1453 “Kartalların” profili

1453 “Kartalların” profili
25 Eylül 2013 17:30

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Gezi olaylarından dolayı olağanüstü gıcık olduğu Beşiktaş-Çarşı’ya karşı, en azından dolaylı olarak ve el altından, 1453 Kartalları denilen grubu örgütlediğine hemen hemen eminim.

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 

 

Ancak…

 

AKP açısından ne hazindir ki, böyle oldurma bir grubu oluştururken bile, bu gruba katacağı kendi tabanı yok.

 

Yani, Beşiktaş Çarşı’nın çakmasına bile adamları yok.

 

Şöyle ki…

 

Önce tv ekranlarında izlerken dikkatimi çekti…

 

Stadyuma duvarların üstünden atlayarak giren 1453 Kartalları’nın kılığı kıyafeti ve beden kültürünün AKP ile alakası yoktu.

 

Salaş giyimli, Harlem tipi kapüşonlu sweatler, beli düşük bol pantolonlar, kafaya sarılmış atkılar vs. ile yavaş, tepkisiz, ifadesiz ve itaatkar bir AKP’li profili değil, tipik yoksul şehirli, göç etmiş ve statü bulamamış isyankar yeni şehirli gibi bir profil taşıyorlardı.

 

Bu gözlemimden sonra ilginç birşey daha oldu.

 

Gazetelere olayları çıkaran 1453 grubuna dahil isimler olarak yansıyanlar arasındaki soyadı dikkatimi çekti.

 

Bu soyadı önceleri Anavatan Partisi’nden Küçükçekmece belediye başkanlığı yapmış olan Kürt kökenli birisine aitti ve benim gazetede gördüğüm ve aynı soyadını taşıyan birçok Küçükçekmeceli genç de bu kişinin akrabaları idi.

 

Dolayısyla…

 

Bu 1453 grubunu teşkil eden gençler, kanımca, sonradan yerleşimin yaygın, Kürt nüfusun çok, gençler arasında işsizliğin bol, sosyal sorunların yoğun, kimliksel problemlerin görülür olduğu Küçükçekmece’den ve aslında AKP tabanına ait değiller.

 

Ve, kuvvetle muhtemel AKP’nin o yöredeki (mutlaka başka benzer İstanbul semtlerinden de gençler vardır) teşkilatları veya onlarla bağ içersindeki kişiler tarafından organize edilmişlerdir.

 

Ki, toplumda kendine bir yer, bir statü arayan ve sosyal imkanlardan mahrum gençler çok kolayca bu tür grupların içine girerler ve söz konusu gruba girişin bizzat iktidar partisi tarafından teşvik ediliyor olması da bu girişi çok daha çekici hale getirir.

 

Hülasası, bu konu kapsamında iki hususa temas etmek istiyorum…

 

AKP Türkiye’nin futbol kültürüne imreniyor ve ona hakim olmaya çalışıyor ama bu kültüre uygun bir yapısı yok, dolayısıyla oluşturduğu grupları bile kendi tabanı dışından bulmak zorunda.

 

İkincisi de şu ki, bu 1453 grubu ile temas imkanı olanlar bence onlarla konuşup, iletişim kurabilirler.

 

Bazı gruplar, Hükümet tarafından topluma karşı kışkırtılsalar bile, zamanla dost hale gelebilirler belki.

 

GÜL BU SÖYLEDİĞİNİN DOĞRU OLMADIĞINI BİLİYOR OLMALI

 

AKP mensupları yurtdışında konuşurken hep gerçeklerinden farklı ve sempatik bir profil çizmeye büyük özen gösteriyorlar.

 

Son olarak da Gül, New York’da, ağırlıklı olarak yatırımcıların katıldığı bir toplantıda, “Gezi olaylarının başlangıcı ile gurur duyuyorum.” dedikten sonra Gezi olayları ile ilgili olarak şöyle ve yanlış bir resim çizmiş konuşmasında; mealen aktarıyorum…

 

“Gezi olayları bizim iktidarımızın Türkiye’yi ne kadar demokratikleştirdiğini ve Türkiye’yi artık şehircilik ve çevrecilik gibi demokratik toplumlarda sık görülen eylemler yapmaya müsait bir ülke haline getirdiğini gösteriyor.”

 

Kaba olmak istemiyorum ama bu sözler külliyen yalan.

 

Çünkü…

 

1-AKP sadece Gezi eylemleri sırasında değil, mesela taa 2007’deki 1 Mayıs’da, Tekel işçi eylemlerinde, öğrencilerin pankartlı protestolarında, nükleer santral protestolarında vs. son derece brutal bir biçimde bastırdı tepkileri.

 

2-Türkiye’de bilhassa son 5 yılda yapılan eylemler ve son olarak da Gezi eylemleri AKP iktidarının demokrasiye meyyalliği nedeniyle değil, onun baskıcı ve boğucu iklimine karşı oluştu.

 

3-Türkiye sivil toplum ve demokrasi hareketlerini esasen, 1968, 1978 kuşakları zamanında, daha sonra 1980 sonrasının liberalizasyon akımlarında, basının o zamanlarda buna katttığı büyük ivmeyle ve en nihayetinde de 57. Hükümet zamanında gerçekleşen bir siyasal-toplumsal-yasal kurumlaşma ile oluşturdu. AKP’nin buna milim katkısı olmadı. O sadece din eksenli konularda aktif oldu. Ve, iktidarını pekiştirdikten sonra “elinde balta” tüm birikimlerimizi yıkmaya başladı.

 

4-Gül aynı konuşmasında Gezi eylemlerinin sorun yaratan kısmının (yani iktidarı rahatsız eden kısmının) radikal eylemcilerin olaya dahil olması olduğunu söyledi Bu da külliyen yalan. Gezi eylemlerinde Hükümetin brutalliği perşembeyi cumaya bağlayan o sabah başladı ve aynı gün İstanbul’dan akın akın insanlar Taksim meydanına yürüdü. Bunların hiçbirisi radikal değildi, çoğunluğu da teyze, amca, yeğen denebilecek insanlardandı. Ağırlıklı olarak da İstanbul’un orta sınıfıydı, ki, orta sınıf radikal asla değildir, tam tersine kuralcı ve yasacıdır.

 

Yani, ben bu kadar çok yanlış sözü birarada, Sayın Gül’e dahi yakıştıramadım.

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Bahçeli ÜSYE mi?
Kaftancıoğlu İmamoğlu ile doğrudan konuşmalıydı
Çok güçlü bir 10 Kasım