cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet partili seçimi yapıldı. CHP 396, DP 61 milletvekili çıkardı.

 

41
42

 

7 Ağustos 1946-10 Eylül 1947 Recep Peker Hükümeti

 
8 Ağustos 1946, Sovyetler Birliği Türk dışişlerine Boğazlar konusunda bir nota vermiştir:

 
1-Boğazlar bütün memleketlerin ticaret gemilerine daima açık olmalıdır.

 
2-Boğazlar Karadeniz devletlerinin harp gemilerine daima açık olmalıdır.

 
3-Karadeniz’de sahili bulunmayan devletlerin harp gemilerinin Boğazlardan geçmesi, özel şekilde öngörülen haller hariç, yasaklanmalıdır.

 
4-Boğazlar rejiminin tespiti Türkiye ile diğer Karadeniz Devletlerinin salahiyetinde olmalıdır.

 
5-Bu rejimin uygulanmasını ve Boğazların savunulmasını Türkiye ile Rusya ortaklaşa yürütmelidirler.

 
25 Kasım 1946 Marko Paşa’nın ilk sayısı. Sabahattin Ali başyazarlığını, Mustafa Mim Uykusuz da çizerliğini üstlenmiştir. Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz’ın yazarlığını yaptığı Türk basın tarihinin en yüksek tirajlı mizah yayınlarından biri olmuştur. Markopaşa “Toplatılmadığı zamanlar çıkar” veya “Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar.” gibi ibarelerle çıkardı

 
Markopaşa kapatılınca sırasıyla; Merhumpaşa, Malumpaşa, Yedi-Sekiz Hasan Paşa, Hür Marko Paşa, Bizim Paşa, Ali Baba ve Kırk Haramiler adları altında yeniden çıkarıldı.

43

1947

44

Hikâye şu sözlerle bitiyor: “Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.”

 
Sırça Köşk’teki iktidar eleştirisi gözlerden kaçmaz. 1947’de basılan basılan kitap, Bakanlar Kurulu kararıyla hemen toplatılır.

 

 

11 Mart 1947’de Türkiye Amerika’nın sömürü mekanizması Uluslararası Para Fonu IMF’ye girdi.

 
12 Mart 1947 ABD Yardımı.

45

1 Nisan 1947 ‘ABD’nin ciddi yazarlarından Walter Lippman, New York Herald Tribune’ne yazdığı yazı: ‘Türkiye ve Yunanistan’I gerçekten yardıma muhtaç oldukları ya da demokrasi modeli teşkil ettikleri için seçmedik. Bu ülkeleri, Sovyetler Birliği’nin kalbine ve Karadeniz’e açılan stratejik kapılar olduğu için seçtik.’

 
3 Temmuz 1947

 
1 Nisan 1947 ‘ABD’nin ciddi yazarlarından Walter Lippman, New York Herald Tribune’ne yazdığı yazı: ‘Türkiye ve Yunanistan’I gerçekten yardıma muhtaç oldukları ya da demokrasi modeli teşkil ettikleri için seçmedik. Bu ülkeleri, Sovyetler Birliği’nin kalbine ve Karadeniz’e açılan stratejik kapılar olduğu için seçtik.’

 
3 Temmuz 1947

46

 

10 Eylül 1947-10 Haziran 1948 I. Hasan Saka Hükümeti

 

1948

 
2 Nisan 1948 Sabahattin Ali’nin öldürülmesi.
Sabahattin Ali – Aldırma Gönül Aldırma

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelir duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül aldırma

Görmek istersen denizi
Yukarıya çevir yüzü
Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma gönül aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Mahpus yata yata biter
Aldırma gönül aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah’a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül aldırma

 

 

3 Nisan 1948 Türkiye Avrupa Ekonomik İşbirliği’ne katıldı.

 
5 Haziran 1948: İstanbul’da Komünizmle Mücadele Derneği kuruldu. İlk kongresini 30 Ekim 1948’de yapan dernek, Türkiye çapında CIA destekli sol karşıtı kontrgerilla faaliyetleri etkili bir biçimde sürdüren 1963 yılında 9, 1968 yılında 141 şubeye sahipti.

 
Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği ise 1963 yılında kuruldu. Derneğin çalışmaları, 1965 yılında genel başkanlığa Toprak Dergisi sahibi İlhan Egemen Darendelioğlu’nun geçmesi ile hızla yaygınlaştı. 1965 yılından itibaren İzmir, Antalya, Adana, Erzurum, Kars ve Trabzon’da mitingler düzenledi. Fethullah Gülen bu yıllarda Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’ninkurucuları arasında idi. Derneğin önde gelen üyeleri, daha sonra İlim Yayma Cemiyeti’nin kuruluşuna da önayak olmuşlardır. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, 16 Temmuz 1965 tarihinde, TİP’in Bursa mitingine yapılan saldırı sonrasında Komünizmle Mücadele Derneği fahri başkanlığından ayrılmıştı.

 

47

48

 

1 Mayıs 1948 Hürriyet, Sedat Simavi tarafından kurulan günümüzde Doğan Yayın Holding bünyesinde bulunan günlük yayınlanan gazete.

 

49

 

21 Mayıs 1948 tarihinde İmam Hatip Yetiştirme Kursları açılması önergesi kabul edilmiştir. Bu kursların süresi 10 aydır. Türkiye genelinde toplamda 10 tane de kurs merkezi açılmıştır. Kursun programı Fıkıh hariç dini dersleri içerirken, bunun yanında tarih, coğrafya, Türkçe gibi kültür derslerine de yer verilmesine rağmen matematik ve fen grubu dersleri hiç verilmemiştir.
10 Haziran 1948-16 Ocak 1949 II. Hasan Saka Hükümeti
1949
1 Ocak 1949 – 1 Haziran 1950 Yaprak, arasında, Orhan Veli Kanık’ın önderliğinde Ankara’da yayınlanmış edebiyat dergisi.

 

50

4 Ocak 1949

51

16 Ocak 1949-22 Mayıs 1950 Şemsettin Günaltay Hükümeti.
24 Ocak 1949 Erzincan milletvekili şair Onuncu Yıl Marşı yazarıBehçet Kemal Çağlıyan, Şemsettin Günaltay’ ın başbakanlığa atanmasının ardından Atatürk devrimlerinden ödün verildiği gerekçesiyle partisinden de milletvekilliğinden de istifa etmiştir.

 

5 Mayıs 1949 Türkiye Avrupa Konseyine katıldı.
14 Ekim 1949 Büyük Doğu

52

7 Kasım 1949 Sabah Postası
53

1950
2 Mart 1950 Muğlalı Davası
Orgeneral Mustafa Muğlalı idama mahkum oldu. Cezası sonra müebbete çevrildi. Karara gerekçe olan olay Van’ın Özalp ilçesinde 33 köylünün öldürülmesiydi. Milli Birlik Komitesi’nin üyelerinden Orhan Erkanlı hadiseyi şöyle değerlendirmektedir:

“Demokratlar, bitmez tükenmez müsademelerde (silâhlı çatışma) eşkıya takiplerinde şehit düşen Türk ordusunun evlâtlarının hesabını soracak yerde kendi siyasi çıkarları uğruna, Kâzım Karabekir’den sonra Doğu’da ilk defa nisbi bir sükunet sağlayan büyük kumandan Muğlalı’yı mahkeme huzuruna çıkarmayı tercih ettiler. Elbette bu uygulamadan devrin hükümetlerinin ve İnönü’nün de haberi vardı. Fakat yiğit Muğlalı, askerliğin, kumandanlığın ezeli kuralına uyarak (kumandan yapılan ve yapılmayan her şeyden sorumludur) suçlamaları üzerine aldı ve neticede ölüme mahkûm edildi.”

 
Asım Gündüz, hayatının önemli aşamalarını anlattığı “Hatıralarım” isimli eserinde zaman zaman döneminin önemli isimleri hakkında bazı ufak bilgiler veya onlarla yaşadığı bazı küçük anıları okuyucuya aktarır. Asım Gündüz, Mustafa Muğlalı hakkında bilgileri “Hatay Meselesi ve Muğlalı” başlığı ile anlatmış:

 
HATAY MESELESİ VE MUĞLALI

 
Atatürk birbiri ardına gerçekleştirdiği inkılâpları ile çok yorulmuştu. Durmadan çalışıyordu. Prof. Afet İnan’la gece gündüz Türk tarihini aydınlatmak çabasındaydı. Hafif rahatsızlık belirtileri de görülmeye başlamıştı. Milli Mücadele’ye başlarken çizdiği “Milli Misak”a dahil olmasına rağmen, Lozan görüşmelerinde halli ileriye bırakılan “Hatay”ın anayurda ilhakı meselesini halletmek istiyordu. Hatay Fransızlardan alınacaktı. İsmet Paşa, başbakan olarak devletin başına bir gaile açmasından korkuyordu. Fransızların Birinci Düya Savaşı’ndan sonraki güçlü Kara, Hava ve Deniz kuvvetinden çekiniyorduk. Ama Atatürk bizler gibi düşnmüyor ve “Fransızlar artık savaş sonu miskinliğine girmişlerdir. Müstemlekeler kendilerini kurtuluşa çağıracak liderleri bekliyor.” diyordu. Celal Bayar kabinesi de bu konuda Atatürk’e gereğince yar olmamıştı. Bunun üzerine komutanlarla bir toplantı yapmaya karar vermişti. Toplantıya Batı Aadolu’daki beş kolordunun komutanları da katılıyordu. Atatürk, Hatay adını verdiği Antakya ve İskenderun’un tarihi ve coğrafi durumunu uzun uzun anlatmış ve burasının Türk yurdunun bir parçası olduğunu söylemişti. Hatay’ın Anayurda ilhakının nasıl ve hangi yolla olacağı hususunda kumandanların fikirlerini sormuştu. Birinci Kolordu Komutanı Korgeneral Mustafa Muğlalı heyecanla söz almış ve şöyle demişti:

 
“Atam!… Siz üzülmeyin. Beni Kayseri’deki 6. Kolordu’ya tayin edin. Bir manevra bahanesiyle kısmi seferberlik yapayım, emrimdeki iki tümen ve Dötyol’daki Dağ Tugayı ile Suriye’ye girip Antakya ve İskenderun’u Fransızlardan alayım… Sonra da siz beni asi ilan eder ve gelir asarsınız. Ama siz üzülmeyin ve arzunuz olsun…”

 

 

Atatürk bu sözler karşısında heyecanlanmıştı, kalktı Muğlalı’yı kucakladı ve öptü…

 
Mustafa Muğlalı hakikaten kahraman ve fedakar bir subaydı. İkinci Meşrutiyet’ten önce Rumeli’de Bulgar ve Sırp Komitacılarıyla çarpışmış. Birinci Dünya ve İstiklal Savaşlarına değerli hizmetler görmüştü. İkinci Dünya Savaşı’nda da Trakya boşaltmasında vazife görerek Orgeneralliğe ve ordu kumandanlığına kadar yükselmişti. Milli Mücadele’den sonra Doğu Anadolu’da huzur ve güveni sağlamak için ne yazık ki sonradan politik oyunlara alet edilmiş ve bu değerli komutan tutuklanıp mahkemelere verilmiş ve idam sehpasına bile götürülmek istenmiştir. Bu olup bitenlere seyirci kalan veya Muğlalı’ya bu muameleyi yapan idarecileri ben hiçbir zaman affetmem. Memleket çıkarları hiçbir zaman kısır parti ve şahıs çıkarları önünde yerlere serilmemelidir. Bunu yapanlar hiçbir devirde “Devlet adamı” vasfına sahip değillerdir.

 

 

OTUZÜÇ KURŞUN

Bu dağ Mengene dağıdır
Tanyeri atanda Van’da
Bu dağ Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşı
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanın seccade Acem mülküdür
Doruklarda buzulların salkımı
Firari guvercinler su başlarında
Ve karaca sürüsü,
Keklik takımı…

Yiğitlik inkar gelinmez
Tek’e – tek döğüşte yenilmediler
Bin yıllardan bu yan, bura uşağı
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzuç kan pınarı
Akmaz,
Göl olmuş bu dağda…

Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
Sırtı alaçakır
Karnı sütbeyaz
Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
Yüreği ağzında öyle zavallı
Tövbeye getirir insanı
Tenhaydı, tenhaydı vakitler
Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

Baktı otuzüçten biri
Karnında açlığın ağır boşluğu
Saç, sakal bir karış
Yakasında bit,
Baktı kolları vurulu,
Cehennem yürekli bir yiğit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.

Düştü nazlı filintası aklına,
Yastığı altında küsmüş,
Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
Perçemi mavi boncuklu,
Alnında akıtma
Üç topuğu ak,
Eşkini hovarda, kıvrak,
Doru, seglavi kısrağı.
Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle arkasında bir soğuk namlu
Bulunmayaydı,
Sığınabilirdi yüceltilere…
Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,
Yanan cıgaranın külünü,
Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
Engereğin dilini,
İlk atımda uçuran
Usta elleri…

Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen boğazların kıyametini
Karlı, yumuşacık hıyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri…
Çaresiz
Vurulacaktı,
Buyruk kesindi,
Gayrı gözlerini kör sürüngenler
Yüreğini leş kuşları yesindi…

Vurulmuşum
Dağların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında
Yatarım
Kanlı, upuzun…
Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız
Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki…
Ölüm buyruğunu uyguladılar,
Mavi dağ dumanını
ve uyur-uyanık seher yelini
Kanlara buladılar.
Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul-usul yoklayıp
Aradılar.
Didik-didik ettiler
Kirmanşah dokuması al kuşağımı
Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı Acemelinden…

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına…

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki…

Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşını
Üç nazlı selvi,
Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kirve, hısım, dağların çocukları
Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

Bıyıkları yeni terlemiş daha
Benim küçük dayım Nazif
Yakışıklı,
Hafif,
İyi süvari
Vurun kardaş demiş
Namus günüdür
Ve şaha kaldırmış atını.

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki…

Ahmed ARİF

 
9 Nisan 1950 Nazım Hikmet açlık grevine başlar
10 Mayıs 1950 Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım açlık grevine başlar.

54

10 Mayıs 1950’de şair Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat açlık grevine başlarlar.

 

10 Mayıs 1950
10 Mayıs 1950’de şair Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat açlık grevine başlarlar.

 

10 Mayıs 1950
55

14 Mayıs 1950 DP İktidarı

 
O güne kadarki CHP’nin tek parti iktidarına seçimler yoluyla son verildi. “Yeter, söz milletindir!” şiarıyla yola çıkan Demokrat Parti 14 Mayıs’taki seçimlerde 396 milletvekili çıkartarak tek başına iktidar oldu. CHP 68 milletvekili çıkartabildi. Celal Bayar Cmhurbaşkanı, Adnan Menderes Başbakan oldu. Böylelikle yeni bir dönem başlıyordu.

 
19 Mayıs 1950 Nazım Hikmet avukatlarının isteği üzerine açlık grevine ara verir. Çıkarılan Genel Af Kanunu’yla serbest bırakılır.

 
Mustafa Mersinoğlu Brighton

 

Mustafa Mersinoğlu Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
‘Bütün insanları bazen kandırabilirsiniz, bazı insanları her zaman ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız’
23 Haziran seçimleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin seçenekleri
‘Ne güzeldir, dağların üstünde onun ayakları, ki müjde götürür’